Skibbe şaşırmayı bekliyor

A -
A +

Bizim Ercan Yıldız rica etti, dün G.Saray idmanına gittik. Daha ilk adımımda şaşırdım. Florya'nın çimleri kurumuş! Yazık! O an, "Heykeli dikilecek başkan" diye manşet attığım Prof. Dr. Ali Uras'in elinde kazma-kürek, o zemini çimlendirmek için amele gibi çalıştığı günler geldi gözümün önüne. Kederlendim! İşin daha kötüsü, G.Saray takımının evlere şenlik hali!. Takımın beyni Lincoln sakat. Nonda sakat mı, değil mi belirsiz, o da yok! Servet'in omuzu problemli, olmaması normal. Meira cezalı. Mehmet Topal takımdan ayrı çalışıyor. Özetle omurga bel veriyor. İdman deseniz, kakara makara... Ümit Karan eli belinde dolaşıyor! G.Saray'ı yakından takip edenlere soruyorum, "Bu ne hal?" Onlar da sus pus! Skibbe'den, "Beni şaşırtmalarını bekliyorum" diye bir açıklama geliyor. Bu trajikomik duruma başka ne diyebilir ki? Vah ki, vah! Uzun lafın kısası eğer G.Saray bu ise Sivasspor bu takımı darmadağın eder. >> Uygun'un Yıldız'ı G.Saray, Mehmet Yıldız aşkını sürekli canlı tutarak kafa karıştırıyor! Sivasspor işin farkında, "gel verelim" diyor ama ne gelen var ne de isteyen! Buna rağmen "Mehmet Yıldız" transferi gündemden düşmüyor. Haklı olarak Bülent Hoca diken üstünde! Malum, Sivasspor iki haftada lig ve kupada 3'ü G.Saray, 1'i Kayserispor ile 4 zorlu maça çıkacak. Kazanırsa mesele yok, ama kaybederse çok şey kaybedecek. Kupa da, lig de gidecek elden. Bu da en çok rakibinin işine yarayacak. O yüzden, Bülent Hoca, "Yıldız"ıyla oynansın istemiyor. Ama istiyor ki, Mehmet daha bir Yıldızlaşsın! >> ARAgones neden korkuyor? Yıldızlar dünyasına yeni birini kazandırmak, bir teknik adamın bir kulübe yapabileceği en büyük iyiliktir. F.Bahçe Yönetimi, Hasan Özaydın döneminden beri yüzlerce genci bu amaçla transfer etti de, Rüştüler, Tuncaylar, Semihler, Volkanlar kazanıldı. "Kendi yıldızını kendin yetiştir" diyen Başkan Aziz Yıldırım da son bir kaç yılda 40'ın üstünde genci F.Bahçe'ye transfer etti. Fakat sonuç fiyasko! Çünkü, önce kendini kurtarmaya bakan teknik adamlar, yarın için bugünü riske etmedi. Aragones'e farklı bir gözle bakılıyordu, fakat o da korkak çıktı. "Bir dünya yıldızı olacak" denilen Abdulkadir Kayalı'ya Fortis Türkiye Kupası'nda Eskişehirspor'a karşı şans veremedi. Öyle rahat, risksiz bir maçta Abdulkadir'e forma veremeyen biri, ligde Trabzon'a karşı şans verir mi, sanmam. Ama düşüncem o ki, İspanyol teknik adama biri çıkıp, "Neden bu korku?" diye sormalı. >> Denizli'nin şifresi Soruyorlar, "Bu Beşiktaş mı şampiyon olacak?" diye. Israrla, "Evet" diyorum. "Hayal" diyorlar, "Hoca farkı"na vurgu yapıyorum. "Denizli'den başka hoca yok mu bu ligde?" diyorlar, Hocayı meslektaşlarından ayıran özelliğe dikkat çekiyorum, "Futbolcular arasında 'yaşlı - genç' ayırımı yapmaz. Nasıl ki ilk yarıdaki Delgado - Ekrem Dağ kaynaşmasını başardı, ikinci yarıda Yusuf gibi teknik kapasitesi yüksek tecrübelerle, Erkan Zengin gibi çılgın gençleri kaynaştırırır" umudumu anlatıyorum. "Batuhan'ı gönderdi, Nobre aksıyor, Bobo'ya ise güvenmiyor, bu takımın forvetinde kim oynayacak, golleri kim atacak?" diye soruyorlar. Denizli'yi G.Saray'da, F.Bahçe'de ve Milli Takım'da meslektaşlarının önüne çıkaran sadakate vurgu yapıyor ve "Onun forma verdiği oyuncular, hocaları için kelle koltukta savaşırlar! Nobre de oynar, 4 aydan önce dönemez denilen Delgado da!" diyorum. "Delgado dönecekse, Yusuf da transfer edildiğine göre hâlâ orta sahaya oyuncu neden aranır?" diye soruyorlar. Anlatıyorum, "Delgado veya Yusuf'un yerine biri aranmıyor. Aranan, Hoca'nın yıldızının barışmadığı Cisse ve Seriç ikilisinin yerine onlardan daha kaliteli bir kesici!"

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.