Futbolcusu Lincoln'ü gitmesi için ikna edemeyen G.Saray, zor gününde ''Gel bizi kurtar'' diye sıkı sıkıya sarıldığı Bülent Korkmaz'ı bir çırpıda gönderdi. Bülent Hoca'nın yerinde bugün ismi gündemde olan Ramos olsaydı, bu kadar kolay gönderilebilir miydi dersiniz? Kesinlikle hayır. Gönderirse de bedelini mutlaka öderdi. Çünkü profesyonellik, Beşiktaş-Del Bosque örneğinde olduğu gibi bunu kesinlikle affetmezdi. Ama söz konusu, Beşiktaş-Ertuğrul Sağlam örneğindeki gibi kendi evladı olunca, ne profesyonel şartlar işliyor ne de 1.5 yıllık sözleşmenin hükmü oluyor. Yazık! Türk futbolu ne çekiyorsa, bu kafadan çekiyor! Denizli bir yere gitmez Okuyucular soruyor, ''Mustafa Hoca, Beşiktaş'ı bırakacak mı?'' Neden bıraksın ki? Neden mi bu ısrarım, anlatayım? G.Saray, F.Bahçe ve Beşiktaş'ı şampiyon yaparak, adını ''rekortmen teknik adam'' diye tarihe kazıyan hocanın kariyerindeki en kötü hatırası ne? Şampiyonlar Ligi'nin ''sıfırcı hocası'' olarak tanınmak değil mi? Hoca, en azından Beşiktaş'ta kalarak, kariyerindeki bu kırık notu ''pekiyi''ye çevirmek isteyecektir. Elindeki malzeme ise hiç de fena değildir. Hoca, uyum sürecini; Süper Lig ve Fortis Türkiye Kupası ile tamamlamış şampiyon bir takıma sahiptir. Ayrıca, oyun düşüncesini de bu takıma kabul ettirmiş. Bir-iki kaliteli takviye dışında daha ne ister ki, bir teknik adam? Mustafa Hoca da takıma yapılacak takviyeler dışında çok şart sürmeyecektir. Çünkü Hoca'nın Şampiyonlar Ligi'ndeki bozuk kariyerini düzeltebilmesi için Beşiktaş mükemmel bir fırsattır. Hoca bu şansı sizce geri çevirir mi, asla! Daum'dan istenenler! F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım, ''10+3'' ile sembolleştirdiği yeni dönem için, Christoph Daum ile dudak uçuklatan bir rakama anlaştı. Alman teknik adama 3 yıl için, 11.5 milyon euro ödenecekmiş. Bu kadarla kalsa iyi, oyuncu transferi için de tam 40 milyon euroluk bütçe ayrılmış. Karşılığında istenen ise; 3 yılda üst üste 3 lig, 3 Fortis Türkiye Kupası ve Avrupa'dan 1 kupa ile dönebilmekmiş. Daum, bunu başarabilir mi bilemiyorum ama sıkı F.Bahçeli Ersun Yanal'ın boş boş beklediğini düşündükçe, ''Bu imkanlar Ersun Hoca'ya tanınsa acaba sonuç ne olurdu?'' diye merak ediyorum. Bravo Göksel Başkan! İBB, ''istikrarı'' tercih etti. Bir yıl için de olsa Abdullah Avcı ile ''Yola devam'' dedi. Bence olması gereken de buydu. Oksijen çadırında bir çocuk dünyaya getiren başkan Göksel Gümüşdağ'ın yapacağı bir yanlış tercih, kendi evladını boğazlaması anlamına gelirdi ki, çok yazık olurdu. Yeni dönem hayırlı olsun Göksel Başkan!