Ham düşünceleri ancak akıl pişirir! Şu dağ gibi F.Bahçe'nin Olimpiyat'da düştüğü hale bakın! Daha maça ısınmadan, bir G.Saray maçındaki Pratez - Hakan Şükür örneğindeki gibi bir golle kafadan kopardı Samuel Holmen, sarı-lacivertlileri. Bu nasıl iş, aynı stat, aynı pozisyon ve aynı kaleye, aynı gol! Açıkça söyleyeyim, sağlığa zarar bir durum. Şike, teşvik, kongre... derken dağ gibi takım mum gibi eridi! Yazık! Belli ki, söylentiler germiş F.Bahçe'yi; asırlık çınarın içine bir kurt düşmüş; ayaklar tutmuyor, gönüller yetmiyor, Aykut Hoca'nın devre arasındaki sihirli değeneği bile koca takımı ateşlemeye yetmiyor. Heyhat! Oysa; Kocaman'ın görünürde yaptığı iki (Bilica - Bienvenu ve Gökhan Gönül - Orhan Şam) değişiklik çok akıllıcaydı. Domino etkisi gibi ikinci yarıya bambaşka bir düzen ve kimlikle çıktı, sarı-lacivertliler! Hem oyun düzeni değişti hem de oyuncuların görevi; Alex forvetten gerçek mevkisine, Stoch play-makerlikten sol açığa, Ziegler sol bekten Yobo'yu kaydırarak stopere ve Orhan Şam da Gökhan'ın yerine geçti. Düşünce doğru olunca hemen Emre'nin golüyle semeresini verdi. Ama, duygusal çöküş yine de önlemedi. Saman alevi gibi çabuk söndü bir anlık heves... Alex gibi ustanın golü bile F.Bahçe'nin bu makus talihini değiştiremeye yetmedi. Sonuç; düşüş önlenemiyor, F.Bahçe'de... HOLMEN - GOLMEN Gerçek şu; Arif olan bir maçın nasıl kazanılacağını iyi bilir; Doka hızlı, tren gibi... Gökhan Gönül'ü sildi sahadan. İBB, erken bir gol bulup, öne geçti, F.Bahçe'yi sıkıştırıp, pozisyon üstüne pozisyona girdi, ikinci golü bulmakta zorlandığı anda golü yedi ama Holmen golmen oldu, Webo ile işi bitirdi!