Evet, Frank Rijkaard yönetimindeki G.Saray'ın şampiyonluk hayalleri Karadeniz'de amansız bir vurgun yedi! Hem de ne vurgun!.. Oysa Rijkaard, "Resultante İmportante" yani, "Mühim olan netice!" diyordu. Güzel futbolu aklının ucundan bile geçirmiyordu. Ama güzel oyun olmadan maç kazanılır mı, kazanılmayacağını acı şekilde öğrendi, Hollandalı teknik adam. İlk 5 dakikada, iki net pozisyondan gol çıkaramayan, G.Saray, Avni Aker'de affı olmayan mahkumu oynadı! Ne sistem, ne taktik ne de kendi oyununu rakibe kabul ettirebilecek etki! Nerede o, A.Gücü maçındaki G.Saray, nerede dünkü takım; ikisi arasındaki fark Everest Tepesi ile Marina Çukuru kadardı. Diyeceksiniz ki, Karedeniz deplasmanı kolay mı sanıyordun, tabii ki, Hayır!.. Ardasız, Baros'suz, Kewell ve Mehmet Topal'sız en zor deplasmandı. Ancak zor da olsa, oyuncu kalitesi ve oyun gücü olarak kazanmak adına en yakın takımdı, G.Saray! Fakat ne o oyun gücünü ne de oyuncu kalitesini yansıtabildiler! Kazanmayı değil beraberliği bile beceremediler, şampiyonluk yolunda çok büyük bir fırsatı kaçırdılar! Burada, hiç şüphesiz en önemli faktör, Trabzonspor'un genç kalecisiydi. Hakkını teslim edelim, Onur her maç daha bir büyüyor. Dün gece de neler çıkardı neler; Barış, Jo, Keita, Dos Santos ve Mustafa Sarp, yakın-uzak demediler, karşı karşıya ve çaprazdan vurdular. Ama, ne yaptılarsa, Onur'un koruduğu kaleyi düşüremediler!.. İnanın, çok şaşırdım, G.Saray'da oynayan bir futbolcu ayağındaki topu, arada iki metre varken, pres yapan rakibine kaptırır mı, hadi kaptırdı diyelim, şoke olup, takımının gol yemesine müsaade eder mi? Ne bileyim, bir ikinci hamleyi yapmaz mı? Evet, savunmada en iyi görünen ismi Emre Güngör, Neill'in bir pasında dün gece öyle büyük bir hata yaptı ki, Colman'ın azmi, zekası ve müthiş arzusuyla affetmedi. Attığı gol; Trabzonspor adına, ligin zirvesindeki yarışın seyrini değiştirecek bir vuruş olarak tarihe geçti. Helal olsun!..