Bu hafta en çok muhatap olduğum soru, "Derbiyi kim kazanır?" oldu. Hiç tereddütsüz, "G.Saray" dedim. Tabii "Rijkaard şayet hata yapmazsa" diye de ekledim. Şimdi, bu kanaate nasıl vardığımı anlatayım: 1. İstanbul Belediye maçının sonucu, Rijkaard ve Daum için bu derbiyi daha kıymetli hale getirdi. İki hoca da bu gece minimum risk ile maksimum performans alabileceği on birleri sahaya sürecekler. 2. İki takımın muhtemel on birlerini tartıya çıkardığımızda G.Saray'ın oyuncu kalitesi, moral ve güven verme bakımından F.Bahçe'den daha önde olduğu inancını taşıyorum. 3. İki takımın kalesinde bir denklik söz konusu. Leo Franco da, Volkan da çok kritik kurtarışlar yaptıkları gibi çok basit goller yiyorlar. Bu maçta öne çıkacak isimler olmadığına inanıyorum. 4. Savunmada Rijkaard'ın Neill'in yanında Servet'i mi yoksa Emre Güngör'ü mü tercih edeceği çok önemli. Bence, G.Saray'ın puan kayıplarının bu bölgedeki yanlış oyuncu tercihlerinden kaynaklandığını kabul edersek, teknik adamlık adına maçın en kilit tercihi bu olacak. 5. Oynayıp oynamayacakları maçtan günler önce tartışma konusu olan Emre Belözoğlu - Arda denklemi bu derbinin sonucunu etkileyecek bir unsur değil. Zira, Arda'nın oynamayacağı daha hafta başından belliydi. Önemli olan, Rijkaard'ın onun yerine bu derbide oyun kurucu rolünü kime vereceğidir. F.Bahçe kaptanı Emre, "Ayağım kopsa da oynayacağım" diyor. Ama bu haliyle oynasa da Ali Sami Yen bir varlık göstereceğini sanmıyorum. 6. "Gol" denince F.Bahçe'de en önce akla Guiza geliyor. Fakat, özel hayatında büyük fırtınalar yaşayan psikolojik olarak hayli gergin olan İspanyol golcünün bu derbinin seyrini etkileyebilecek rahatlıkta olmadığı da bir gerçek. 7. F.Bahçe'de maçın kilit ismi tartışmasız Alex. Eğer, Rijkaard orta sahada Brezilyalı futbolcuya giden pas yolunu kapatacak akılcı ve güçlü kurguyu tesis edebilirse, yani Hollandalı teknik adam eğer bir hata yapmazsa, bu derbinin olarak taçlanır ki, o da G.Saray'ı şampiyonluğun en kuvvetli adayı haline getirmeye yeter de artar. MIHLAMA İlerlemenin en önemli özelliği, yeni gerçekler hakkında yeni düşünme yolları bulabilmektir. Arif Erdem'e hiç inanmadım! Şike dosyası hayli mide bulandırdı. "Arif Erdem" isminin duyduğumda çok üzülmüş ve onun böyle çirkin bir olayın içinde olacağına hiç ihtimal vermemiştim. Neticede, ilk sorgusunda serbest kaldı. Onun adına sevindim. Ama duydum ki Arif Hoca hâlâ olayın şokunda. Kolay mı böyle psikolojik bir travmanın üstesinden gelebilmek? Ayrıca boşuna dememişler, "Şuyu vukuundan beter" diye. Kafkas şansını kullanamadı "Bursaspor'un yerinde olmalıydı" denilen Kayserispor, düşüşü Tolunay Kafkas'a fatura etti. Bence yanlış! İsmi bizde saklı bir yönetici, "Kafkas şansını kullanamadı" dedi. Buna inanmam mümkün mü? Ali Turan olayı yönetimin mi yoksa hocanın mı kusuru? Balkanların en güzel stadını, bedava maç bileti ve ücretsiz ulaşıma rağmen dolduramamak, kimin eksikliği? Söylenecek çok şey var ama neyse... Beyler, iğneyi kendinize, çuvaldızı hocaya batırın! Nerede Sağlam'ın Bursaspor'u? Bir Japon ata sözü der ki; "Ay dolunay olunca küçülmeye başlar!" Galiba Bursaspor'un şu anki sorununu bu olsa gerek. Eruğrul Sağlam'ın ciddi bir planlama, büyük bir azim ve gayretle Süper Lig liderliğine taşıdığı ve herkesi "5. şampiyon" inancında birleştirdiği Bursaspor, şu an maksimum kapasiteye ulaşan bir takımın "büyüklük sancıları"nı yaşıyor. O nedenledir ki, Denizli maçından beri görülen düşüşün bardağı taşıran son damlasıdır yaşanan Belediye şoku! Yoksa, o şokun sebebi; ne oynanan sistem ne de taktik stratejidir! Sorun, tümüyle o büyüklük hastalığının içinde kaybolan, takım havası ve rant kavgası yapan insanlar gibi herkesin kendine oynamasıdır. Eğer Ertuğrul Hoca ve ekibi, yeşil - beyazlıları bu açmazdan kısa zamanda çıkarmazsa, hiç temenni etmem ama Bursaspor'un akıbeti de bir saman alevi gibi parlayıp sönen Sivasspor, G.Antepspor, Samsunspor, Boluspor ve hatta Eskişehirspor'un o şaşalı günlerinin sonrasındaki düşüşten farklı olmaz! Gerçek spor adamı! Çok az kişinin bildiği ve dostlarının kendi aralarında "Hacı" diye hitap ettiği farklı bir spor adamıydı Özhan Ağabey!.. Maneviyatına düşkündü. Sarı-kırmızılı forma içinde dökülen terin ne anlama geldiğini en iyi bilen gerçek sporcu başkandı. Seçiciydi, yetenekten önce ahlak arardı. Bir röportajda, G.Saray'la adı özdeşleşmiş bir efsane futbolcu için, "Öyle tipleri G.Saray'ın kapısından içeri sokmam" diyecek kadar açık sözlüydü. F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım'a 6-0 kaybettiği tarihi derbi sonrası, elini uzatıp tebrik edecek kadar centilmendi. O davranışındaki samimiyeti anlatmak için "Bay centilmen" başlığını attığımız gün, telefonla arayıp, "Bunda büyütecek ne var? O gün içimden geleni yaptım. Ama bunu bu ülkede anlatmak zor. Kendi kulübümde dahi çok eleştirildim. Gerçi bugün olsa yine aynı şeyi yaparım" demişti. Sadelik, iyilik ve samimiyetin ta kendisi olarak ebediyete göçtü Özhan Ağabey.