Levent Kızıl, Osman Çağalıkoç ve Fatih Terim, birlikte yemek yiyip, dostluk gösterisinde bulunurken, bizim medya menajerlerin gazıyla Terim'in yerine en yakın dostu Trapattoni'yi getirip, imza için gün verdi. Konuyu, ismi bizde saklı Federasyondaki yetkililere sordum, "Doğru ise atlamayalım" diye. O yetkili, "Medya, Başkan Özgener'i İtalya'ya göndermiş. Halbuki Başkan, Federasyon binasındaki makamında, naklen yayın konusunu görüşüyor. Buradan siz, Trapattoni haberlerinin ne olduğunu anlayın. Bu olsa olsa trap atışı olabilir. İstersen sen de atabilirsin" dedi. Karşılıklı kahkaha ile güldük. Aradan birkaç saat geçti. Bu defa, İtalyan teknik adamdan internet sitelerine "Bu ne saçmalık" diye bir açıklama düştü. Bizim medya bu açıklamayı gördü de görmedi mi, bilmem. Yoksa, Federasyon ve Trapattoni'nin gerçeği sakladığına inandıkları için midir, nedir bilmem. Ertesi gün ısrarla, "Trapattoni 'evet' dedi" diye yazmaya devam ettiler. Şimdi, sizi bilmem ama bir gazeteci olarak ben dahi, kime inanacağımı kestiremez oldum. Acaba bizi kim aldatıyor? Değişmeyen Kurt çizgisi! Arda'dan daha hızlı bir sağ açıktı ama herkes onu "solcu" bilirdi. Kendisi 34 gol attığı gibi ortalarıyla Gökmen Özdanak'ı gol kralı, G.Saray'ı da üst üste 3 kez lig şampiyonu yapmıştı. "Sözleşmemde yazılı değil" diye şampiyonluk primi almadı, 1 yıl da bedava oynadı. Fakat, "Amatör Sporcular Derneği" kurmak ve futbolda sendikacılığı başlatmak gibi boyundan büyük bir işe kalkıştı. Damgayı da yedi, "Komünist Parti üyesi" diye. F.Bahçe'de oynayan ağabeyi İsmail Kurt, "Kardeşim komünist değil" diye çırpındıysa da kimseyi inandıramadı. G.Saray, onu 1976'da Turgan Ece'nin ricası üzerine Kayserispor'a gönderdi. O dönemde dernek başkanlığını yapan Fikret Ünlü değişti, politikaya atıldı, bakanlık yaptı. Fakat, Metin Kurt'un çizgisi hiç değişmedi, 34 yıl sonra yine sendikacı olarak karşımıza çıktı. Bir futbol düşünürü Kafkas Futbolumuzun parlayan yıldızı Kayserispor Teknik Direktörü Tolunay Kafkas da Tamer Güney, Gündüz Tekin Onay, Metin Türel, Özkan Sümer, Serpil Hamdi Tüzün ve Adnan Dinçer gibi idealist hocalar kervanına katılmaya kararlı görünüyor. Öyle ki, bir kulübün teknik direktörlüğünden çok, ülkenin futbol meseleleri üstüne kafa yormaya, fikir üretmeye hatta proje önermelerinde bulunmaya başladı Hoca. Ne mutlu!.. Bu "sorumlu" yaklaşım, futbolumuz adına gerçekten saygı duyulması gereken durum. Ancak, ne yazık ki, baş tacı edilen idealistler, bizim ülkemizde yalnızlığa terk edilirler. Bilmem Tolunay Hoca bunun farkında mı? Değilse, yukarıda saydığım futbol adamlarımızın kariyer hikayelerini okumasını tavsiye ederim. BİR KİTAP Türk futbolunun efsane başkanlarından merhum Hasan Doğan'ın hayatı kitap oldu. "Hasan Doğan: Futbolu Ağlatan Adam" isimli eser, efsane başkanın hayatı ve ölümü üzerine çarpıcı anekdotlarla dolu; okuyuculara tavsiye ederiz. Ne desin Terim? Fatih Hoca'ya bizim medya Trapattoni'yi sormuş. Ne desin Hoca, kadim dostu için, "71 yaşında, kulüplerde ciddi başarısı yok. İrlanda Milli Takım'daki yükselişi de Henry'nin eline takıldı" diyecek hali yok ya. Bilakis, "Çok iyi olur" demiş. Nerede kaldı mahremiyet? Her şey reyting oldu şu dünyada. Hollanda'nın Eredivisie Live kanalı bastırdı parayı, ülkenin 8 kulübü SC Heerenveen, Heracles Almelo, NAC, NEC, Vitesse, FC Utrecht, VVV-Venlo ve Willem II'nin soyunma odalarına kamera koyup, oradaki ambiyansı 400 bin izleyicisine canlı olarak aktarmak üzere anlaştı. Daha önceleri, "Soyunma odası bir takımın mahremiyetidir, girilemez!" diyen teknik adamlar, para ve reyting savaşı karşısında sus-pus oldu. Bu yol yarın Türkiye'deki yayıncılar tarafından da denenmek istenirse acaba bizim kulüplerimizin tepkileri ne olur?