Yıldırım'a sorulmayanlar!

A -
A +

F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım Lig TV'de Sinan Engin ve Melih Gümüşbıçak'ın sorularını cevaplandırırken kulübüne toz kondurmadı. Doğrusu da buydu, aksi, kendini tekzip olurdu. Alex'e, Güiza'ya, Aykut Kocaman'a toz kondurmadı. "Türkiye'nin en iyi kadrosu F.Bahçe'dedir" derken çok samimiydi. Ancak transfer konusu açılınca, "Ocakta transfer yapmamız zor" demesine sebep bütçe mi, kontenjan mı yoksa, F.Bahçe'nin Avrupa'da hedef dışı kalmış olması mıydı? "Geldiğimizde bütçe 24 milyon dolar iken bugün 250 milyon dolar" haberini verdi de, 12 yıl önceki borç miktarı ile bugünkü borcu kıyaslamadı, neden acaba? Bu iki veriye göre, F.Bahçe yönetiminin son 12 yılını notlasa kendisine 10 üzerinden vereceği not ne olurdu? Başkan diyor ki, "Spor kulübüyüz futbol takımı değil; 9 branş ve 80 kategoride 1500 sporcu ile yarışıyoruz." Hakikaten gurur verici bir sayı bu. Peki, 1500 sporcudan kaçı dünya ve olimpiyat şampiyonu? Hemen belirteyim; Yıldırım'ın müjdesini verdiği F.Bahçe Spor Tesisleri projesinden büyük heyecan duydum. Fakat böyle bir spor adamının konuşmanın büyük bir bölümünde toplam kaliteyi artırmaktan söz edecekken, ikide bir futbola vurgu yapıp, lokomotif takımları dışlamak iyi değildir, tezi ne kadar hakça? Fener Nuri'yi istememiş! Malum, Müjdat Yetkiner şu an Futbol Federasyonu'nda İstanbul Bölge Sorumlusu olarak görev yapıyor. Elinin altından yüzlerce amatör yetenek geçiyor. Hocaya, "Hiç F.Bahçe'ye önerdiğin isim oldu mu?" diye sordum. Ne dese beğenirsiniz; "Ben, bazı yetenekleri tespit ediyorum. Ama onları F.Bahçe değil de Beşiktaş ve G.Saray alıyor." "Nasıl?" dedim. "2004'te Federasyon beni Almanya'ya amatörlerin şampiyonasına yolladı. Dönüşte Nuri Şahin ile birlikte İlkay Gündoğan ve şu an Süper Ligi'nde oynayan üç oyuncunun adını Cemil Turan ile Tamer Güney Hoca'ya bildirdim. Dikkate bile almadılar. Ama Nuri'yi istemeyen F.Bahçe, gitti dünyanın parasını ödeyerek 35 yaşındaki Roberto Carlos'u alıp getirdi. İşte ben de bu zihniyeti anlamıyorum." Söz savunmanın, Cemil Turan bakalım ne diyecek? Hocaya tam destek! Ankaragücü hezimetinden sonra sarı-lacivertli camiada hararetle tartışılan konuların başınada ne geliyor, biliyor musunuz? Hayır, ne 4-2'lik yenilgi, ne o hezimeti getiren maç stratejisi, ne Aykut Kocaman'ın oyuncu seçimi, ne de taktik planı. Tartışılan tek konu vardı, o da şu; "Kupa mı, gelecek mi?" İşte bu noktada konuştuğum eski ve yeni yöneticilerin çoğu, yani iktidardakiler ve muhalefettekilerin çoğu şu görüşte birleşiyordu; "Kupa'yı kazanamayalı 27 yıl olmuş, bir sezon daha beklesek ne olur? Ama, gelecek sezonu bugünden plânlamak isteyen Aykut Hoca'ya sonuna kadar destek olunmalı!" HOCAM Güneş'in yükselişi önlenemez! Başta Levent Kızıl olmak üzere, Osman Çağalıkoç ve diğer Bursalı dostlar hiç alınıp, gücenmesinler. Haftanın maçında gülen taraf kanaatimce Trabzonspor olur. Neden mi? Şampiyonlar Ligi sendromundan beri Ertuğrul Hoca'nın kafası karışık. Bu takıma da yansıyor. Antalyaspor önünde düştükleri durum ortada. Ayrıca Hoca, kendi yönetimiyle de kontraya düşmüş durumda. Yeşil-beyazlı futbolcular ise parkur yorgunu hâlâ Şampiyonlar Ligi ile Süper Lig arasında bir uyum sancısı yaşıyorlar. Bir oyun karakterleri oturmuş değil. Buna karşılık, lider Trabzonspor zinde, diri, istekli ve hayli moralli. Bir de kurt hoca Şenol Güneş'in önlenemeyen yükselişinin getirdiği artılar var.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.