Vahşi Timsah'ın sancıları!

A -
A +

Son 15 dakikada varını yoğunu ortaya koyan Bursaspor, İstanbul Belediye beraberliğiyle zirve yarışında büyük bir avantajı eliyle itti. Olacak şey değil! Gerçek şu ki, şampiyonluk; ortak arzu, yürekten mücadele ve her şartta kazanacak oyunu başarmakla mümkün olur. Fakat? Açık söyleyeyim, İstanbul Belediye önünde seyrettiğim Bursaspor'da bu parıltıyı, heyecanı ve coşkuyu göremedim. Batalla'nın ateşleyici golüne, Ali Tandoğan'ın öne taşıdığı uzun toplara, Ergiç'in şutlarına ve Altidore'nin rakibi sindiren acı kuvvetine rağmen göremedim. Çünkü, bireyselliğin ötesine geçemeyen hareketler bir türlü takım oyununa dönüşemedi. O yüzden Bursaspor sıkıntılı maçı çözüp de, zirve yarışındaki rakiplerine "Ensenizdeyim! Duy sesimi" diyemedi. Bir kısmınız, İstanbul Belediye teknik direktörü Abdullah Avcı'nın bu duruma; kalabalık ve katı savunmaya dayalı; güçlü, sert, etkili ve farklı mücadele anlayışının hakim olduğu oyunla büyük etki etti. Böyle düşünenler yüzde yüz haklıdır. Fakat Bursaspor gibi şampiyon bir takım başarıda süreklilik istiyorsa bunları da aşmak zorunda değil mi? Aşamadılar, aşamıyorlar ama aşamamalarının da sebepleri var. Mesela, Başkan İbrahim Yazıcı'yı hedef alan "iktidar-muhalefet oyunu" Bursaspor'un gücünü kıran en travmatik bunalım. Sercan-Volkan gibi yıldızların kullanamamasının sancıları, ulu çınarı içine düşen kurt gibi Bursaspor'u eritiyor. Böyle bir ortamda teknik direktör Ertuğrul Sağlam ne yapar? Gözünü, kulağını ve ağzını kapayıp, "görmüyorum, bilmiyorum, duymuyorum" dercesine, içi vahşi timsahlarla dolu okyanustan inci çıkaran sihirbazın marifetini gösterecek değil ya! İşte, güçlü bir kulüp yapısı kuramamış ortamda ancak bu kadarı oluyor.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.