Deplasman fobisi mi desem yoksa Ersun Hoca faktörü mü?
Doğrusu, "Bitti" denilen ligi yeniden başlatan isim haftalardır dikkat çektiğim, Yanal tehlike, Ersun Hoca'nın bizatihi kendisi.
Hem de en yakın rakibinin puan kaybettiği bir haftada, devam etti hatalar zincirine...
Şaşıyorum. Emenike'siz, Alper'siz, Cristian'sız günde Eskişehirspor deplasmanında neden bu arayış?
Affedilmez hata... Hele beğenilmeyip gönderilen Bienvenü'nün şahane golü diken, Erkan Zengin'in müthiş vuruşu zehir olurken.
Bir de üstüne üstlük Webo sakatlanmaz mı?
Forvet bolluğundan forvet krizine. Buyurun buradan yakın.
Adalet, mühim... Ama Ersun Yanal'ın adaleti sağlamak adına Cristian'ı kadro dışı bırakıp, Meireles'in de olduğu takımda Holmen'e yer açmasına anlam veremedim ben. Niye mi, top cambazı Salih Uçan ve Emre Belözoğlu gibi bir tecrübe kulübede otururken. Olacak iş mi, bu?
Holmen'in sıfırdan çevirip, Meireles'in ortasında Kuyt, o topu gole çevirseydi, ne diyecektin diye düşünebilirdiniz.
İnanın, fikrim yine değişmezdi.
Niye biliyor musunuz?
Kulübede Holmen'den daha faydalı olabilecek oyuncular oturduğu için.
Eğer siz, takım içi adaleti sağlamak adına oyun şablonuna ters düşecek şekilde forma dağıtırsanız ağrımayan başa çaput sarar, Bienvenu'nun aşırtmasındaki gibi iş alırsınız başına.
Golü yedikten sonra uğraş dur.
"Gitti" denilen maç, Webo sakatlanıp da Emre Belözoğlu oyuna girmesinden sonra bir değişiklik ile birçok hamle etkisi bırakıp, zafer için Kuyt ile yeşil ışıklar yaktı yakmasına ama galibiyeti daha çok isteyen taraf Eskişehirspor'du.
Bir dakikada üç pozisyon çıkaran Boffin'i tebrik ediyorum.
Zaferi getiren belki de onun verdiği güvendi.
MAÇIN ADAMI
KIRILMA ANI