Vay... Vay... Vay!
O ne büyük yetenek!
O ne soğukkanlılık öyle.
Caner, Webo ve Kuyt ile sağlanan ne harika bir uyum.
Hem de kaptan Emre ve Sow'un olmadığı bir gecede maestro gibi takımı idare etme görevi yanında o akıl dolu gol vuruşları ne güzel bir ustalık.
Bayıldım genç Salih'e...
Müthiş bir zekâ, harika oyun ve birbirinden güzel gollerle geceye adını yazdıran isimdi Salih Uçan!
Alex'in kulakları çınlasın!
Düşünüyorum da, acaba Brezilyalı yıldız olsaydı, Salih Uçan şimdi böyle yıldızlaşacak mıydı, hayır!
Aykut Kocaman'ı teknik adamlık müessesi adına doğrularından dolayı ayakta alkışlıyorum.
Neden mi?
Salih gibi gençleri vitrine çıkaran başarılı oyuncu planlaması başta olmak üzere bunun birçok sebebi var.
Kolay şey mi üç kulvarda birden yarışmak?
Üç günde bir maç oynayıp, o ağır baskının altından kalkabilmek?
Zor dostum zor!
En önemlisi de 'zorlu' Orduspor deplasmanından takımını galip çıkarıp, ilk defa seri başlatmış olmak.
Bir takımın öz güven kazanması adına çok önemli bir gelişme bu.
Çünkü Orduspor-F.Bahçe maçı, gerçek bir finaldi, iki takım için de.
Hector Cuper yönetimindeki ev sahibi ekip, bu maçı kazanıp, kendini tehlike hattının dışına atmak, F.Bahçe ise Orduspor'u yenip, lider G.Saray'ın ensesinde soğuk nefesini hissettirmek istiyordu. Maça Orduspor yüksek bir tempoda başladı.
O istekle ilk 15 dakika oyunu önde tutarak, Hasan Kabze, Barral ve Stancu ile Volkan'ın koruduğu kalede net pozisyonlar üretti.
Ancak Volkan'ı geçemedi.
Sonuç mu, iyi göründüğü bölümde gol üretemeyen Orduspor kendini iyice ateşe attı.