Tabii ki kazanalım isterim ama sonuç umurumda değil... O yüzden Türkiye - İsviçre maçı oynanmadan, yüreğimdeki yangını söndüreyim istedim! Ne acayip bir toplum olduk; kadirşinaslık, ahde vefa, sabır ve inanmışlık! Ateşe attık hepsini! "Sevdamız" dediğimiz Milli Takım yenildi diye bayram yapanlar var! Allah aşkına bu ne kin!.. Kimden hınç alıyoruz? Fırsat elimize geçti diye eski defterleri mi açmalıyız hemen? "Antalya'da medyaya röportaj vermeyen sen, Emre Belözoğlu!.. Sen, Tümer Metin! Gel, buraya, gör gününü!" fütursuzluğundaki o kaba saba ifadeler ne oluyor? Beyler ayıp!.. Medyacılık bu değil... Kalem ya da mikrofon gücü, hakaret için değil. Eleştiri hakkı, intikam almak için kullanılmaz, bilgi vermek, ışık tutmak, yol göstermek içindir bu hak. Neyi ne zaman yapmamız gerektiğini bilemiyoruz. İyisi mi; "Terim'i hemen asalım" çığırtkanlığını bırakalım da Türkiye neden onlarca Hakan Şükür, yüzlerce Yıldıray Baştürk, binlerce Mehmet Topuz, Halil Altıntop ve Ümit Karanlar yetiştiremiyor onu bir düşünelim! Hata Terim'de mi, Federasyon'da mı, kulüplerde mi, yoksa sistemde mi, biraz olsun üstüne kafa yoralım. >> Henry'li Fransa keyfi Şampiyon adayım "Ölüm Grubu"ndaki Fransa... Ancak, Romanya karşısında çok etkisiz kaldılar. Sebebi bence Patrick Vieira ve Thierry Henry'nin bu maçta olmamasıydı. Şimdi iki yıldız da hazır durumda. Dolayısıyla Henry'li Fransa ile grubun büyüleyen takımı Hollanda'nın karşı karşıya geleceği maç benim için şampiyonluk finali kadar ilgi çekici. >> Hollanda'yı da yenerler Ölüm Grubu'nda İtalya karşısındaki Van Basten'in Hollandası birçokları gibi beni de büyüledi... Tempolu, seri, çabuk, hareketli futbol ve birbirinden güzel gollere hayranlık duymamak ne mümkün! Ancak, bir takım kaç maç bu kadar etkili oynayabilir? Hadi oynar diyelim, İtalya'nın bıraktığı geniş alanı, hangi takım verir Hollanda'ya? Fransa mı yoksa takım savunması mükemmel olan ve bloklararası mesafeyi minumuma düşürerek, maçı neredeyse 20 metre derinlikte oynayan Romanya mı? Mutu yönetimindeki Romanya'nın Chivu, Radoi ve Cociş'li orta sahası, İtalyanları yıkan Sneijder'a bu kadar kolay şut şansı tanır mı, sanmam! Van Nistelrooy ve Brocnkhorst'u bu kadar boş bırakırlar mı? C Grubu'ndan birinci takım olarak Hollanda çıkar, orası kesin ama ya sonrası?.. İşte onu bilemem! Çünkü, İspanya, Almanya ve Portekiz gibi takımlar, Hollanda'yı Hollanda'nın "hücum" silahıyla vurabilecek ekiplerdir. >> TGRT FM'den yansıyanlar Pazartesi günleri TGRT FM'de Hülya Aksu Düzgün hanımefendinin sunduğu İpek Yolu programının konuğuyum. Skora endeksli olmayan farklı, interaktif bir program. Konumuz, Milli Takım ve Portekiz maçıydı geçen hafta. Telefon ve mail bombardımanına tutuldu radyo. Terim'i istifaya davet edenler o kadar çoktu ki... Mesela EURO1996'ya kimin golüyle gittiğimizi unutan bir dinleyici, hem Fatih Terim'e "Hakan Şükür bu takımda neden yok?" diye sordu, hem de "Emre Aşık'ı nereden buldu? Onun yaşıtları teknik adam olmadı mı?" diye sordu. Yahu biraz insaf!.. Maalesef, bu tür tepkiler sayesinde bir kere daha öğrendim ki, duyguları, akıl ve mantığın önüne çok kolay geçirebilen bir milletiz, vesselam! Kim bilir ayranımızın hemen kabarmasının sebebi de bu. >> Hücum mu, savunma mı? Birinci maçlar tamamlarken aklıma takıldı, EURO2008'in 2004'ten farkı ne? Hatırlarsanız, 2004'ü defansif oyunu iyi uygulayan Yunanistan kazanmıştı. O takımda ne Otto Rehhagel değişti ne de onun taktik doğruları ama bugünkü Yunanistan'ın bu turnuvada şansı yok; nitekim daha ilk maçta nakavt oldu. Hem de kendi gibi savunma ağırlıklı oynayan İsveç'e. Neden? Çünkü bu şampiyona, iyi hücum planı ve iyi hücumcuları olana tebessüm ediyor. Tek forvet, çift forvet teraneleri de, detay... Siz, skorda geriye düşen takımın maçı çevirdiğini gördünüz mü bu turnuvada, ben görmedim. Ayrıca Almanya, Hollanda, İspanya ve hatta Portekiz'i iyi inceleyin, tek forvetli dizilişin arkasına kaç hücum özelliği gelişmiş oyuncu yerleştirmişler bir bakın, en az iki ya da üç oyuncu.