Yeni lider Topuz!

A -
A +

Emre Belözoğlu tartışmasız F.Bahçe için en önemli oyuncu. Hangi F.Bahçeliyle konuşsam, bunu söylüyor. Çünkü o, sadece bir futbolcu değil, aynı zamanda Aykut Kocaman'ın saha içindeki yardımcısı. Emre'nin bu konumuna geçmişte en büyük tepkiyi gösteren Alex dahi, bu gerçeği kabul etmiş. Fakat, sistem tam oturuyor derken Emre Eskişehir maçında sakatlanıverdi. Şimdi F.Bahçeli yöneticilerin ağzını bıçak açmıyor. Hepsi de, "Kim dolduracak Emre'nin yerini?" diye soruyor. Kocaman ise o görevi çoktan Mehmet Topuz'a verdi. Artık sorulması gereken soru, "Emre'nin olmadığı maçlarda Mehmet Topuz, bu takıma liderlik yapabilir mi?" olmalı. Kanaatim, Kayserispor'daki o güçlü konumunu F.Bahçe'de de kazanan Mehmet Topuz, hocasının verdiği yeni görevi pekala yapabilir, yapıyor da zaten! Yeter ki, köstek olunmasın! Bilica sorunu! Fünyesi çekilmiş bomba gibi duruyor, Aykut Hoca'nın elinde Bilica. Oynatsa dert, oynatmasa dert! Lugano yok. F.Bahçe'nin Hocası oyuncularına diyor ki, ''İşinizi sevin; sevin ki, sevindirebilesiniz!'' O kadar rahatsız ki, duymuyor ve anlamıyor Bilica. Tabii bu haliyle, ne zaman sahaya çıksa ıslıklanıyor. Onun hatasından bir de gol yemişse F.Bahçe, dinleyin cümbüşü. Hoca öfkeli taraftarın önüne geçiyor, ''Aman'' diyor, ''O bizim oyuncumuz, protesto etmeyin!'' Başka ne diyebilir ki Aykut Hoca? İşte o an vicdanım Bilica için şöyle diyor; taraftarla rakip arasında mengeneye sıkışmış gibi duran bir futbolcu bu takımda nasıl verimli olabilir? Allah'ım! Ne korkunç bir duygu, sevgisiz ve kendini her an hata yapacakmış gibi hissetmek. Ey F.Bahçeliler, daha iki yılı bulunan bir futbolcuyu kaybetmek istemiyorsanız, biraz hoşgörü! Çünkü, şu haliyle atsan atılacak, satsan satılacak gibi değil Bilica. Satacaksan da değerinden satmak lazım. Onun için de oynatmak lazım. Lugano bu! F.Bahçe yönetimi dün Lugano'yu tartıştı. Bu satırları yazdığım sırada henüz bir karar çıkmamıştı. Fakat, o kırmızı kartı düşününce, insanın kanı beynine sıçrıyor. Bu ne sorumsuzlukLugano? Eskişehir maçının devre arasında rakibi Sezer'i çekiyor, ensesine tokat atıp, kırmızı kart görüyor. Söyler misiniz, bu davranış profesyonellik kitabının neresinde yazıyor? Ayrıca takımını on kişi bırakma hakkını nereden buluyor, bu futbolcu? Aynı şeyi, bir başka takımda yapabilir mi Lugano Hayır, bin kere hayır! Ama Türkiye'de yapıyor! Neden biliyor musunuz, yaptığı yanına kâr kaldığı için. O yüzden bir hafta oynuyor, bir hafta seyrediyor! Yazık değil mi, F.Bahçe'ye? Gökhan'ı kim coşturdu? Eskişehirspor maçının en faydalı adamı tartışmasız Gökhan Gönül'dü. O inanılmaz, azmi, hırsı, adrese teslim ortaları ve attığı golle ayakta alkışlandı. F.Bahçe'nin teknik heyetine, "Gökhan sakat değil miydi?" diye sordum. "Evet" dediler, "Fedakârlık etti". Peki bir futbolcu sakat sakat niçin oynar? Cevabını buradan size ben vereyim; yedeğinde Cafu Okan'ın bekliyor olmasından. Yani, formayı kaybetmek korkusundan. Yani Gökhan'ı coşturan gerçek, takım içi rekabet. HOCAM Güneş'in zorlukları Trabzonspor taş gibi takım oldu, Şenol Hoca'nın elinde. Şu an, istikrarlı yükselişiyle düşman çatlatıyor Trabzonspor. Nitekim Engin, Servet'in, Umut, Mustafa Sarp'ın, Jaja, Neil'e attığı çalımlarla belini kırmakla kalmadılar, G.Saray'ın da havasını söndürdüler. Trabzonspor'a geldiği sezon iki kupa birden kazandıran Şenol Hoca, bir başka kulüpte olsa inanın heykelini dikerlerdi. Fakat hayır, o doğduğu kentte öyle zorluklarla uğraşıyor ki anlatılamaz. Birinci zorluğu şehirde herkes teknik direktör. İkincisi, üç kişiden biri yönetimde görev almış. Üçüncüsü, yönetim başarıyı paylaşmayı bilmiyor, kendi içinde çatlaklar çıkarıyor. En fenası da futbolcular arasında Teofilo gibi takımı zorda bırakan bir riski her an içinde barındıyor olması.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.