Üç yeni ve bir eski? Ne mi, F.Bahçe'nin şifresi. Diyeceksiniz ki o da ne? Önce bir soru, "Yeniler; Ziegler, Emre ve Webo, F.Bahçe'ye ne kattı?" Gece ile gündüz arası bir değişim getirdi. Düşünün, Mersin İdman Yurdu maçındaki F.Bahçe'yi... Belki, büyük heyecan uyandıran efsane F.Bahçe'nin o görkemli hali hâlâ yok sahada ama taktik anlamda çok büyük değişim var. Ne gibi mi? Ligin ilk yarısına nazaran daha cesur, daha istekli ve daha önde oynamayı amaçlıyorlar, şimdi. En güzel yanı bu. Kaptan Emre müthiş, F.Bahçe'nin sahadaki sahibi gibi... Tüm atakların hazırlık paslarında o var. Ancak? O bildik ateşleyici özelliği kendini yine oyunda saatli bomba gibi hissettiriyor. Buna rağmen müthiş şutları ile kaleci Bicik'i perişan eden F.Bahçe'nin inanılmaz zenginliği o. Nitekim, Bate maçı öncesi F.Bahçe'ye hayat öpücüğü gibi gelen Webo kafa golü; Emre'nin hazırladığı bir pozisyondu. Bate maçında oynayamayacak olması büyük eksiklik. Şifrenin ikinci bölümünde Musa Sow var. Körük gibi ciğere sahip bu futbolcu. Ama; koparıcılığı eksikti, dün. İnsan o kadar koşunca yorgun düşüyor, son vuruşta isabet kaydedemiyor, Sow'un tek zaafı bu. Tavsiyem, Bate maçında nefesini daha ekonomik kullanması. Cristian, Alex'in yerini dolduracakmış (!) ne mümkün bu haliyle ancak Sihirbaz'ın kramponunu taşır. Sonuç mu, kritik viraj öncesi F.Bahçe, Mersin'de maden buldu. Ama, takım savunması adına bir dizi soru işareti bıraktı geride... Mersin'in hakkını teslim edelim. Giray Bulak'ın elinin dokunduğu belli. Çetin ceviz olmuşlar. Ama Mitroviç'i hesap dışı bırakmışlar!