Eğilen başı kılıç kesmezmiş! "Pamuk ipliğine bağlı" denilen Ertuğrul Hoca mütevazı ama arı gibi çalışarak, "Kazanan takım bozulmaz" ilkesinden hareketle, 137 hafta sonra liderliğe taşıdığı Beşiktaş'ı, artık o tahtın gediklisi kıldı. Hem de İnönü'de 2 yıldır kaybetmeyen Trabzonspor'a karşı. Hem de F.Bahçe'nin fark yaptığı gecede. "Bu baskı altında Sağlam'ın balonu söner" diye bekleyenler, Nobre ve Delgado'nun gollerini seyrederken yine avuçlarını yaladılar. Acaba Trabzon'da Gökdeniz olsaydı, sonuç değişir miydi? kesinlikle değişmezdi. Çünkü Trabzonspor'un, Umut-Yattara ve Barış'ın baskılarıyla Beşiktaş'ı önde karşılayıp durdurma kurgusu yanlıştı, işe de yaramadı. Hüseyin ve Ayman'ın merkezdeki mukavemeti de prim yapmayınca, Ersun Hoca'nın A planı daha 5. dakikada çöktü. Holosko'nun müthiş bir hızla Erdinç'i katalizör gibi ezip geçtikten sonra Nobre'ye attığı o nefis pasın ardından gelen gol ile. Hoca'nın B Planı var mıydı bilmem. Ama varsa bile bunu ortaya koyamadı. Trabzon'da üzüldüğüm tek isim genç yetenek Barış'tı. Koca takımda onu anlayan yok. Şimdi; buradan, Trabzonspor'un teknik kapasite ve oyun kalitesini varın hesap edin. >> BENİM YILDIZIM Kaleci Rüştü eski günlerdeki gibi kalesinde devleşti. Yattara'nın iki ve Umut'un mutlak bir pozisyonunda duvar ördü.