G.Saray iyi oynuyor" diye kimse kimseyi kandırmasın, hiç iyi oynamıyor. Savunmada düşündüren dengesizlik, Yekta-Selçuk ikilisinin takdire şayan uyumuna rağmen orta sahada hâlâ dağınıklık hakim. Tek artı, Umut ile Burak'ın forvetteki sınırlı uyumu ama yeterli mi, değil. Fizik mi, 60'ıncı dakikadan sonra G.Saray'ı sahada ara ki bulasın; ne pozisyon ne de gol üretecek gücü var. Ama en büyük şansı; aylar önce "Sadece koşan ama niçin koştuğunu bilmeyen acemiler mangası" diye tarif ettiğim Kayserispor oluşu... En tecrübelileri Bobo, maçın başında yakaladığı pozisyonu gol yapabilecek çabukluğu gösterebilmiş olsa ne olurdu, bilmiyorum. Benim asıl şaşırdığım ise, "Böyle bir takıma karşı galibiyet aldık" diye G.Saraylılar'ın zafer sarhoşu olması. Diyeceğim şu, Fatih Terim ve ekibi gerçeklerle artık yüz yüze gelmeli, bu futbol Şampiyonlar Ligi'ne yetmez. Diyeceksiniz ki; Rijkaard enkazından sonra Devler Ligi kalitesine ulaşmak kolay mı, değil. Hele, Mircea Lucescu'nun ilk yıllarda ancak lig şampiyonluğu yakalayabilen Shakhtar Donetsk örneğinin ancak 5. yılında Chelsea'yi yenip grubunda lider olduğu süreci düşünürsek, hiç yeterli değil. Zaman ve sabır şart... Ama o ümit için de iyiye gidişin sinyalleri olmalı... Şahsen ben o ışığı göremiyorum. Sıkıntı da bu... >>> MIHLAMA "Drenaj mı, insaf... Ünal Aysal ve ekibinin başına taş düşse bizden bilecekler, yazık!" (Adnan Polat, G.Saray Eski Başkanı) >>> Bu gurur hepimizin! Öyle mutluyum ki, anlatamam. Türkiye, 4 milyon 900 bin dolar para ödülünün dağıtıldığı TEB-BNP Paribas WTA Championships Uluslararası Kadınlar Tenis Turnuvası ile sportif organizasyonda nereden nereye geldiğini bir kez daha test etti. Sonuç harika... ABD'li Serena Williams'ın Rus Maria Sharapova'yı 6-4 ve 6-3'lük setlerle 2-0 yenip, şampiyon olduğu tekler finalini 16 bin 900 biletli seyirci takip etmiş. Kapıdan dönenler hariç. Bu, "İstanbul'a olimpiyat verilirse, seyirciyi nereden bulacaklar?" diyenlere ithaf olunur. Nitekim bu tür organizasyonların güler yüzlü sunucusu Andrew Kransny, "Türkiye'de tenisin bu kadar sevildiğini bilmiyordum" diyor. Laf aramızda biz de bilmiyorduk. Ama Williams, Sharapova, Azarenka, Radwanska, Kerber, Kvitova, Errani, Na Li gibi ünlü raketler, İstanbul'a duydukları hayranlıkları her fırsatta dile getirdi de potansiyelimizin farkına vardık. Teşekkürler. "İstanbul'un 2020 Oyunları için şansı nedir?" sorumuza yabancıların sözleşmiş gibi, "Bizce başka aday yok" demeleri, gururdan öte bir şey olmalı ki, o mutluluk; Ulaştırma Bakanımız Binali Yıldırım, Ak Parti İstanbul Milletvekili Osman Aşkın Bak ve eski Kayseri Valisi Mevlüt Bilici'nin gözlerinden okunuyordu. Sevindim. Ülkemize, bu güzellikleri yaşatan İBB Başkanı Kadir Topbaş, Tenis Federasyonu Başkanı Ayda Uluç ve ekibine, özellikle Osman Tural ve Spor Genel Müdür Yardımcısı Tamer Taşpınar'a ne kadar teşekkür etsek az. Ancak? Nerede korttaki tenisçim, sevgili İpek Şenoğlu? Finaldeki o güzelliklerin üstüne düşen "nazarlık" sayacağımız "yuh" sesleri ne büyük ayıp. Utandım. Yine de teşekkürler Türkiye... Bu gurur hepimizin... >>> Özdilek'in sırrı Başarı tesadüfen gelmiyor; azim, irade, inanç ve gayrette devamlılık istiyor. İşte, Antalyaspor camia olarak bunu başarabilen yegâne ekip... Ancak unutulmamalı ki; zirvede rüzgârlar sert eser. En zoru da, başarının paylaşımıdır. Umarım, rehavete kapılmazlar. Bu manada şu ana kadarki süreci başarıyla idare eden Mehmet Özdilek'i şimdilik kutluyorum. Ama yükselişi şampiyonlukla taçlandıracağı gün, ayakta alkışlayacağım.