Yanal'ın medya aşkı

A -
A +

Kadir Gecesi'nde Ersun Hoca ile uzun uzun konuştuk. Öyle güzel şeyler anlattı ki, paylaşmam için bu köşe yetmez. Hoca, "Bir süre için futbola söylemlerimle katkı sağlamak istiyorum" dedi ve devam etti, "Yoksa birçok teknik adamın iştahını kabartacak teklifler alıyorum. Ama hiç biri beni medya kadar cezbetmiyor." Şaşırdığımı görünce ekledi, "Rahat olun, gazetecilik işim değil, bu sektörde uzun süre kalıcı da değilim. Ama medyadan çok çekmiş biri olarak istiyorum ki, futbolu bu işte yananlar konuşsun. Ekranlarda futbol adına ağıtlar yakılmasın, insanlar aşağılanmasın, emeğe saygı gösterilsin. Zaten 'eleştiri hakkı' da tespit, analiz, öneri ve olgunlaştırma değil midir? Ayrıca, hepimiz aynı kazanda kaynıyoruz ve aynı pastayı paylaşıyoruz. İnanın, dil afeti başka şeye benzemiyor. Ne o kazanda yanalım ne de o güzel pastayı yakalım!. İstiyorum ki, güzel düşünelim, güzel bakalım, güzel anlatalım ve her beraber güzelliği yaşayalım. Bunun için medyadayım." Bu yürekten çabaya ne denilir Hocam, alkışlar sizin için!.. YERLİKAYA'YA ALTIN SÖZÜ Güreş Federasyonu'nun verdiği iftara güreş ve basın camiasından yaklaşık 100 kişi kaltıldı. Benim de bulunduğum iftarda Hamza Yerlikaya ve Salih Bora Meclis'ten çıkan sporla ilgili kanunları konu etmişti. Eski şampiyonlar, Federasyon yönetimi, il müdürleri, antrenörler, Grekoromen Milli Takımı... Hemen herkes oradaydı. Bir tek Kerimoğlu! Bir altın nesil; Tugaylar, Hakanlar, Abdullahlar, Ogünler, Hamiler... İçlerinden sadece biri ufkunu açıp, Türkiye'de yarışmak yerine 8 yıl top koşturduğu İngiltere'de teknik adamlığa ilk adımı attı. Futbolumuzun başarılı temsilcisi Tugay Kerimoğlu, "Merdivenleri ağır çıkmak gerekir" dedi, Türkiye'de A Lisansı Antrenörlük kursunu bitirdikten sonra, dünyanın en zengin kulübü Manchester City'de eski hocası Mark Hughes'un yanında rezerv takımda antrenörlüğe başladı. Hayırlı olsun! Terim'in 'koltuk' davası! Nelerle uğraşıyoruz?.. "G.Afrika'yı düşündükçe içim yanıyor" diyen Milli Takımlar Sorumlusu Levent Kızıl anlattı. "İnsanımız, 'FIFA Bosna'daki o stada nasıl maç verdi?' diye soracağına, 'Fatih Hoca tribüne gönderildiğinde ikinci başkan Servet Yardımcı ile niye ayağa kalkıp yanında durmuşuz?' diye soruyor. Ne yapacaktık yani, üç kişi iki koltuğa mı oturacaktık? Ayrıca Hoca'ya o nezaketi bizden önce Amerika'nın Bosna Büyükelçisi gösterdi. Şimdi, 'Amerika Büyükelçisi niye ayağa kalktı?' diye mi soralım?" Ne diyeceğimi şaşırdım! Beşiktaş neden yenildi? İşte onlar ve bizim aramızdaki en çarpıcı fark: Sir Alex Ferguson M.United'a 1986'da geldi. Yani 23 yıldır ManU'yu çalıştırıyor. Mustafa Denizli teknik adamlığa 1986'da G.Saray'da başladı. O günden bugüne tam 10 ayrı takımı çalıştırdı. Sonuç ortada! Onlar Ferguson'u "Sir" yaptı, biz ise Denizliler'i yok etmek için yarışıyoruz. Sudan sebeple tribüne! Fatih Terim'den sonra Fuat Yaman da tribüne gönderildi. Fuat Hoca, "Ne küfür ettim, ne de farklı bir şey, neden tribüne gönderildim, anlayamadım'' diyor. Sahi, bir hoca tribüne neden gönderilir ki, ortada sudan bir sebep olmasın!

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.