Lizbon olur mu dersiniz bonibon!İnanın, yüreğimdeki ses, "Final göründü" diye haykırıyor.
Fakat!.. Mantığım, "Dur!" diyor "Benfica evinde canavar".
Soruyorum, Kadıköy'deki 1- 0, turun garantisi mi, hayır!
O halde dikkat! Estadio Luz Stadı'nda daha disiplinli, istekli ve coşkulu olmalı F.Bahçe. Zira Benfica, Leverkusen, Bordeaux ve Newcastle United'a geçit vermemiş; 3 maçta ağlara 11 gol bırakmış tehlikeli bir rakip, yabana atılmamalı.
Hele Benfica'yı İstanbul'da bitiren "sihirli üçgen"in Cristian dışındaki iki ismi Mehmet Topal, Meireles rövanşta yoksa daha bir dikkatli olunmalı.
Buna ilaveten forvetin olmazsa olmazı Webo da yok.
Hal böyle iken en küçük hatada tarihi fırsat uçar gider. Yazık olur.
Kadıköy'den ayrılırken, "Rövanşta görürsünüz" anlamında Türkçe "Güle Güle" diye aba altından sopa gösteren Benfica'nın hocası Quique Sanchez Flores'in ikazı hafife alınmamalı.
Aykut Kocaman'ın işi zor, Allah yardımcısı olsun.
Çünkü Benfica'nın golcüsü Cardozo ve Olajohn'un hem pas yollarını kapayan hem de tehlikeli bölgeden uzak tutacak Matic ve A.Gomes'e adım attırmayan o sihirli üçgen bozulmuş durumda.
Gökhan ve Ziegler'e yine çok iş düşüyor; Gaitan ve Salvio'yu ilk maçtaki gibi bunaltmalılar.
Benfica'nın en büyük zaafı böyle direnen takımları açmakta zorlanması.
O direnç gösterilemezse tur şansı uçar gider. Son pişmanlık da fayda vermez.
Demedi demeyin!
ANAtasa! Samet Aybaba mı, hayır!
Beşiktaş'ın gündemi başka.
Beşiktaş'ın anayasasını yeniden yazmak.
Başarırlar mı, dersiniz.
Kanaatim şu, o çaba Beşiktaş'ın anayasası değil olsa olsa ANAtasası olur.
Nitekim sapır sapır dökülüyor yönetim!
Stanozololcuları kim koruyor?
Tarih, 21 Şubat 2013.
Bu köşeden "Stanozolol rezalet" başlıklı yazımda şöyle seslenmiştim.
"Olimpiyat istiyorum" diyen bir ülkenin sporcusunda "stanozolol" rezaleti mi görülür, görülüyor?
Tuzağa bakın: İsrail'deki 23 Yaşaltı Halter Şampiyonası'na katılan 21 gencin tamamında "doping" melanetine rastlanıyor.
Heyhat!
Hani, sadece birinde çıksa derim ki; "şeytana uymuş!" ama hayır, hepsinde rastlanıyor.
Anlayacağınız kobay gibi kullanmışlar Milli Takımı.
Söyleyin, "istikbalimiz" dediğimiz bu gençleri kim "sığır" ya da "at" yerine koydu?
Hayır, insandan hayvani bir kuvvet bekleyenler, o saf, tertemiz gençler olamaz.
Onlar, bu aşağılık işe tümü birden kalkışamaz!
O halde kim, bu tuzağı kuran?
Buradan Spor Bakanımız Suat Kılıç'a sesleniyorum; bu karanlığı ancak siz aydınlatırsınız.
"Ben ne yapayım!" deme lüksünüz de yok; elinizde 6222 gibi Doping Kanunu var.
Yeter ki irade buyurun, karanlık aydınlanır.
Sayın Bakanım!
"Stanozolol" rezalet bir demeçle kapatılamaz, kapatılmamalı.
Aradan aylar geçti, hâlâ sonuç yok.
İspanya da da 7 yıldır örtbas edilen bir doping vakası vardı.
Hükümet adına dava açma yetkisi bulunan Devlet Avukatlığı Kurumu ve Savcılığı devreye girdi.
''Puerto'' adlı operasyonla Madrid, Barcelona ve Zaragoza'daki rezaletin sanığı Dr. Eufemiano Fuentes'a dopingten olmasa da, kamu sağlığına karşı suç işlemekten 1 yıl hapis, 4 yıl men cezası verdi. Ders gibi değil mi?
Peki biz ne yaptık?
Hâlâ masal dinliyoruz.
"Orijinali değilmiş de, çakmasıymış!"
Yahu güldürmeyin insanı...