6/09/2023 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan ve geçtiğimiz günlerde revize edilen OVP/Orta Vadeli Programda hâlen uygulanmakta olan OKS/Otomatik Katılım Sisteminin işverenlerin de katkısı ile 2. basamak emeklilik sistemine dönüşeceği tamamlayıcı emeklilik sisteminin kurulması öngörülmektedir.
Hâl böyle olunca geçmiş 21 yılda olduğu gibi kıdem tazminatı elden gidecek mi? Öngörülen bu yeni sisteme devrolacak mı? Şeklinde panik başladı. Çoğu işçi sırf bu nedenle işten ayrılarak kıdem tazminatını almayı düşünmektedir.
Peki işçiler endişelenmekte haklı mı? Gelin beraber bu konuyu irdeleyelim…
Ülkemizde kıdem tazminatı uygulaması yaklaşık 88 yıldan beri çalışma hayatında yer almaktadır. Mevcut uygulama gereği, işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için gerekli şartların da bulunması hâlinde işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenmesi gerekmektedir. İş sözleşmesi sonlandırıldığında bu tazminat işçiler için büyük öneme sahip bulunmaktadır. Keza birçok işçi için hayatı boyunca topluca ele geçen en büyük meblağı teşkil etmektedir.
Yıllar önceki kıdem tazminatına ilişkin çok sayıda yazılarımda defalarca panik yok! kıdem tazminatına ilişkin yeni düzenleme yapılamayacak, OKS ya da Tamamlayıcı Emeklilik Sistemine devredilemeyecek şeklinde çok sayıda yazı kaleme almıştım.
Kıdem tazminatına ilişkin fon, OKS ya da TES ve benzeri yeni düzenleme yapılmasının mevcut şartlarda ihtimal vermediğimi söylemem müneccimlik değildir. 30 yılı aşkın çalışma ve sosyal güvenlik alanındaki eğitimim -geçmişte Bakanlıkta yapmış olduğumuz komisyon çalışmalarım- mesleki ve yazarlık tecrübelerime dayanmaktadır.
Zira kıdem tazminatı uygulaması, ‘fona dönüştürülsün mü, dönüştürülmesin mi’ tartışmaları 1950’li yıllara kadar uzanıyor.
2003’te yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanunu’nda da ‘fon’ modelinin benimsendiği görülüyor. Keza söz konusu kanunda ‘fon’ ile ilgili yasal düzenleme yapılıncaya kadar eski düzenlemenin (1475 sayılı kanunun 14. maddesi) yürürlükte kalacağı öngörülüyor.
2002’de Bilim Kurulu tarafından hazırlanan Kıdem Tazminatı Fonu Taslağı, bu konuda hazırlanan en somut çalışma niteliğinde. Bu taslağın ele alındığı 2004’te toplanan Çalışma Meclisi’nin en tartışmalı konusu yine kıdem tazminatı oldu. İzleyen süreçte hemen hemen her yıl gündeme gelen kıdem tazminatı ile ilgili olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından değişik taslaklar üzerinde çalışmalar yapılmasına rağmen kıdem tazminatı fonu kurulamadı.
İşçi ve işveren kesimi arasında uzlaşma olmayınca kıdem tazminatına ilişkin öngörülen düzenlemeler her defasında rafa kaldırıldı. En son 2021’de rafa kaldırılan kıdem tazminatı yeniden gündemde.
Hükûmet daha önceki yıllara ilişkin program ve eylem planları başta olmak üzere birçok defa kıdem tazminatının sosyal taraflarının uzlaşmasıyla yapılacağını, işçilerin hak kaybının olmayacağını kamuoyuna beyan etmiştir.
İşçi kesimine baktığımızda işçi sendikalarının kıdem tazminatının Fon, OKS ya da TES ve benzeri yeni düzenleme yapılmasının hiçbir zaman sıcak bakmadığını ve bu tutumlarında bir değişiklik olmadığını görmekteyiz.
Kıdem tazminatı ile ilgili yeni düzenleme çıksa bile müktesep hakların korunması mecburidir. Diğer yandan kıdem tazminatı ile ilgili haberler dedikodudan ibarettir. Keza ortada ne bir yasa taslağı ne de resmî ağızlardan yapılmış bir açıklama bulunmamaktadır. Bu nedenle işçilerin kıdem tazminatı ile ilgili herhangi bir hak kaybı oluşturacak bir durum söz konusu değildir.
İşveren kesimine baktığımızda ise başlangıçta fon düzenlemesini arzu eden işveren kesiminin de günümüzde fon düzenlemesine bile çok sıcak bakmadığı görülmektedir. TES/Tamamlayıcı Emeklilik Sistemine ilave prim ödemeye de sıcak bakmamaktadır. Keza mevcut işçi-işveren primleri dâhil SGK-İşsizlik sigortası primlerinin %37,75 oranında olduğunu bunun zaten çok yüksek olduğunu öne sürmektedir.
Hükûmet ise TES için işverenlerden belirtilen prim yüküne ilaveten prim kesintisi öngörmektedir. İşçilerden hâlen %3 yapılan kesinti oranında yani işverenlerden de %3 oranında ilave kesinti yapılması konuşulmaktadır. Ayrıca devletin de %1 oranında prim ödemesi konuşulan senaryolar arasında. Bu durumda TES için yapılacak kesinti toplamı %7’lere varacaktır. Memurlar ve kamu çalışanların herhangi bir sıkıntı olmadan TES’e sancısız girmesi mümkün iken özellikle KOBİ, esnaf ve diğer küçük işletmeler bu yeni prim yükünü kaldırabilir mi? İşte en büyük sorun burada düğümlenmektedir. Ayrıca serbest çalışanlar ile diğer Bağ-Kur’lular ve sosyal güvencesi olmayanların bu yeni sistemden de faydalanamayacak olması başka bir handikap teşkil etmektedir…