Dikkat ettiniz mi, bilmem? Bir büyük maç gelmeden o maça ait kritik kararlar alabilme becerisinin önemini... İşte Zico, böyle kararları günler öncesınden alabilen ve sıkıntılı bir maçı, daha oynanmadan zafere dönüştürebilen bir büyük teknik adamdır. Örnek mi, Süper Lig'deki son Beşiktaş maçında Alex'in oyundan alındığı andaki, Brezilyalı futbolcunun, hocasına karşı tepkiyi çağrıştıran o soğuk tavırlarını hatırlıyor musunuz? O gece, o an için öyle yorumlar yapıldı ki. "Acaba Alex ile Zico arasında bir soğukluk mu var?" düşüncesi o yorumların en masumuydu. O gece Zico'ya sordum, "Alex'i oyundan neden aldınız?" Açık konuştu, "Sıkıntıları vardı, PSV maçını düşünerek, Tümer'le değiştirdim. Bu kritik kararın sorumluluğu tamamen bana ait". Tümer mükemmel oynadı, F.Bahçe, Beşiktaş maçını kazasız atlattı. PSV karşısına moralli ve daha hırslanmış Alex ile çıktı. PSV önünde skor 2-0'a taşındıktan sonra Alex, "Sakatlığım nüksetti" diyerek, değiştirilmesini istedi. İşte o an F.Bahçeliler, şakakları attı, "Eyvah!" dediler, "Tümer de sakat, şimdi Alex'in yerinde kim oynayacak?". Aksine Zico rahattı, Alex'i kenara, Ali Bilgin'i de oyuna aldı. Bu sırada görevini yerine getirmiş bir yıldız oyuncunun rahatlığıyla sahayı terk eden Alex'in geçmişteki o soğuk bakışlarının yerinde bu defa saygı ve gurur dolu ifadeler hakimdi. İşte kazanmak, buydu... Maçtan önce maçı ve futbolcuyu kazanmaktı. Tıpkı, Kazım Kazım, Gökhan Gönül ve Yasin'i kazandırdığı gibi Alex'in saygı dolu bakışları arasında Ali Bilgin'i de kazandırmaktı. Hem de F.Bahçe'yi kuvvetlendirip, Alex'i taçlandırarak. Tebrikler Zico! >> Sağlam gitsin kim gelsin? Şampiyonlar Ligi'ndeki 8-0'lık Liverpool hezimeti Beşiktaş'ı yeniden cadı kazanı gibi kaynatmaya yetti de arttı. Şimdi, Ertuğrul Sağlam, eleştirilerin odağına düştü... "Vay efendim! Liverpool karşısına öyle bir on bir çıkarılır mı? İstifa için daha ne bekler?" Bu ve benzer bir yığın eleştiri... İyi de, sorun teknik adam mı? Fuat Yaman, Rasim Kara, Rıza Çalımbay, Del Bosque, Lucescu ve Tigana gibi Sağlam da giderse, Beşiktaş düzelir mi, hayır!.. Nitekim, bir ideal adamı olan Ertuğrul Sağlam da, kalıp mücadele etmeyi seçti. Doğrusu da buydu. Helal olsun. Bu noktada, Süper Lig'e "PAF Takım ile çıkarım" blöfünün işe yaramadığı ortadayken Yıldırım Demirören ve ekibi artık öfke ile kalkanın zararla oturacağını anlamış olmalı. Son 5 yılda 143 milyon euro harcama yapıldığı, 5 teknik adam, 44 futbolcu değiştirildiği halde, Beşiktaş'ın karanlık tablosunu değiştiremeyen bu yönetim, gelişmenin yolunun teknik adam operasyonundan değil, anlayışı değiştirmek olduduğunu fark etmeli. İdarede çok başlılık yerine kulübe gerçek anlamda profesyonel yönetim anlayışını getirlemeli! Sahadaki sorun mu, Marsilya maçı ve son Liverpool karşısında sinyallerini verdi. Beşiktaş'ın fizik kapasitesi, mücadele gücü ve dayanıklılığı yetersiz. Bir takımda kaleci Rüştü, Murat Şahin, Gökhan Zan, Bobo, İbrahim Akın ve Ricardinho gibi oyuncular en ihtiyaç duyulan anlarda sürekli sakat ya da sakatlıktan yeni çıkmış ve formsuz haldeyseler, teknik direktörün elinden ne gelir? >> Karaman'ın tılsımlı eli Tılsımlı bir el dokundu ve yerlerde sürünen Konyaspor, iyi oynayıp kaybettikleri Trabzon ve F.Bahçe maçlarının ardından, şahlanışa geçti, ligin flaş ekiplerinden İstanbul B.B., Sivas ve Oftaş'ı yendi. Bu tılsımlı el, yeni teknik direktörleri Ünal Karaman'dı. Önceki gün hocaya bu değişimin sırrını sordum. "Yuvaya dönüş ile takıma sevgi, saygı, inanç ve öz güveni aşıladık, korkunun değil, cesaretin mücadelesini veren bir ekip olduk" dedi Ünal Hoca. Sonra sıraladı, "Kenetlendık. istekli, gayretli ve özellikle oyunun 65. ve 70. dakikalarından sonra rakibe pozisyon vermeyen dayanıklı ve tempolu bir takım olduk. Böylece, kadromuzdaki suskun yeteneklerin gerçek duyguları açığa çıkmaya başladı. Son dakika golleri de sonradan oyuna giren bu oyunculardan geldi. Artık Konyaspor için yıldız gibi parlayacağı yeni bir dönem başladı" dedi. >> Yattara'yı seyrederken Trabzonspor, Ankaraspor maçında Yattara şovunu seyrederken aklıma şu fıkra geldi. Hani, padişahın huzuruna müthiş yetenekli birini getirmişler. Adam, bir elinde iğne, diğerinde iplik. İğneyi havaya atıyor o çabukluk içinde ipi iğne deliğinden geçiriyormuş. Bu gösteri birkaç kez tekrarlandıktan sonra padişah sormuş. "Kaç yıl uğraştın bu mahareti kazanmak için?" Adam, "40 yıl" demiş. "40 kese altın verin herkesin yapamayacağı bir iş başaran bu yetenekli adama" demiş padişah... Adam, altınlarla huzurdan ayrılırken padişah, "Sakın, bu müthiş yeteneği ve bunca zamanı böyle bir maharet için harcayan adama 40 sopa vurmayı da ihmal etmeyin" demiş. Şimdi soruyorum size, Trabzonspor'da onca zamanı boşa geçiren Yattara'nın padişahın huzurundaki o müthiş yetenekli adamdan farkı ne?