Dün gece bir kere daha anladım ki F.Bahçe için futbol keyfi; kâbusu tatlı rüyaya çeviren Sow'un emsalsiz maharetinde saklı. Sahi, kim demişti, Senegalli yıldıza "protez takılmalı" diye? Sow'un kaleye sırtı dönükken Kuyt'ın ortasına yaptığı o klas vuruş var ya, her şeyi özetledir. Geçiniz. Ölçüye vurulmaz bu maç, 26. dakikada durum, 11'e 10... Ama azim böyle bir şey... O, 10 kişilik F.Bahçe, Necati'nin penaltı golüyle geriye düşmesine rağmen teslim olmadı, Eskişehirspor'a, galibiyet serisini devam ettiremeseler de, tek puanı kurtarmayı bildiler. Volkan müthişti... Tello'ya geçit vermediği gibi Kamara'nın karşı karşıya pozisyonda golünü önleyerek, ayakta tuttu, Geçiniz; futbol basit bir oyundur zor olan bu oyunda hakem olabilmektir. Soru ise açık ve net. "Ortada fol yok yumurta yok, topsuz alanda hakeme bu öfke niye Caner?" Fakat? Soramıyorum... Çünkü... Eskişehirspor-F.Bahçe maçları yıllardır yüksek gerilim altında oynanıyor. Yazık... Bu nasıl bir ezberdir ki; "Keskin sirke küpüne zarar!" sözü onca tecrübeye rağmen bir türlü idrak edilemiyor, bu ülkede, ah ki ah. Bir çift söz; FIFA hakemimiz Fırat Aydınus'a. Sevgili hocam, "Otorite" sahada brifing vererek sağlanabilir mi, hiç? Hayır. Otoriteyi anlatmak için sağlam bir duruş yeter. Söyler misiniz, nerede o duruş? Düşünün, Aykut Hoca'nın sahaya dalışındaki çılgınlık, bu yetersizliğe tepki değil mi? Nerede Caner'e bir çırpıda çıkan kartın Fırat Hocam? Bu, "hakem zaafı" değil de nedir Hocam? Hasan Ali'nin Kamara'ya hareketi açık-seçik penaltı ama maçın başındaki Diego'nun Sow'u omuzlarına basarak engellemesi, kurallara göre nedir? Geçiniz. Sonuç, F.Bahçe'nin deplasman karnesi pek parlak değil bu sezon ama şu bir gerçek ki, ciddi bir çıkış var sarı-lacivertli takımda.