İki haftada iki ayrı G.Saray seyrettik. Biri Bursaspor karşısındaki futboluna hayran olduğumuz takım diğeri ise Antalyaspor önünde tam tersi görüntü veren G.Saray. "Bunların hangisi gerçek G.Saray?" diye kendi kendime sordum. Açık söyleyeyim, iki takım arasındaki fark, sadece Engin ile Kazım'ın farkı değil, abartmadan söylüyorum dağ ile çukur arasındaki mesafe. Sorarım size iki oyuncusunun yokluğunda kimyası bu denli bozulan G.Saray'a "takım gibi takım" denilebilir mi, asla. O halde, Bursaspor karşısındaki seyrine doyum olmayan G.Saray'ı her maçta seyrettirmeyi hedeflemiş olan Fatih Hoca'ya düşen ne? Açıklayayım, "Üç dakikalık uzatma"ya takılıp kalmak değil elbet, böyle kilit oyuncuların yokluğunda G.Saray'ı buharlaştırmayacak alternatifleri veya sistemi üretmektir. Ne dersiniz, yanılıyor muyum, yoksa? FIFA el koydu Buyurun tartışmaya; FIFA ve UEFA dernek mi yoksa güçlü bir birlik mi? Dünya şu günlerde bu uluslar arası futbol kuruluşlarının kimlik sorununu tartışıyor. Kabul etmek gerekir ki ne FIFA ne de UEFA, bir Kanarya Sevenler Derneği değil. Nüfuzları, 500 milyar doları aşan bütçeleri, geniş-etkin faaliyet alanları ve dev kadroları olan birer imtiyazlı kuruluş. Ne var ki, Sion, UEFA'ya açtığı dava ile bu tahtı sarstı. Şampiyonlar Ligi'ne alınmayan F.Bahçe'nin CAS'taki hak arayışı ve bunlara başka kıt'a federasyonlarındaki sorunlar da eklenince kimlik problemine dönüşen bu durum, futbolun en üst çatı organı olan FIFA'yı ciddi şekilde rahatsız etti. Başkan Sepp Blatter, Yönetim Kurulu'nu acil toplantıya çağırdı ve deklarasyon niteliğinde bir karar alındı. İşte o kararın özeti, ''Eğer diğer kulüpler de Sion'u izler ve şikayetlerini sivil mahkemeye taşırsa, futbol tertibinin yapısı tehlikeye girer. Herkesi futbolla ilgili davaların sivil mahkemelere taşınmasını yasaklayan yönetmeliğe uymaya çağırıyoruz." Açık ve net, kimse bindiği dalı kesmeye kalkışmasın, diyor FIFA. Tabii anlayana. Aferin Bekir! İşte benim futbolcum her zaman böyle sorumluluk üstlenmeli... Yaşadığı topraklarda barış ve huzurun ne anlama geldiğini Bekir gibi net ve cesur ifadelerle dile getirmeli. Bakın, F.Bahçe'nin Kadıköy'de Samsunspor'a puan kaybettiği gecede Bekir ne diyor, "Artık bu olaylara farklı bakmayı bilelim. Artık bir arada mutlu yaşamanın yollarını öğrenelim." Aferin be Bekir!.. Doğru söze ne denir. Uyanıklar! Eskiden "Söz uçar yazı kalır" derlerdi, şimdi ne söz uçuyor ne de görüntü... İşte ispatı: Azerbaycan bir yıl önce Londra Olimpiyatlarına daha fazla sporcu gönderebilmek için profesyonel maçlar organize eden uluslar arası boks federasyonuna iki altın madalya için 10 milyon dolar ödemiş. Habere inanmak istemedim. Siz de böyle uyanıklık olur mu, demeyin... Belgelere ulaşılmış. Kaynak, BBC. MIHLAMA KAÇ KAÇ Terör... Deprem... vs... Dertler dağ gibi... Biri bitip, diğeri başlıyor... İmtihan üstüne imtihan. Bir kör şartlanmışlıkla soruyoruz; "Maç kaç kaç?" Söyleyin, hayat oyunu böyle mi kazanılır?