Miniatürk'te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile TSYD heyeti olarak öğle yemeği yedik. Yemek bahane, İstanbul 2020 sohbeti şahaneydi. Meğer ne tesisler yapılmış İstanbul'a da haberimiz yokmuş. Yapılanları Kadir Başkan ışık saçan gözlerle anlattı, biz de ağzımız açık dinledik. Bir iletişimçi olarak hem üzüldüm hem de gururlandım. Üzüntüm, futbola odaklanmış medyamızın "Deve kuşu gibi kafasını kuma gömmüş" halineydi. Gururum ise Sadık Söztutan ağabeyin -hepimizi atlatan- tweetindeki, Topbaş Başkanın, İspanya Prensi ile yaptığı telefon konuşmasındaki o dostane "İkimiz de adayız ama gönlüm İstanbul'un kazanmasından yana" itirafınaydı. Evet; İstanbul 2020'ye hazır. Bouiness Aires'te 7 Eylül'de oy kullanacak IOC delegeleri de bunun farkında. İşin en güzel tarafı ise oyunlar konusunda İspanya Prensi'nin sözleri. Ne mutlu; İstanbul'u İspanya Prensi gibi yüreğinde hissedenlere! >> Martinetti'ye yol göründü "IOC, güreşi olimpiyat dışı bıraktı!" Haberi okurken iliklerim dondu, inanamadım, "Yine balon uçuruyorlar" dedim. Çünkü; IOC'nin güreşi oyunlardan çıkarma niyeti yeni değildi; 1992 Barcelona'dan beri her fırsatta gündeme getiriliyordu. Bir spor yazarı olarak, dönemin FİLA Başkanı Milan Ercegan'ın o güce karşı nasıl direndiğini dikkatle takip etmiştim. Hatta, dönemin IOC Başkanı Juan Antonio Samaranch'a güreşe karşı oluşun sebebini sormuştum. Aldığım cevap, "IOC geniş bir aile, herkes aynı şeyi düşünüyor diye bir şey olamaz. Güreş antik oyunlardan beri var. Endişeye mahal yok" olmuştu. Fakat bu süreçte, IOC üyeleri; FILA'ya psikolojik baskılar uyguladı. Ercegan direndi. Ancak "köşeye sıkıştırma" politikası sürdü ve ne zaman Ercegan öldü o gün güreşin minderdeki ağırlığı da kayboldu. Baskı altındaki FILA çuvalladı; güreşin kuralları değişti. Oyun zenginliği kayboldu, seyir keyfi kaçtı. Bu defa; "İzlenmiyor" denilerek güreşin yerine beyzbol oyunlara dahil edildi. Yeni başkan Martinetti de güreşe canlılığını artıracak hiçbir yenilik getiremeyince FILA'nın IOC'ye direnecek gücü kalmadı. IOC'nin yeni başkanı Jacques Rogge'nın ekibi bu şok kararı ilan etti. Ancak bu talihsiz kararı ne IOC üyeleri izah edebilir ne de o saçma kararı alanları tarih affeder. Kanaatim o ki; FILA'ya "titre ve kendine dön" denilen bu karar ile Martinetti'ye yol görünmüştür. >> Olimpiyat artık hormonlu! Kimse kusura bakmasın acı gerçek şu; o saf, amatör olimpiyat ruhu kaybolmuştur. Oyunlarda ödül olarak zeytin dalından yapılmış çelenklerin yarışmacılara takıldığı günler geride kalmıştır. Para ödülü alan şampiyonlara "spor ruhuna aykırı davrandılar" diye yasak getiren olimpiyat ahlakı çoktan tarih olmuştur. Şimdi amatör ruh yerini Napolyon'un meşhur söylemine terk etmiştir; "Para... Para... Para..." IOC'nin güreşi olimpiyat dışı bırakma kararının altında yatan gerçek budur. Olimpiyat ruhu ticarileşmiş, IOC holdingleşmiştir. Spor artık spor değil, show businesstir. >> GÜNÜN SORUSU: IOC, TÜRKİYE'ye karşı mı? İşte madalya tablosu: Türkiye oyunlarda 39 altın, 25 gümüş ve 23 bronz olmak üzere toplam 87 madalya kazandı. Bunların 28 altın, 16 gümüş ve 14'ü bronz olmak üzere 58'ini güreşte elde ettiğine göre, "IOC bu şok kararıyla, Türkiye'yi olimpiyatlardan silmek mi istiyor?"