Uff... Ne maçtı ama... Ömür törpüsü... Bir golün bin umut, bir galibiyetin koca sezona bedel olduğu bir maç. Kısaca "Hamlet"ti sahada oynanan... F.Bahçe "Şampiyonluk" için canını dişine taktı... Denizlispor da "kümede kalabilmek" uğruna önce kendi yarı alanında etten duvar ördü... Sonra kontra ataklarda F.Bahçe kalesinde büyüyen bir tehlike... *** F.Bahçe, maç boyu etten duvarı aşıp, "bir gol atayım" diye uğraştı, durdu.. İlk devrede Souleymanou'nun koruduğu kaleye dört füze gönderdi... İkisi Mehmet Yozgatlı'dan, biri Tuncay, biri de Alex'ten... Fakat nafile... Souleymanou, Denizlispor'un kalesinde adeta devleşmişti... Dört kontra Denizlispor'dan; biri ilk, diğerleri ikinci yarıda... İlkinde Selahattin boş kale yerine topu göğe dikmez mi? Denizlililer perişan oldu... Ama Daum'un kılı kıpırdamadı... Anelka ve Semih yedek kulübesinde... Sakatlıktan yeni çıkan Nobre ise sahada... Akıllara zarar... İkinci devre Yusuf vurdu, Rüştü son anda çeldi... Selahattin yine ıskaladı... *** Gol geciktikçe, stres de heyecan da büyüdü F.Bahçe'de... Tribünler barut gibi oldu... Sahaya yanıcı ve yaralayıcı maddeler yağdı... Maç durdu, tekrar başladı... Hakem Selçuk Dereli'ye helal olsun, çok zor bir maçı olaysız bitirebildiği için... *** Sonuçta, F.Bahçe, Denizli'ye kadar taşıdığı şampiyonluk umudun bu şehirdeki sonuç getirmeyen oyunu ile altın tepsi içinde G.Saray'a armağan etti...