Kuyt'sız kalmayın! Kaygıya kapılmayın... F.Bahçe için tur göründü, 2-1'lik skor, avantajdır, bu yolda. Yeter ki, inanın! *** Her şeyin orijinali makbuldür, yapayı tat vermez insana... Spartak Moskova maçı ne gözümüzü okşayabildi ne de ruhumuzu. O güzelim mücadelenin keyfini kaçırdı, hormonlu patatese çevirdi suni çim. *** "Korkak!" F.Bahçe on biri sahaya çıktığında Aykut Kocaman için yapılan "korkak" yorumlarına en başından kulaklarımı tıkadım. Niye? Hoca'nın Alex'siz, Stoch'suz; Mehmet Topuz, Mehmet Topal, Selçuk ve Cristian'lı fizik kapasitesi yüksek başlangıç on biri her ne kadar "defansif" görüntü verse de aslında F.Bahçe'ye gizliden ofansif zenginlik katan doğru bir stratejiydi de. Devler Ligi gibi önemli bir platformda gücünü tartmadan çıkılamazdı, sahaya. En küçük riskin dahi göz ardı edilmemesi gerekirdi. Hoca bunu yapmıştı. O yüzden, başkalarının "korkak" sıfatını düştüğü Aykut Hoca'ya avuçlarım dolusu alkış yolladım. O, kontrollü oyun planında Alex'in rolünü çalan Cristian en önemli oyuncuydu, F.Bahçe için. İyi mücadele etti. Nitekim Topuz'un vuruşu, Cristian'ın kafası gol olsa, Spartak Moskova kafadan çözülecekti. Olmadı, gol ararken golü yedik... Anlamadığım şey; Gökhan'ın sağda boş bıraktığı Kombarov'un Emenike'yi golle buluşturan ortasın Hasan Ali'nin ters kademede seyretmesiydi. Affedilir bir hata değildi, bu. Neyse ki; Selçuk'un uzun pasında Sow'un harika pas gibi ortasını Kuty gol yaptı da, rahatladık. Ama sonunu getiremedik. Bu defa; ilk golün asistini yapan Kombarov'un uzaktan füzesini çaresiz seyrettik. Ama bu acı tecrübeden bir ders çıkardık, Spartak Moskova yenilmeyecek takım değil. Sonuç, F.Bahçe için tur göründü. Kanaatim bu. Yeter ki, inanarak oynasınlar.