Yeter artık!

A -
A +

Bir yıldan beri yaşadığımız yüksek faiz ortamı ekonomiyi soğuttu. Faiz, üretici açısından borçlanma maliyetidir. Dolayısıyla faiz arttığında borçlanma ve bunun getirdiği baskı da artar. Uzun vadede, yüksek faiz, kur ve talebi aşağı çektiği için enflasyonda yön aşağı döndü. Ama ülkenin büyüme hızı zayıfladı. Faiz artırımı, Merkez Bankası tarafından ekonomik nedenlerle gerçekleştirilen bir politika adımıdır. Böylece fiyat istikrarı sağlanırken, talepteki aşırı büyüme de sınırlanır…

 

Döviz kurlarındaki artış enflasyonun çok gerisinde kaldığı için üretim maliyetleri azaldı. Faiz artırımı ile çıkışı engellenen para bankalarda bloke oldu. İnsanlar aşırı harcama yapmak yerine parasını elde tutmayı tercih etti. Faiz artırımı ile enflasyon kontrol altına alındı fakat borçlanma maliyetleri yükseldiği için yatırımlar azaldı. Ülkeye yurt dışından sıcak para girişi arttı, yabancılar yüksek faiz getirisi dolayısıyla Türk tahvili aldı. Borcu olanların yükü ağırlaştı. Şirketler kredi faizi ödemek için diğer kalemlerden yani yatırımlardan kıstı. İstihdamla birlikte büyüme de düşmeye başladı... 

 

2025 yılı büyük ümitler ve fırsatlarla başlıyor. Türk şirketleri Suriye’nin tamamen yeniden inşasına soyunuyor. Önümüzde tarihî bir kazanım bizi bekliyor... Hem terör belasından kurtulacağız hem de büyük bir ticaret kapısı açılacak. Ülkede tepeden tırnağa bahar rüzgârları esecek. Böyle bir ortama yüksek faizle giremeyiz. 26 Aralık’ta Merkez Bankası düğmeye basacak. 200 baz puanlık indirimle ilk adım atılacak. 2025’in ilk çeyreği sonuna kadar kademeli olarak politika faizi aşağı çekilecek. Bu durumda tahvil getirileri azalacağından hisse senetlerine olan talep yoğunlaşacak. Firmaların piyasa değeri yükseleceğinden yatırım ve üretim artacak. Düşük maliyetle yüksek üretim istihdamı arttırarak enflasyonu aşağı çekecek. Faizler düşerken bankalar hem kullanımdaki artışla hem de maliyetleri azaldığı için kâr eder. Faiz yükselirken bankalar maliyetleri daha hızlı arttığı için kayıpla karşılaşırlar. Peki faiz düşünce kurlar yükselir mi? 

 

Hayır! Merkez Bankası bunun tedbirini aldı. Kur Korumalı Mevduattan çıkışı destekleyecek yeni adımlar attı. Döviz bombası patlamadan imha edildi. Merkez Bankası, Kur Korumalı Mevduat sisteminden çıkışı hızlandırmak için önemli bir adım attı. KKM’ye verilen asgari faiz oranı da politika faizinin %70’inden %50’sine düşürüldü. Dolayısıyla KKM’ye verilen %35 olan minimum faiz %25’e inmiş oldu.

 

Ayrıca KKM için tesis edilmesi gereken zorunlu karşılıklara faiz veya telafi ödemesi uygulaması yeni açılan ve yenilenecek olan KKM hesapları için kaldırıldı. Kur Korumalı Mevduatı sonlandırmaya yönelik bu hareket ile Merkez Bankası dövize yönelişi kalbinden vurdu. En son madde bankaların KKM hesaplarına sunacağı faiz oranını düşürecek. Böylece yeni yılda KKM’de daha sert azalış göreceğiz...

 

Merkez Bankasının amacı faiz indirimi sonrası yatırımcıların dövize yönelmesini önlemek. Ayrıca 160 milyar dolara dayanan dev rezervleri ile piyasada tek alıcı konumunda olduğu için piyasanın kontrolü tamamen elinde. Faiz düşünce, para arzı artar. Böylece fazla likidite ile işletmeler ve tüketiciler daha büyük harcama yapar. Ortalık güllük gülistanlık olur...

 

 

 

Necmettin Batırel'in önceki yazıları...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.