UEFA Başkanı Platini'den istirhamım; Cüneyt Çakır'a final maçı verilmesi. Biliyorum zor bir istek. Ancak yine de gönlümden geçen Çakır'ın, hem 2012'de "Avrupa'da ilk final maçını yöneten Türk" olarak tarihe geçmesi, hem de Türk hakemliğinin ufkunu değiştirecek yeni bir yol açmasıdır. Düşünün, en kıdemli hakemin bile zorlanacağı "top kale çigizisini geçti mi, geçmedi mi?" gibi tartışmalı pozisyonu bile Cüneyt Hoca, tereyağından kıl çeker gibi tereddütsüz karara bağladı. Böyle bir hakemi yeni bir maçla ödüllendirmek gerekmez mi? Mücadele açısından İtalya gibi sert ve İrlanda gibi savaşçı ruha sahip iki takım arasındaki, "kemik sesleri"nin geldiği bir maçı soğukkanlı ve ağır ağabey saygınlığında başarıyla yönetiyorsa, o hakem finali hak etmiyor mudur? Pardon, "En büyük dezavantajı turnuvanın en genç hakemi" olması deniyor. Hayır! Aslında, "en büyük avantajı"dır bu özelliği. Sonuç, Platini'den Ukrayna-İsveç ve İtalya-İrlanda maçlarında takdir toplayan o yüksek öz güven, futbolcularla kurduğu sağlıklı iletişim ve başarılı yönetimi gösteren hakeme final yönettirmesini talep ediyorum. Diyeceksiniz ki, Platini mi veriyor maçları? Hayır ama mesajım en tepeye!.. MIHLAMA Kusur, ağzı ballı, kuyruğu zehirli arı gibidir. Hollanda keklik mi? Ne ahmaklık; Hollanda'yı çantada keklik görmek. Hollanda'yı "Biz de eleriz. Eleyemezsek büyük hayal kırıklığı olur" demek. Maalesef, etrafta, bu hesapları yapan o kadar "otorite" var ki; "A Milli Takımımız, bu Hollanda'yı geçip grup 1.si olarak 2014 Dünya Kupası finallerine gidemezse hayal kırıklığı olur" diyen. Yapmayın efendiler!.. İş bu kadar basit değil. Ama gel de anlat bizim günübirlik yaşayan o kafalara, Hollanda'nın avlanacak keklik olmadığını... Bir takım, bir turnuvada başarısız oldu diye bir sonraki turnuvada da başarısız olacağı anlamına gelmeyeceğini. Hayır, beyler diyorlar ki, "Hollanda'yı Portekiz yeniyorsa biz de yenebiliriz." Niye? Hazırlık maçında Portekiz'i yendik de onun için, maalesef mantık bu. Aman dikkat Abdullah Hocam!.. Sakın bu pencereden bakma Hollanda gerçeğine. Ki, o "çantada keklik" gösterilen Hollanda, Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası tarihinde 32 yıl sonra ilk kez puan alamadı. Gerçi Euro 1984'e katılamadı ama daha sonra 1 kez şampiyon, 3 kez yarı final, 2 kez de çeyrek final oynadı. Bu gerçeği asla aklınızdan çıkarmayın. Hasan Basri Güzeloğlu! Spora bu denli hakim ve olimpiyat gerçeğini böylesine kavramış bir mülki amiri ilk defa tanıdım. İnanılmaz ölçüde mutlu oldum. ..Ve iftiharla da, size Mersin Valimiz Hasan Basri Güzeloğlu'nun 1 yılda yaptıklarını anlatmak istiyorum. Ama?.. Bir itirafta bulunayım, iki yıl önce Akdeniz Oyunları Mersin'e verildiği gün "imkansız" demiştim kendi kendime. Valimiz, o gün "Başarırız" dediğinde ise, "Lafla peynir gemisi yürümez" diye dudak bükmüştüm. Yanılmışım. Zira, öyle "hadi" dediğin zaman yapılabilecek bir organizasyon değildi bu; olimpiyatlardan sonraki en kapsamlı organizasyon. Nitekim IOC denetçileri, 6 yıl boyunca aday şehri denetliyor, bir eksik bulursa, "kusura bakmayın" diyor. Yunanistan bu gerçeği bildiği için olimpiyat tecrübesine rağmen 6 yılda tamamlamayacağını itiraf ettiği organizasyonu, bizim iki yıla sığdırmamız nasıl mümkün olurdu? Fakat o imkansız diye baktığım organizasyonun altyapısı 1 yılda tamamlanmaz mı. Hem şaşırdım, hem gururlandım: "Tesisler, ulaşım, çevre, oteller, kültürel ve turizm aktiviteleriyle Mersin'in 1 yılda çehresi değişmiş, liman kentimiz Barcelona gibi spor şehrine dönüşmüş." Bu, benim değil IOC üyelerinin raporuyla tescil edilen bir hakikat. İnanın, gözlerimin içi doldu... Demek ki, istersek başarabiliyoruz. Andora'dan Cezayir'e, İspanya'dan Lübnan'a, Monako'dan Suriye'ye, Mısır'dan Yunanistan'a 25 ülke, 14 bin sporcu ve sporseverlerin kalbinin atacağı; atletizm, ritmik jimnastik, basketbol, voleybol, hentbol, tenis, yelken, kano, golf, judo, eskrim, engelli sporlar ve futbol gibi 28 spor dalıyla ilgili "Mersin'de neler yapıldı?" sorusunun cevabını haftaya, hep birlikte TGRTFM'de Hülya Düzgün Aksu'nun İpekyolu programında Sayın Valimiz ve bölgedeki gazeteci arkadaşlardan dinleyeceğiz. Kariyer Zirvesi! İhlas Vakfı'nın düzenlediği "Okul bitti HAYAT başlıyor" başlıklı Kariyer Zirvesi beni fiilen büyüledi. İstanbul Valimizden bir Kartal hikâyesi dinledim ki, müthişti. Sonuçta üniversite gençliğine ışık tutan ve girişimci ruhu özendiren paneldeki değerli konuşmacılar, beni hayli duygulandırdı. Bu ne güzellik, bu ne büyük bir heyecan ve bu ne muhteşem tablo... Özetle, çok istifade ettim, etkilendim ve anlatacak bir dizi başarı öyküsünü hafızama kaydettim. Teşekkürler...