Chelsea son 5 yılda 4. kez Şampiyonlar Ligi'nde yarı finale yükseldi. Sonuç süpriz değil. 8 maçta 2 gol yiyen takıma İstanbul'da 2 gol birden atan F.Bahçe, aslında bu ülke insanına büyük gurur ve heyecan yaşattı. Eğer dün gece turu da geçebilmiş olsaydı Şampiyonlar Ligi tarihinde Türk takımlarının ilk yarı finali olacaktı bu. İlk maçtaki 2-1'lik skor avantajına rağmen turu neden kaybettiği üstüne bir dizi teknik eleştiri getirmek mümkün. İstanbul'da kazanan takımı neden bozdu diye Zico'ya yüklenebiliriz. Ama unutmamak gerekir ki, o da bir insan ve etkilenebiliyor. Büyük çoğunluğun günlerdir, "Neden Semih'le başlamıyor?" sorusuna karşılık, "Alın işte size Semih" sunumunu yapabiliyor. Merkez oyuncu konumundaki Maldonado'yu çıkarıp, Kezman'ı oyuna alarak, sonra Semih-Uğur değişikliğiyle oyun önceliğinin ofans mı, defans mı olacağı konusunda kararsızlık gösterdi denebilir. Ama bütün bunlar giden turu geri getirmez. Gerçek şu, şimdilik bu gurur bize yeter! Nitekim başkan Aziz Yıldırım da bu alemde sekmeden uçmanın mümkün olmadığının farkında. Bu tecrübe ile çıtayı daha yukarı koyup, basamakları birer birer çıkmayı amaçlıyor. >> Yanal'ın armağanı Ersen Martin ve Gökdeniz'in satışıyla, az da olsa ekonomik açıdan rahatlamak. Trabzonspor'a özünden Barış'ı armağan etmek. Yattara'nın futbol oynama iştahını kamçılayarak vitrine çıkarmak. Dağınık ve güvenini kaybetmiş Trabzonspor'a yeniden takım hüviyeti kazandırmak, kazanç değil de nedir? Ersun Yanal, kısa zamanda bunları başaran kişidir. Onun akılcılığı sayesinde Umut'un golcülüğünü, Barış'ın bileklerindeki Yattara kıvraklığı ve stilindeki Gökdeniz çabukluğunu keyifle seyreden bordo-mavili yönetim, Denizli galibiyeti sonrası Hoca'ya der ki, "Bu hafta G.Saray'ı, son maçta da F.Bahçe'yi yen ve Trabzonspor'un büyük maçları kazanacak güce kavuştuğunu yeniden göster, bizden ne istersen iste." >> Sus Engin Hoca sus! Burası Türkiye, çifte standartlar ülkesi... Demokrasi, hak ve adalet! Hepsi masal!.. Bu ülkede adamına göre muamele yapılır. Örnek mi, işte Bursaspor ve Karşıyaka'da Engin İpekoğlu'nun başına gelenler. Engin Hoca yöneticilerine, "Sorumluluğunuzu yerine getirin. Ödemeleri zamanında yapın" diyemez; derse işine son verilir. Ama bunu bir yabancı teknik adam yaparsa, hoş görülür, neden? Bu ülkede çifte standart vardır da ondan. Sus Engin Hocam sus!... Yoksa "paracı"ya çıkacak adınla çalıştıracak kulüp bulamazsın! >> Kalli neden gönderildi? Bu nasıl iş? Koca G.Saray yarışın son 5 haftasına hocasız giriyor! Lider F.Bahçe'yi 2 puan geriden takip eden takım, derbiyi kazandığında ipi göğüsleyecekse hocası başarısız mı sayılır? Başarısızsa, neden daha önce tedbir alınmaz? Bu yüzden şampiyonluk kaybedilirse, bunun hesabını kim, nasıl verir? Bu arada Kalli'nin Lincoln, Hakan Şükür, Arda, Sabri, Hasan Şaş ve Nonda'yı kadrodışı bırakan disiplin hikayesi bana Temel'in mezar taşına dostlarının yazdığı şu yazıyı hatırlattı: "Vurdi... Vurdi... Vuruldi!" >> Uygun ve devrim! Bülent Uygun'un Sivas'ı ilk kez şampiyonluğa taşıyarak Anadolu'dan futbol devrimini başlatma hayali vardı. Beşiktaş yenilgisi hayali berbat etti! Ama yeise yer yok... Bülent Hoca doğru bildiği yolda yaptığı plan ve kurduğu sistemle tavizsiz ilerlemeli. Bu sezon olmazsa, bir gün mutlaka Anadolu bir şampiyon çıkaracak. Bu neden Sivasspor olmasın? >> Aybaba ve mutluluk Samet Aybaba, Bursa Valiliği'nce kimsesiz çocuklar için yaptırılan Sevgi Köyü'ndeydi. Çocuklara futbol diliyle başarının sırrını anlattı, formalar ve atkılar dağıttı. Keyiflerine diyecek yoktu çocukların. Mutlulukları gözlerinden okunuyordu. Sevgi Köyü'nde saygı çemberi oluştu Aybaba'nın çevresinde... Sorular, soruları takip etti... Veda zamanı geldiğinde ise tek ricaları vardı çocukların, "Bizi unutmayın Hocam!" >> Ne mutlu Tevfik Lav'a Hayat ve ölüm arasındaki düzlükte zaman, su gibi akıp gidiyor. Sadece giden zaman olsa iyi... Şan, şöhret, para da hayal oluyor. İşte Soma Linyitspor, Manisaspor, Denizlispor, Siirtspor, G.Antep, A.Gücü ve Konyaspor'da teknik direktörlük yapan güzel insan Tevfik Lav'ı bizden koparan kazanın üzerinden tam 4 yıl geçmiş. Biz unuttuk o elim kazayı ama dostları unutmamış. Özellikle de Manisaspor Başkanı Kenan Yaralı ve Levent Eriş Hoca unutmamışlar. Lav'ın kabrine giderek ruhuna Fatiha okudular.