Ne güzel bir gün: "İşte G.Saray bu" dediğimiz gecenin sabahında Manchester United zaferiyle uyanmak! Hiç tartışmasız; Fatih Terim ve ekibinin yazdığı 2. Aslan destanı bu. Hem de, -hatırlamak dahi istemediğim- Arena bataklığındaki Cluj maçı ile "battı" denilen Aslan'ın aynı alanda şahlanarak, İngiliz devi Manchester'ı devirişinin destanı bu. Futbol gladyatörü Ferguson ve ekibini bir maçta alt etmek yeter mi, asla... G.Saray'dan çok daha fazlasını bekliyor, bu ülke... Çünkü bu zafer, tarih değil, UEFA ve Süper Kupa ile müzesini taçlandırmış olan G.Saray için sadece Devler Ligi'ndeki tarihe düşülecek milat bu... O halde, ilk defa Türk gibi başlayamadığımız bir maratonun hiç değilse finalini güzel tamamlayabilmek için Fatih'in Aslanları'na artık rehavet yasak; aynı heyecan, aynı inanç, tempo ve aynı azim ile mücadeleye devam. Sıkı dur Braga sıra sende. Zira bir zafer ile kupa gelmiyor. >> Gel de yanma! Ahh, kaçan balık büyük olur, derler, öyle bir tablo var önümde. Manchester galibiyeti; G.Saray'a UEFA yolunu açtı, o garanti... Ama Old Tradford'daki harika oyunda Manchester United ve Arena'daki gölette Cluj'a kaybedilen puanlara yanıyor insan. Bu iki maçta kazanılacak 4 puan, G.Saray'ı ikili averajla şimdi United'ın önünde lider yapar, bir üst tura 1. torbadan girme şansını verirdi. Yazık; o fırsat kaçtı. Ama olsun; bu yolda en iyisi hedefleniyorsa, en güçlüsünü zaten yenme mecburiyeti yok mu, var. O halde kazanmaya devam. Ama kiminle kazanılacak o zaferler, diye tasalanma zamanı değil. >> Adı üstünde Burak, 'Yılmaz' İşte G.Saray'ı Devler Ligi'nde devleştirecek zenginlik: Lindegaard'ı avlayan gol, resmen gol ve golcünün tarifi. Adı üstünde Burak Yılmaz, o! Şampiyonlar Ligi'ndeki yeni marka, o. 5 maçta 5 gol, Jardel'den sonra ulaşamadığımız yeni rekor. İşte, Burak, United karşısındaki harika performansı ile sadece Jardel'i yakalamadı, aynı kulvarda yarışan Messi ve Ronaldo'ya "Bu yarışta ben de varım" dedi. Devler Ligi'nde leblebi çekirdek gibi gol atmak, her babayiğidin harcı mı, değil. İşte bu onur, Burak'a ait. Durmak yok, gollere devam, Burak! >> Hamit, Melo, Riera ve... Ne tuhaf bir durum; çift sarılı yumurta gibi... Sarının birinde inanılmaz lezzet, diğerinde ise tuhaf bir tat var. Süper Lig'deki ile Şampiyonlar Ligi'ndeki G.Saray'ın arasındaki temel fark, bu. İçerde; oyuna kendini vermeyen oyuncular topluluğundan kurulu bir karakter, dışarıda ise her biri birer aslan olup, kükreyen bir dev. İşte size birkaç örnek... Hamit Altıntop; Süper Lig'deki düşük performansıyla hedefteki adam ama Şampiyonlar Ligi'ndeki karizmatik oyunuyla G.Saray'ın her maçında öne çıkan bir kahraman. Bu, iki ayrı kulvarda yaşanan tezadın çarpıcı bir yansıması. Nitekim; United karşısındaki harika oyunu ile UEFA tarafından maçın adamı seçilmekle kalmadı Hamit, - o negatif tabloya göre - futbolunu ve futbolculuğunu tartışanlara da "Ben işte buyum" diye en güzel cevabı verdi, Bravo Hamit, bu oyunu senden Spor Toto Süper Lig'de de bekliyoruz. Bizi o keyiften mahrum etme, lütfen. Bir diğeri de; 4-2-3-1 dizilişindeki sistemin dengesi olan Melo, Cluj maçında penaltı kaçırdığı gecenin olumsuzluklarını unutturmak için sanki dün geceyi bekliyormuş gibi candan oynadı alkışı fazlasıyla hak etti. Hoş geldin Melo. Hele Rieara'nın sol bekteki uyum ve başarısı, Amrabat'ın mükemmel oyunu ile Engin'in dönüşü G.Saray'ın çıkışında etkili oldu. Artık, Arena'daki Cluj maçından sonra duyguların esiri olarak yazdığım Ağıt'ı artık çöpe atıyorum.