F.Bahçe bal yapmayan arı gibiydi dün gece. Aykut Kocaman da o arı kovanının içine çomak sokan kişi. Ne taktiği taktik ne de oyunun gidişatına olumlu bir etkisi oldu. Adam adama markaj uygulaması da iflas etti. O yüzden bugün F.Bahçe'yi değil, Beşiktaş'ı anlatacağım. Ancak; Beşiktaş-F.Bahçe derbisinin özeti şu: Muhteşem taraftar... Muhteşem gol! Bir adam düşünün 45 dakika ezilsin. Koca devrede bir kez olsun markajındaki Ziegler'i geçemesin. Sonra, o ezildiği Ziegler'in üstüne üstüne gidip, bir çalımla geçsin ve arka direkteki Almeida'yı görsün. Ki, o pozisyonda Almeida'yı ancak bir lazer göz seçebilirdi. İtiraf edelim o ana kadar "Ne iş yapar?" denilen Q7, o pozisyonda ''Ben kariyerime laf ettirmeyecek kadar büyük futbolcuyum'' diye ortaya çıksın. İşte onun ortasında Porktekizli golcü Almeida topa öyle bir kafa koysun ki; Gökhan'a çarpan top filelerle buluştuğunda, kaleci Volkan bile boynunu büküp, ''Yapacak bir şey yok'' diye teslim bayrağını çekiversin. Ki, maçın başında UEFA Avrupa Ligi umudu olan Beşiktaş'ın F.Bahçe karşısındaki "en büyük kozu Q7", dediklerinde buna asla inanmam, diyordum, ben de binlercesi gibi. Beşiktaş'ın sağ kanat akınları top, Q7'ye geldiğinde acı fren ile duruyordu. Havutçu, yine de ısrar etti ve kazandı. Beşiktaş'ta benim en beğendiğim 2 oyuncu daha vardı, Fernandes ve Veli. Veli de Fernandes de inanılmaz pozisyonları kaçırdılar. İnsan bu tabloyu görünce, ''Bu Beşiktaş'ın başında Tayfur Havutçu değil de Mourinho olsa bundan daha fazlası olamazdı?'' diyor. Şimdi soruyorum bu sonuç G.Saray'ın işine yarar da Beşiktaş'a Avrupa kapısını açar mı? BU NASIL CEZA? Kadınları, erkekleri geçti!.. O nasıl bir çılgınlık, o nasıl bir destek, helal olsun. Güzel maçtı; top bir o kalede bir bu kaledeydi.