Terim sindirilmez, mideye oturur

A -
A +

2008 Avrupa Şampiyonası kuraları bugün çekiliyor. Ben, kuralara 2. torbadan girecek olan Türkiye'nin kimlerle eşleşeceğinden çok İsviçre ve Avusturya'nın birlikte organize edeceği şampiyonaya Ay - yıldızlı ekibi hangi teknik adamın götüreceğini merak ediyorum. Diyeceksiniz ki, "Bu ne manasız bir merak?" Keşke öyle olsa ama maalesef değil... Neden, anlatayım... Bir... Haluk Ulusoy, Federasyon Başkanı seçildiği günden beri, Milli Takımlar Başsorumlusu Fatih Terim her ortamda tartışılır oldu. Neymiş efendim, olaylı İsviçre maçı ve 2006 Dünya Kupası finallerine gidemememizin tek sorumlusu Terim'miş. Neymiş efendim, son 6 yılda Fatih Hoca'nın elle tutulur bir başarısı yokmuş. Neymiş efendim, Ottmar Hitzfeld ve 2006 Dünya Kupası sonrası serbest kalacak olan İngiltere Milli Takımı'nın hocası Sven Goran Eriksson gibi teknik adamlar gelmeli ve futbolumuzu Piontek gibi yeniden yapılandırmalıymış. Evet sevgili okurlar... Futbolumuzu yöneten çevrelerde bunlar konuşuluyor. Hem de Fatih Terim, Federasyon'a gidip, seçilen yeni yönetimi ziyaret ederek, başkana ve ekibine başarı dilediği günün akşamında konuşuluyor. Hani, bu konuşmalarda maksat üzüm yemek olsa, dertlenmeyeceğim. Fakat, burada maksat Terim'i gözden düşürmek... Bu tartışmaların hemen sonrasında medyaya şu mesaj sufle ediliyor: "Fatih hoca kızına 1.5 milyon dolara daire aldı!" Bu duyum sonrası hoca ile konuşuyorum. Acı acı gülüyor, "Yok be kardeşim. 1.5 milyon dolara aldığımı söyledikleri yer stüdyo tipi bir daire ve kiraladım" diyor. Velev ki, Fatih hoca kızına 1.5 milyon dolara daire almış olsa kime ne? Bu parayı o kazanmadı mı nihayetinde, dilediği gibi tasarruf etmek de onun hakkı değil mi? Evet, dedik ya... Maksat üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek... Maksat, Terim'i gözden düşürmek! İnsaf beyler... Bu tartışmaları bitirecek tek adres, Futbol Federasyonu Başkanı başkan Haluk Ulusoy!... Fakat ne gariptir, o da hoca ile birlikte oldukları halde, Terim'le ilgili tartışmaları bitirecek bir açıklama yapmıyor? Neden bu sessizlik merak ediyorum... Bu merakım sürerken, bir bomba daha patlıyor, kulislerde... Hem de Ulusoy'a en yakın kişiler arasında... Deniyor ki, "Terim kura çekimi sonrası görevi bırakmalı! Yeni yönetimin önünü açmalı... Ersun Yanal'ın durumuna düşmemeli!" Kulislerde bunlar fısıldanırken duyuyoruz ki, Haluk Bey'e porje üreten kesimler, "Milli takımları yeniden şekillendirme" adına Terim'e 'Sen artık bu görevi bırak' demeye getirten bir dizi çalışma başlatıyorlar. Gençler, ümit ve A 2 milli takımlarının sorumluluğunu Terim'den koparan bir çalışma bu... Ayrıca, JIRA Projesi'nin sorumluluğunu da Terim'den alacak bir proje. Yani Fatih Hoca ve ekibini sadece A Milli Takım ile yetinmeye mecbur bırakacak bir proje! Bütün bu parçaları bir araya getirince Ulusoy'un sessizliğinin ne anlama geldiğini çözüyorum ama inşallah aklıma gelen yanlışı tecrübeli Haluk Başkan'ın yapmamasını temenni ediyorum. Çünkü ben Fatih Terim ve ekibine inanıyorum. Çünkü, Piontek'le başlayan altın dönemin temellerindeki harcın mayasında olan Fatih Terim'e ait "1000 altın çocuk" projesinin Türkiye'ye hangi gururları yaşattığına şahit olmuşum. Diyorum ki Fatih Terim durduk yere "İmparator" diye taçlandırılmadı. Lütfen, İmparatorluk tacını giydirdiğiniz bir şahsiyete, sıradan hoca muamelesi yapmayın. Çünkü böyle bir davranış Terim'i değil, bu davranışı sergileyenleri küçültür ve Türk futbolunu baltalar. Türk futbolunu böyle bir yola sürüklemeye kimsenin hakkı yok. 6+2 Roberto Carlos ve Tomas Gravesen! "Sınırsız yabancı" diye tutturan F.Bahçe'nin transfer listesindeki isimler... "Avrupa'da 1 numara olmayı" kendine hedef seçen F.Bahçe'nin listesindeki isimler... Hadi Roberto Carlos'u geçelim... Ama Danimarkalı Gravesen'i niçin alacak F.Bahçe? Ön liberoda oynatmak için mi? Zaten, Gravesen bu mevkide oynamak istemiyor. Ayrıca problemli kişiliğiyle de takımda istenmeyen adam ilân edilmiş. Yani, "yabancı" diye bir problemi mi transfer edecek F.Bahçe? Öyle ise Hooijdonk'u neden gönderdiler ki? Demek istediğim şu, daha 6 yabancı kontenjanını doğru dürüst kullanamazken, neden sınırsız yabancı diye ısrar edilir ki? Süper Ligi'nde haksız rekabete yol açmayacak düzenleme olsa olsa 6+2 olabilir... Bıçakcı'yı alkışlıyorum Bu ülke koltuğa yapışan yönetici profilleriyle doludur. Siyasetsiler, bürokratlar, spor adamları hasılı kelam federasyon başkanlarıoturdukları koltuktan mümkün olsa bir ömür kalkmaz. Diyeceksiniz ki, "İstikrar önemli!" Bu söze bir diyeceğim yok.. Ama uyum, üretim, kalite ve verimlilik daha önemli değil mi? Bir yerde işler iyi gitmiyorsa, bir dokunup, bin ah işitiyorsanız. Bizans entrikalarını solda sıfır bırakan komplolarla her an karşı karşıyaysanız. O koltukta oturmanın bir anlamı var mı? Levent Bıçakcı böyle bir ortamda o koltuğun aşığı olmayan nadir yöneticilerden. Tıpkı, bir dönemin F.Bahçe Başkanı Metin Aşık gibi... Baktı ki işler iyi gitmiyor, o da Aşık gibi kurumunu, nezih bir kongre ortamı ile seçime götürdü. Kavgasız ve gürültüsüz bir şekilde seçim sonrası yeni yönetime emaneti teslim etti. Bu hareket, hem Futbol Federasyonu ve hem de spor çevrelerinde büyük bir takdir topladı. Kongre sonrası Bıçakcı'yı aradım. Futbol Federasyonu ile ilgili bir kaç soru yönelttim. Bıçakcı'nın cevabını bildiği sorular... Ama o, yine olgunluk gösterdi, "Bizim görev dönemimiz bitti. Lütfen bu soruları sayın Haluk Ulusoy'a sorun. İnanıyorum ki, bu arkadaşlarımız çıtayı bizim koyduğumuz yerden daha yukarı taşıyacaktır." Bravo Bıçakcı... Sizin ve sizin gibi nazik insanların değeri zaman içinde anlaşılacak. Ama ben, Haluk Ulusoy gibi bugünden sizi alkışlıyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.