Öcal ağabey, "Kandırıldık" diyor. Hislerime ne güzel tercüman olmuş. Hem de "ne kandırılmak?" Şu tabloya bakın: 1948'de destansı başarılara imza attığımız Londra'da Pekin-2008'i geçmeyi hayal ederken fiilen konu mankeni olduk, yazık! Hem de bir elimiz yağda, bir elimiz balda iken... Heyhat!.. Gaflete bak! Spor bakanının tatlı sözleriyle efsunlayıp koca teşkilatı hallaç pamuğu gibi atmasına seyirci kaldık da, "Dur! N'oluyor, şimdi sırası mı?" diyemedik. Ah ki ah! Resmen uyutulduk! Yazıklar olsun, bize! Sakın ha... "Bu saatten sonra uyansak ne yazar? Madalyayı alan Londra'yı çoktan geçti" demeyin. Zira?.. >>> O kafa! İsimler, resimler değişse de o kafa hiç değişmiyor... Yanık ağızlara çaldığı bir kaşık bal misali, yine arz-ı endam ediyor manşetlerde! 2020 İstanbul vaatleriyle! Aman dikkat! Hiç değilse bu defa sporun 20 yıllık master projesini; spordan bihaber o kafanın elinde oyuncağa çevirmeyelim. Zira o kafaya kalırsa iş, 2020 İstanbul da masal olur! Benden söylemesi! >>> Niçin kaybediyoruz? Bir Rıza Kayaalp! Bir de kızlar: Kadın Basketbol Milli Takımı, Nevin Yanıt, Aslı Çakır Alptekin ve Gamze Bulut! Gerisini unut. Hiç düşündünüz mü? Neden hep biz havuzda boğuluyor, podyumda dökülüyor, minderde eziliyor, denizde, poligonda, ringde perişanları oynuyoruz? Ben düşündüm, öyle çok neden buldum ki... Özetin özeti... Fıkra gibi... Hani, yılan deveye sormuş, "Neden boynun eğri?" diye. Devenin cevabı, "Senin neren doğru ki, benim boynuma kusur buluyorsun?" olmuş. Haksızlık etmemek için soruyorum kendi kendime, "Bu fiyaskonun müsebbibi kim?" Sporcu mu,teknik adamlar mı?, Mentör mü? Hakem mi?, Federasyonlar mı? , Spor Bakanlığı mı?, Spor medyası mı?, Yoksa?, Tekmili birden, sistem mi? Takdir sizin >>> aRIZAlandık! Bakan Suat Kılıç, oyunlar öncesi "Londra'da 181 madalya bekliyoruz" demişti. Şimdi, bu sözün tevili nasıl olur? Sanırım, artık "aRIZAlandık" diyecektir, sayın Bakan! >>> Neden bir Boltumuz yok? İzlerken gözlerim yaşardı... Muhteşemdi Usain Bolt... Koşmadı, yine uçtu adeta... Sanki, olimpiyatta değil de antrenman yapıyormuşcasına rahattı. İmrendim... Rakiplerinin sinirlerini, insanın hız sınırlarını zorlayan müthiş bir kabiliyet, o. Ama? Dikkat edin, "Sen efsanesin" diyenlere, "hayır" diyor, "Daha o unvanı kazanmadım!" Tevazuya bakın! Sorumluluklarını da biliyor, haklarını da. Nike ile olan 9.2 milyon dolarlık malzeme sponsorluk sözleşmesini yenilemek için "Yeni şartlarım var!" diyor. Bolt, öyle de şanslı ki, "alarm zili" gibi onu her an ikaz eden, Blake gibi, "Yeteneğine güvenme" diyen güçlü bir rakibi var. Sporun o acımasız dünyasındaki şu "tatlı rekabet"e bakın. İşte "Birbirinin varlığından güç almak" diye ben buna derim. Bir de bizimkilere bakın ve neden bir Bolt çıkaramadığımızı anlayın! >>> Profesyonellik! Kim diyor ki olimpiyat amatörlerin yarışı... O eskidenmiş... Şimdi profesyonellik ayyuka çıkmış! Ama biz, "spor&profesyonellik" denince hâlâ futbol okuyup, futbol yazıyoruz. >>> MIHLAMA "Küme düşmek ne ki, en tehlikelisi gözden, gönülden düşmektir. O da yedi kat gökten düşmekten beterdir."