Terim kurumasın

A -
A +

>>> Hasan Sarıçiçek'le teknik adamların dünyası HOCAM -------- > Terim kurumasın Her hikayenin bir ömrü var! Destansı olanının da... Kırılmaz sanılan rekorların da... Üst üste kazanılan şampiyonlukların da... "Ciltlere sığmaz" denilen her parıltılı hikaye, "Bir varmış, bir yokmuş" ile özetleniyor sevgili hocam, bu alemde... "Bir varmış, bir yokmuş!" Sahi, bu kadar basit mi Fatih Terim'le yaşadığımız onca gurur; ilk defa tanıştığımız 1996 Avrupa Şampiyonası finallerine gidişimiz? G.Saray'ın üst üste ilk defa kazandığı 4 lig şampiyonluğu ve ülke futboluna kazandırdığı UEFA Kupası!.. Nasıl unutulur, bütün bunları başaran insan? Maalesef, unutuluyor hocam... Kumun üstüne yazılan yazı gibi bir fırtınada unutuluyor! Fakat unutulmayan ne biliyor musunuz? Türkiye'yi 2006 Dünya Kupası'na götüremeyen ve 2008 Avrupa umutlarını azaltan hocanın o manalı mimikleri, söylemleri, öfke dolu bakışları! Tamam, kurguda bir eksiklik var... Üslüpta bir yanlışlık, tarzda bir sevgi - saygı eksilmesi. Ama, her şey bitti mi, Yunanistan mağlubiyetiyle? Bence bitmedi, siz bitti diyorsanız bu çöküşün tek suçlusu Terim mi? Pardon, bir şey daha... Türkiye'nin 2002 Dünya Kupası'ndan sonraki kayıp 7 yılının hesabını tek başına Terim'den mi soracağız! Haksızlık etmeyin efendiler! Hele şu Norveç maçı öncesi iş Terim'e düşmüş iken hoca değiştirilmez! Ay - yıldızlı formada buharlaşan yıldızlar, titreyin ve kendinize dönün artık. Dönün ki, Euro 2008 de hayal olmasın! ------- >>> İstikrara oyna kazan! Bizde teknik adamların ömrü, yöneticilerin iki dudağı arasındadır. Dikkat edin, sık teknik adam değişikliği yapan takımların çoğu kendini bir alt ligde bulur. Ama hocalarına sahip çıkan yönetimler genelde sonunda kazanan taraf olur. Örnek mi; o kadar çok ki... Yıl 1998... Üst üste 7 maç kaybettiği halde Şenol Güneş ile yoluna devam eden Antalyaspor, sezonu 12. sırada tamamlar. Yıl 2000... 12 maçta 11 yenilgi alan Kocaelispor Güvenç Kurtar'dan vazgeçmez, o da ligi 12. bitirir. Yıl 2001... Ç.Rizespor, 8 maçta 3 beraberlik ve 5 yenilgi alır ama Karol Pecze'ye güvenmeye devam eder, ligi 9. tamamlar. Yıl 2002... A.Gücü, 7 maçta 1 beraberlik, 6 yenilgi alır ama Ersun Yanal'la yollarını ayırmaz, ligi 4. bitirir. Yıl 2003... 7 maçta 2 beraberlik, 5 yenilgi alan İstanbulspor, Aykut Kocaman'a inanmaya devam eder ve ligi 9. sırada tamamlar. Bu kadar örnekten sonra, "istikrara oyna kazan" demekte haksız mıyız? >>> Lippi'den randevu alabilir mi? Beşiktaş Menajeri Sinan Engin'le, "Ben Beşiktaş'a hoca olarak Lippi'yi getirecektim" diyen eski Futbol Şubesi Sorumlusu Celal Kolot'un iddiası üstüne konuşuyoruz. Engin, "Biz, Ertuğrul hocadan memnunuz. Beşiktaş, onunla büyük projelere imza atacak!.. Lippi de, diğerleri de masal! Beşiktaş'ın hoca aradığı yok!" diyor. Beni ikna edemediği hissine kapılmış olmalı ki devam etti: "Lippi diyelim geldi, Beşiktaş'a maliyeti ne olur, biliyor musun? Tam 35 milyon euro! Bunu Celal Bey cebinden mi ödeyecekmiş, hiç soran oldu mu? Ha bir şey daha... Bırakın Beşiktaş'a getirmeyi acaba Lippi'den randevu alabilir mi o arkadaş?" >>> Engin'in hakkını yemeyin! Bir teknik direktör olarak Bursaspor'u en zor gününde aldı Engin İpekoğlu, dönemin başkanı Levent Kızıl'a inanarak... Öz güveni kaybolmuş, takıma güven ve moral aşıladı, kondisyon kazandırdı, kazanmaya inandırdı ve parçaları birleştirip iyi bir takım yaptı, ligde tuttu. Sonra mı? Başarısı karşılığında İpekoğlu'na yol verildi ama alacakları verilmedi. Şimdi Engin İpekoğlu ile Bursaspor mahkemelik! Sahi, "Benim hayat felsefem, emekçinin hakkı, alın teri kurumadan ödenmeli" diyen sevgili Levent Kızıl, İpekoğlu'nun hakkına ne oldu? Sakın ha, "Benim görevim bitti" deme bana! Çünkü Bursaspor'da hâlâ ipleri elinde tuttuğunu biliyorum. >>> "Kurtar bizi hocam!" Merdivenleri sessizce tırmandı, yakası kalkık montun altında kendini kamufle eden bir tavır ile Üsküdar'daki Aziz Mahmut Hüdai türbesine girip, huşu içinde duasını etti. Sonra namazını kıldı. "Oh!" dedi, "Kimse fark etmeden ibadetimi yapabildim! Artık rahatlıkla adağımı da yerine getirebilirim." Görevliye, "Bir koç adamıştım" dedi. O sırada teknik adamın koluna biri yapıştı; "Güvenç Hocam bu adağınız ne için?" Söylemekle söylememek arasındaki kararsızlıktan sonra Kurtar, "Denizlispor ligde kalırsa..." diye itirafta bulundu. "Trabzonspor'a gel, Ziya Doğan'dan kurtar bizi hocam! Yönetimde çok dostum var, isterseniz yardımcı olurum." Güvenç Hoca, tebessümle, "Teşekkür ederim" dedi, "Denizlispor'da mutluyum. Ziya Hoca'ya haksızlık etmeyin... O çok değerli biri... Size bu kadar söyleyeyim!" >>> Ümit Davala Hoca Şu UEFA'yı anlamak mümkün değil! 2008 Avrupa Şampiyonası grup elemelerinde Onur, Recep, Uğur, Ferhat, Orhan, Ceyhun, Mehmet Topal, Serdar, Özer, Mehmet Batdal, Nuri ve Mevlüt'ün oluşturduğu Ümit Milli Takımımız Ukrayna'yı 2-0 mağlup etti ya... UEFA editörleri hemen Ümit Milliler'in yeni antrenörü Ümit Davala'yı bir maçta "istikbal vadeden hoca" ilan etti. Aman Ümit, sen sen ol, elinde çok kaliteli bir takım olduğunu bil ve bu dolmalara gelme! Ama, büyük hoca olabilmek için daima gayret et! >>> Mustafa Denizli ne yapıyor? Futbolumuza zor döneminde düşünce reformu yaptıran ve mesafe kat ettiren yenilikçi teknik adamların en başındadır, Mustafa Denizli... Vestel Manisa dışında adı hep başarılarla anılmıştır. G.Saray, Milli Takım ve F.Bahçe'de ilkleri başaran hocadır. Ancak İran'dan döndü ve şimdilerde futbol yarışının dışında duruyor. Bir ara adı Beşiktaş için geçti. Ama aynı gün çıktı, "Hayır böyle bir şey yok. Şu an Beşiktaş ve Ertuğrul Sağlam'ın başarısını dilemekten başka bir düşüncem yok" dedi. Hocamın çalışma azmini bildiğim için bu sessizliğini nedenini merak ettim, aradım Mustafa hocayı, "Yurt içi ve yurt dışından bir çok teklif var, ama 2008'e kadar dinleneceğim" dedi.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.