Küfür ve hakaret çapulculardandır!

A -
A +

İstanbul BBB ve avanelerinin çevirdiği Oskar’lık filmleri izliyoruz!

 

Ve finanse edilen gazeteci ve yazarların ibretlik hikâyelerini de… Olup bitenler herkesin malumu zaten o konulara girmeyeceğim. Lakin bu Oskar'lık hikâyeyi destekleyenlerin içindeki kimi ahlaksızların Cumhurbaşkanımızın ailesi ve merhume annesine sarf ettiği sözler, hepimizi derinden üzdü.

 

Gezi olaylarını en iyi bilenlerden biriyim zira o dönemde Haber7. Com yazarı olarak millî ve manevi konularda ve Sayın Cumhurbaşkanını destekleyen yazılar kaleme alıyordum.

 

Gezi ayaklanmasının olduğu mübarek ramazan ayında sosyal medyada bir resim görmüştüm. Kudüs’te bir eve baskın yapan İsrail askerlerinin iftar sofrasından kaldırıp tutukladığı bir baba ve ailesinin o resmini alıntıladım ve kaydettim. Sonra resmi alarak altına “Kahrolsun İsrail” yazıp paylaştım. Ancak nasıl olduysa o resmi değil de sehven Gezi'deki çapulcuların resmini paylaşmışım.  

 

Zaten fark etmem bir dakika sürmedi, sildim.

 

Birden, önce Twitter’da bir linç başladı. Ardından bütün Gezi'ciler… Homosu, komosu vs. Toplanmış saldırıyorlar. Ne büyük hata yapmışım, bakar mısınız? Koro hâlinde küfredip koro hâlinde yazıp çiziyorlar. Bir noktadan organize oldukları öyle belli ki! Bir yönetim merkezlerinin olduğu öyle açık ki!

 

Elbette mesele basit bir resim değil, farkındayım!

 

Son yazılarımdan ve Tweet'imden birileri rahatsız oldu. Zaten önce biri yazdı, "kolla kendini Meryem, geliyoruz" dedi!! Hedeflerindeydim. Siyonist İsrail’e “Kahrolsun İsrail” sözünü sarf etmem bu gezicileri niye rahatsız etmişti ki?

 

Günlerce aleyhimde tezvirat yapıldı, hakaret edildi, paçavra gazetelerinde yazdılar, çizdiler! Sosyal medya hesaplarımı kapatmak zorunda kaldım. Hayatı boyunca tek bir hakaret ile karşılaşmamış birisi olarak bu yazılanları okudukça ağlıyordum. Ve günlerce hiçbir şey yemedim. Sadece su içiyor ve sürekli ağılıyordum... Bugün olsa hesabımı kapatmazdım, ağlamazdım, üzülmezdim ve aynı tonda cevap verirdim. Gençlik ve tecrübesizlik diyelim.

 

Bir resmi sehven paylaşmanın ve bir dakika içinde silmenin karşılığı elbette bu olamazdı. Burada başka bir şey olmalıydı. Bir organize iş vardı işin içinde. Bazı devletler tarafından beslendikleri açıktı.

 

Gezi olaylarının başında Cumhurbaşkanımız yurt dışındaydı. O dönemin bakan ve milletvekillerinin o suspus hâllerini hiç unutmuyorum. Susuyorlardı, konuşmuyorlardı yorum bile yapmıyorlardı. Gezi'cilerin hışmından korkuyorlardı sanırım!

 

Ve onlara “Küfrün ve Hakaretin Emzirdiği Çocuklar” adlı yazımızla karşılık verdim. Şimdi görüyorum ki o çocukların daha genç versiyonları türemiş ve kaldıkları yerden devam ediyorlar.

 

Bunlar gerçekten de küfrün ve hakaretin emzirdiği çocuklar... Öyle olmasa ölmüş bir anneye küfretmezler. Bir devletin başkanına ve ailesine hakaret etmezler. Eleştirmek başka küfretmek başka bir seviyedir zira. Bu tipleri değil bunlara istikamet verenleri de bulup içeri atmak gerektir zira bu işler organize işler!

 

Gezi'de nasıl olduysa benim şikâyet ettiğim hesapların hiçbiri bulunmadı! FETÖ’nün zırh kalkanı altındaydılar nitekim. Gezi davasına yeniden derinlemesine bakılmalıdır diye düşünüyorum. Ben hâlâ o hesaplardan şikâyetçiyim...

 

Sayın Cumhurbaşkanımız yurda dönünce Gezi'cilere Türk siyaset tarihine geçen bir isim verdi: Çapulcu! Cesaret, dirayet ve meselelere hâkimiyet budur işte. Gezi'de suspus olanların tümü birden bülbül kesilip cesaretlendi!

 

Hasılı, Gezi olaylarının yeniden dava edilmesinin ve o gün kirli işlere kalkışan çapulcuların yeniden yargılanmasını istiyorum. Davacıyım. Hem bu dünyada hem de öbür dünyada!

 

 

 

Meryem Aybike Sinan'ın önceki yazıları...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.