İktidar Partisi yetkilileri tarafından emeklilik sistemiyle ilgili çalışmalar yapılacağı değişik tarihlerde kamuoyu ile paylaşılmaktadır. Geçtiğimiz günlerde bu kez de AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler tarafından bu yönde yapılan açıklamalar yine medyanın bir numaralı gündemi hâline geldi.
Yapılan açıklamada sisteme yönelik tenkitler var, en az 3-4 kişinin çalışarak bir kişinin emekli olması gerektiği gibi hususlara değinmiştir. Oysa Avrupa ve diğer tüm gelişmiş ülkelerde artık 4 ya da 3 kişi değil çoğunluğu 1 emekliye karşılık 2’nin altında çalışan bulunmaktadır.
Ülkelerin aktif/pasif oranına bakıldığında Fransa’da 1,50 bile değil 1,30’larda, İtalya, Belçika, Finlandiya, İsviçre, Avusturya hep 2’lerin altında bulunmaktadır. Diğer yandan devlet katkısı olmadan kendi kendine işleyen sosyal güvenlik sistemi hiçbir gelişmiş ülkede söz konusu değildir. Keza sosyal güvenlik millî gelirin yeniden bölüşülmesi ve sosyal adaletin tesisi açısından muhteşem bir enstrümandır. Bu yönde hazineden yapılan transferlerin miktarı o devletin sosyal devlet olup olmadığının da önemli bir göstergesi niteliğindedir.
Evet sosyal güvenlik sisteminde etki analizi yapılmalı, 18 yıl aradan sonra sadece emeklilik sistemi değil tüm sosyal güvenlik sistemi yeniden gözden geçirilerek sağlam temeller üzerinde oturtulmalıdır. Tamamen bilimsel ve aktüaryal hesaplara yönelik yapılacak kapsamlı çalışma ancak ve ancak sistemin içinde yetişmiş uzmanlarla akademisyenlerin oluşturacağı komisyonlarla ortaya çıkacaktır. Aslında acil olarak yapılması gereken düzenlemeleri sistemin içinde yetişmiş olan bir uzman olarak defalarca buradan açıkladım. Zira bu düzenlemelerin neler olduğu hem Kurumun bizzat kendi tespitleri hem de kalkınma planlarında zaten yer verilmişti. Ancak bunlar bugüne kadar sadece kâğıt üzerinde kalmıştır.
Emeklilik sisteminin sorunları ve çözüm önerileri bir kitaba sığmayacak kadar derin hususlardır. Emeklilik sisteminde kişilerin daha çok istihdamda kalmasını teşvik eden, hakkaniyeti ve aktüeryal dengeyi önceleyen düzenlemelerin hayata geçirilerek sistemin mali sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi konusu irdelenmiştir.
Mevcut düzenlemede asgari ücretli ve diğer düşük ücret üzerinden sigortalı gösterilenlerin belirli durumlarda çalıştıkça emekli aylıkları artma yerine azaldığı maalesef bilinen bir gerçektir.
Bu nedenle emeklilik için yaş dışında diğer şartları yerine getiren çok sayıda sigortalı sosyal güvenlik sisteminden çıkmakta ya da kayıt dışı çalışmaktadır.
EYT kapsamında bulunan SSK’lı ve Bağ-Kur’lulardan şartları tutanlar ise bu sene başvuruların mart ayı itibarıyla başlamasıyla birlikte günümüze kadar 2 milyona yakın kişinin SGK’ya emeklilik için müracaatı tamamlanmıştır. Bu sayının yıl sonu itibarıyla 2 milyon 250 bin kişiyi bulması beklemektedir.
2024 yılında ise yüksek enflasyona bağlı olarak emeklilik başvurularını erteleyen EYT’lilerin çoğunun emekli olması beklenmektedir. Özelikle 2024 yılında emekli olmanın 2025 yılı ve sonraki yıllara göre büyük avantaj sağlayacağı yönündeki gerçeklerden hareketle sistemden kaçışlar hızla artmaktadır. Yılın 3. Çeyreğine gelinmesine rağmen hâlen bu yönde öngörülü çözümler üretilmemiştir.
Bu durumda sistemden çıkışlar hızla artarken daralan ekonomiyle birlikte girişler yavaş artmakta hatta azalmaktadır. Hâl böyle iken Kurumun aktüeryal dengesi daha da bozulmaktadır.
SSK emeklilik aylığı genel olarak=Ortalama aylık kazanç x aylık bağlama oranı formülü ile hesaplanmaktadır. Bu formülde özelikle ABO diye tabir edilen Aylık Bağlama Oranları büyük önem taşımaktadır. Keza 1. sosyal güvenlik reformundan sonra düşürülen oranlar 2. sosyal güvenlik reformunda daha düşürülmüştür. Hâl böyle iken özellikle 2008 yılından itibaren çalışmalar belirli hâllerde özellikle asgari ücret ve bu ücrete yakın komşu ücret üzerinden SGK’ya bildirilenlerin maaşlarında pek olumlu yansımamaktadır. Hâl böyle olunca bu durumdan en çok etkilenen EYT’liler sistemden gözü kapalı çıkış yapmaktadır.
Belirtilen durum hem SGK’nın hem de çalışanın zararına sebep olmaktadır. Zira bu durumda SGK her ay alacağı primden mahrum olduğu gibi emeklilik maaşı ödemesi de yapmak zorunda kalmaktadır. Oysaki bu durum tersine çevrilmiş olsa emekliliği gelenler bile çalıştıkça emekli aylıkları artacağından sistemde daha uzun süre kalacaklardır.
Özellikle SSK (4/1-a) ve Bağ-Kur (4/1-b) sigortalılarının çalıştıkça yüksek emekli maaşı alması yönünde yasal bir düzenleme yapılması milyonlarca çalışanın en büyük beklentisi hâline gelmiştir.
Mevcut emeklilik hesaplamalarında genel olarak sigortalı çalışmaya başlanan tarih ve yasal değişikliklerin yapıldığı andaki sigortalılık süresi önem taşımaktadır.
Yapılan hesaplamada üç farklı dönem dikkate alınmaktadır. Hesaplamada dikkate alınan üç dönem arasında hem aylık bağlama oranı hem de Gayrisafi Yurt İçi Hâsıla gelişme hızının dikkate alınması bakımından ciddi farklar bulunmaktadır.
Hükûmet ve SGK’nın çalışma ve raporlarında sosyal güvenlikle ilgili yer alan hedefler arasında; emeklilik sisteminden erken çıkışı önlemek ve sistemden ortalama çıkış yaşının yükseltilmesi için sigortalıların çalışmasını teşvik etmek amacıyla emeklilik parametreleri gözden geçirilmesi öngörülmektedir.
Bu bağlamda anılan programda yer alan sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği emekli aylığı hesaplamalarında kullanılan parametreler istihdamda kalmayı teşvik eden ve çalışma süresi uzadıkça emekli aylığını artıracak şekilde düzenlenmesini elzem kılmaktadır.
EYT öncesinde SGK’nın 2022 yılı aralık ayında aktif/pasif oranı 2,01’dir. Bu oranın 2023 yılı sonunda hızla 1,66 seviyelerine kadar gerilemiştir. 2024 yılı sonuna doğru 1,5 seviyelerin altına doğru düşmesi söz konusu olabilecektir.
Dolayısıyla öngörülen tedbirler kapsamında açıkladığımız şekilde düzenleme yapılması hâlinde mezkûr oranların daha da bozulmasının önüne geçilmesine ve aktif/pasif dengesinde iyileşmelere sebep olabileceği gibi sigortalıların da “çalıştıkça emeklilik maaşım azalacak mı?” endişesi ortadan kalkacaktır.
Böylece daha fazla çalışanın daha fazla emeklilik maaşı ile ödüllendirilmesi sonucu ortaya çıkacaktır.