A Milliler, Hollanda maçını beklerken gönlümden geçeni açıklayayım. Kendimizi kandırmayalım; "Türkiye spor ülkesi" diye, değildir. Bu kafayla da olması zor... Neden mi bu karamsarlığımı? Spor; sevgi, saygı, sabır ve şükür değil mi? O halde bu hasletlerin neresindeyiz? Birbirimize diş bilemekten ve açığını aramaktan başka ne yapıyoruz? Nerede birlik bütünlük? Söyleyin, bir salkım üzümü bir orduya pay eden, artıran ve sonrakilere ikramı düşünen o yüce ruha ne oldu? Sokaklara inin saygınlığımızı görün. Kırmızı ışıkta geçmek için amansızca yarışlara bakın. Engelliler Parkı, "Ben de potansiyel engelliyim" diyen sağlıklı kişilerce işgal edilmiyor mu? Park kavgası yönünden hangi ülkede cinayet işleniyor? Sabır mı? Elin oğlu - kızı; spor düşüncesini yüz yıllar süren süreçte sağlam bir kültür zeminine oturtmuş ve o olgunlukla kazandığı yüksek rekabet gücüne rağmen, azim, irade ve sarsılmaz inançla yoluna devam ederken, biz ne yapıyoruz? Dört yıl; Ağustos böceği gibi mızıka çalıyor, sürecin sonunda ise bakanı, genel müdürü, federasyonu, kulüp başkanı, sporcusu, hakemi, teknik adamı ve spor medyası ile birden bire olimpiyat sevdalısı kesilmiyor muyuz? Sonra, madalya tablosuna bakıp, ağıtlar yakmıyor muyuz? Başarı kolay mı geliyor? Şapka düşüp kel göründüğünde anlıyoruz ki, "armut piş - ağzıma düş" misali, devşirme sporculardan medet uman bir anlayışla, başkasının hazırını tüketerek, spor ülkesi olunmuyor. Ama ne acıdır ki, ne ibret ne de ders alıyoruz. Söyleyin, bir ülkenin spor politikası bu kadar istikrarsız yönetimlerin ve yapay zeminlerin üstünde iken, bırakın büyük okyanusları aşmayı, dere geçilebilir mi, hayır! Diyeceksiniz ki, Londra-2012 Olimpiyatları'nda yükselen Servet Tazegül, Aslı Çakır Alptekin, Gamze Bulut, Nur Tatar ve Rıza Kayaalp bu ülkenin insanı değil mi? Onlar da bu ülkenin insanı da... Saman alevi gibi parlayan o yıldızlardan hangisini bir sonraki olimpiyata taşıyabiliyoruz? Acı gerçek ortada iken kimse bana ne Şampiyonlar Ligi'ne yükselemeyen F.Bahçe'yi sorsun ne de "Ne oldu bu Trabzonspor'a ve Bursaspor'a?" sorusunu! >>> ZİHNİYET! "Avrupa kupalarına 5 yıl gitmesek ne olur?" Bu söz, bugünkü TFF Başkanı Yıldırım Demirören'e ait. Sözün özü; zihniyete bakın ve bu kafa ile yönetilen bir ülkenin futbolu ne üretir ve ürettikleriyle hangi kupayı kazanır, onu söyleyin. >>> Vekile bak hizaya gel! Suriye sınırında yangın yeri, "Bize sıçrar mı, sıçramaz mı?" korkusu da beraberinde, tınlayan yok. İran'la ilişkiler malum, maslahatgüzârlık düzeyine düştü düşecek. Terör belası her gün can alıyor... Ülkenin daha birçok sorunu varken bizim vekilin ettiği lafa bakın: ''Kim G.Saray'ın Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıkamamasına bahis oynarsa çok kazanır!'' Vah ki vah! Her şey bitti de, iş, bahis için "alt - üst" oynamaya mı kaldı sayın Vekilim? Kim mi o vekil? İsminin ne önemi var, o kendini bilsin yeter. >>> Aybaba yükselirken! Haftalar önce Kadir Has Arena'daki hazırlık maçında hükmü vermiştim: "Bizim medyadaki Beşiktaş arabeskleri tam bir yalan rüzgârı. Gerçek şu, ne Kayserispor abartıldığı kadar güçlü ne de Kartal ifade edildiği kadar güçsüz. Seyrettiğim Beşiktaş bu sezon taş olur baş yarar" diye. Yanılmadım, mutluyum. Samet Aybaba'yı ilk adımları doğru atıp, büyük değişimi zor süreçte başardığı için kutluyorum; ancak şu "Bizim takımda birkaç kaliteli oyuncu var" gerçekçiliğini ise şu an için sakıncalı buluyorum. Kulağa küpe "Her doğru her yerde söylenmez!" Hocam, biraz "İlmi siyaset". >>> Bilenler bilmeyenlere anlatsın! G.Saray'da bir istifa yaşandı, bizim medyada tık yok. Şimdi soruyorum, Mete Başol kimdir, istifasının ardında yatan gerçekler nelerdir, bilenler bilmeyenlere anlatsın!