Yıkım üstüne yıkım!

A -
A +

Maalesef!.. Büyüklük, büyük laflar etmekle olmuyor! Öyle olsaydı, Türkiye, fırsatları değerlendirir, Bosna'dan 2010 Dünya Kupası için dağ gibi bir umutla dönerdi, dün gece. Maalesef, başaramadık bunu! Yıkım üstüne yıkım çöktü içimize! Oysa hızlı başlamıştık oyuna. Gökhan ve Semih ile zorladığımız kalede; Emre ile golü bulurken, keyfimize diyecek yoktu. "Sıkı dur Güney Afrika, Türkler geliyor!" diye sevinç çığlıkları attık, ardını beklemeden! Ama uzun sürmedi sevincimiz, çabuk yorulduk! Bu defa, zaman ve zemin bahanemiz de yoktu! Taktik zaaflar ön plandaydı. Bloklar arası bağ zayıflamıştı, ne hücuma çıkabiliyorduk ne de Tuncay ve Arda ile kanatları açabiliyorduk. Orta alanımız çökmüş, forvetimiz buharlaşmıştı. "Türk gibi başla, İngiliz gibi bitir" sözü makus talihimiz olup çıktı. İlk yarıda, Bosna'nın yükselttiği tempoya boğun eğer olduk. Zaaf üstüne zaaf yaşadık! Servet ve Önder'in sektirdiği toplarda, Bosna'nın üç silahşoru; Misimovic, Dzeko ve Salihovic, "Bermuda Şeytan Üçgeni" olup çıkıverdi karşımızda. Ceza alanının içi-dışı demeden, amansızlar dayandılar, şutu. Ama kalede bir kahraman vardı: Volkan!.. Volkan!.. Volkan! Tek başına siper etti gövdesini, Bosna akınlarına! Helal olsun koçum! Ama o da yetmedi. Ferdi hatalar, hırsımızı aklımızın önüne geçirdi. Gereksiz fauller ve bir duran top ile sadece avantajımızı değil, kontrolümüzü de kaybettik. Golü yiyip, oturduk. Gereksiz itirazlar ile Emre ve Arda sarı kart gördü, Fatih Hoca da tribüne çıktı. Arabesk kaderimiz oldu, acılarla yoğrulmaya bayılıyoruz. İtirazım var bu duruma arkadaş! Milletçe sevinmeye en çok ihtiyaç duyduğumuz; sel ve afetlerle boğulduğumuz bir gecede neden küçük bir teselliyi çok gördünüz bize, Arda, Tuncay, Sercan ve Semih? Neden, neden, neden? Yıkım üstüne yıkım yaşarız biz?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.