Sahi, bu hangi Slovenya, çözemedim! O, ilk iki maçtaki tempolu oynayan, pozisyon ve goller üreten takıma ne oldu? O Slovenya gitmiş yerine, yorgun, isteksiz ve güçsüz bir takım gelmiş. Bu değişikliğin sebebi, taktik yanılgı olabilir mi? Evet.. TGRT Haber'de günlerdir anlatıp durdum, "Capello'nun oynatmaya çalıştığı; yerden ayağa, kısa paslı garanti futbol anlayışı, İngilizlere göre değil" diye. Nihayet İngilizler de böyle düşünmüş olmalılar ki, Slovenya maçında tarz değiştirdiler. Capello'nun sistemini bırakıp, 1980'lere uzandılar, Boby Robson döneminde temel eğitimini aldıkları o eski klasik düzenlerine döndüler. Kanatlardan yüklenerek, Milner ve Gerrard'ın taşıyıp, ortaladığı uzun toplarla Slovenya'yı avlamayı hesapladılar. Doğru da yaptılar, önce Lampard'ın uzaktan şutları ve Rooney ile rakibi yokladılar. Sonra, o kanat organizasyonundan birinde Milner'ın harika ortasında Defoe'nin kaval kemiği dokunuşuyla Slovenya'yı vurdular. Gol olduğunda maçın henüz 23. dakikasıydı. Şöyle, "Nasılsa tur için beraberlik bize yetiyor" düşüncesi içinde maça çıkan Slovenya'ya baktım, acaba bu skoru lehlerine değiştirmek için ne yapacaklar diye? Tıs... Halbuki, teknik kapasitesi yüksek bu takım kendi oyununu oynasa İngiltere'yi zorlardı. Nitekim maçın 70. dakikasında bunu akıl ettiğinde Dedic-Novakovic organizasyonunda Brisa ile neler yapabileceğini gösterdi. Eğer o kritik pozisyonlarda İngiltere savunmasında Terry'in soğukkanlı yönetimi olmasa Slovenya o halde bile golünü atıp, tur geçebilir, tarihi başarıyı yakalardı. Ama İngiltere'nin gölgesinde kaldılar. ABD-Cezayir maçının uzatma dakikalarında gelen gol haberiyle de yıkıldılar. Ne diyelim, kendi düşen ağlamazmış.