Rezaletin sorumlusu kim?

A -
A +

Tüyler ürperten bir haber: "Elmadağ'da ilçe halkından 200 kişilik bir grup kazma, kürek ve av tüfekleriyle güreş kampını bastı!" Vay... Vay... Vay... Ata sporuna sevdalı olan bu ülkenin insanı tarih boyunca bağrına bastığı, başına taç ettiği güreşçiler için linç girişimine kalkar mı? Hayır, yüz bin kere hayır... Milyon kere hayır! O halde bu rezaletin aslı nedir? Güreşçiler kamp yakınlarında yürürken, alkollü oldukları iddia edilen bir grup genç o sporculara sözlü tacizde bulunmuş ve karşılık görmeleri üzerine ilçede 200 kişi toplanıp, kazma, kürek ve av tüfekleriyle Milli Takım kampını basmış! Bu gerekçeye inanmak mümkün mü? Hayır!.. Ben inanmadım... Çünkü bu yaşıma geldim, bunca yıldır spor yazarım, böyle bir rezaleti ne duydum, ne de gördüm!.. Bu gerekçenin sağduyu sahibi hiç kimseyi de inandıracağını sanmıyorum. İçimden "İnşallah haber doğru değildir" diyorum. Ama hayır, iki güreşçi hastanelik olmuş... Rezalete polis el koymuş. Grekoromen Genç Milli Takımı Antrenörleri Hasan Arı, Erdoğan Karaali, Şaban Donat, Hüseyin İldem ve kamp müdürü Yüksel Dönmez, Elmadağlı gençlerden şikayetçi olmuşlar! Konu yargıya intikal etmiş... Ama asıl görev GSGM'ye düşüyor... Ne yapıp etmeli, bu rezaleti bir an önce aydınlatmalı... Sorumlularını bulup, cezalandırmalı... Çünkü böyle bir rezaletin tek teselli eden yanı, yurt içinde olmuş olması. Allah korusun ya yurtdışı kamplarında yaşansaydı, bu durumu dünyaya nasıl anlatırdık? Aman dikkat! Futbol hayattır! (Football is a life) Duydum ki FIFA Başkanı Sepp Blatter futbolun vizyonunu ve misyonunu geliştirecek ve daha çok sevdirecek bir slogan arayışı içine girmiş. İstedim ki çorbada bizden de bir tuz bulunsun. Teklifim şu; "Football is a life not only kicking a ball!" "Futbol bir hayattır sadece topa vurmak değildir!" Klinsmann kazandı Bütün Almanya bir oldu, Jürgen Klinsmann'ı yerden yere vurdu. Onun yaptığı takımı aşağıladı, güvensizliğini dile getirdi. Ama açılış maçında hem de Ballack'sız Almanya, Kosta Rika'ya tam 4 gol birden atarak, "Tüm eleştirilere cevabı sahada veririz" dedi. Ama kime ne? Gayri memnun Almanlar, bu kez de "Kosta Rika gibi bir takımdan 2 gol yenir mi?" diye saldırılarına devam ediyorlar. Büyük haksızlık... Bu saldırıda ilk raundu Klinsmann kazanmıştır. Hem de kurduğu sistemin beyni sayılan Ballack'ı oynatamadığı halde kazanmıştır. İnancım odur ki, Polonya karşısısında izleyeceğimiz Almanya daha çok keyif veren bir takım hüviyetinde olacaktır. Çünkü takımın maestrosu Ballack da bu maçta sahne alacaktır. Sponsorların savaşı Dünya Kupası ve Olimpiyatlar, çok uluslu şirketlerin pazar savaşlarına sahne olur. 2006'da da bu savaşlardan biri yaşanıyor. Nike firması, Almanlar'ın golcüsü Miroslav Klose'ye kendi kramponlarını giydirebilmek tam 2 milyon Avro teklif etmiş. Fakat Alman Futbol Federasyonu Adidas ile anlaştığı için Klose bu şirketin kramponlarını giymeyi reddetmiş. Eğer Türkiye 2006 finallerine gitmiş olsaydı, bizim futbolcular paraya boğulacaktı. ABD - İran düellosu TGRT FM'de pazar akşamları Şut ve Gol'de, İrfan Atasoy ile birlikte Dünya Kupası programları yapıyoruz. Bu programın gediklisi sevgili Ömer Faruk Ünal'ın Almanya'daki finallere gitmesi sebebiyle devraldığımız nöbette gördük ki Şut ve Gol'ün hazır bir dinleyici gurubu bulunuyor. Bu güzide grup, anında eleştirilerini ve beklentilerini programa iletiyor. Nitekim, önceki gece de dinleyicilerden bir çok soru geldi. O sorular arasında en çok merak edilen şey şu: "2006 Dünya Kupası'nda ABD ile İran karşı karşıya gelir mi, gelirse bu maç oynanır mı?" ABD - İran maçı çeyrek final ve daha sonrasında olabilir. Öncesinde böyle bir şey mümkün değil. Eğer iki takım karşı karşıya gelirse, bu maç oynanır. Çünkü spor başka politika başkadır. Politikacıların gerdiği ortamı, sporcular dostluğa çevirmek için var güçleriyle uğraşırlar. Olay bu kadar basittir.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.