Çalıştığı televizyon kanalının en güzel sunucularından biriydi.
Hatta bir tarihte, bir güzellik yarışmasında derecesi olduğu söyleniyordu.
Doğal olarak, çok sayıda arkadaşlık ve evlilik teklifi almıştı.
Ama bu dünyada her şey dört dörtlük olmuyordu.
Güzel sunucu daha yirmili yaşlarında ALS hastalığına yakalanmıştı!
Amyotrophic Lateral Sclerosis, bir sinir sistemi rahatsızlığıydı ve belden aşağısını felç bırakmıştı.
◆ ◆ ◆
Hastalık ilerleyince faal hayattan çekilmek zorunda kaldı.
Tekerlekli sandalyede ve yatakta geçen uzun yıllar içinde önce annesini, sonra babasını kaybetti.
Tamamen yalnız kalınca orta yaşlı Makedon bir bakıcı tuttu.
Kırklı yaşlarını sürdüğü günlerden birinde, zamanında kendisine deli gibi âşık olmuş, kendisinin de ilgi duyduğu ama etrafındaki bol “alternatiften” dolayı seçmediği erkeklerden birini, bir spikeri aradı. Evine davet etti.
Spiker heyecanla Florya’daki deniz manzaralı eve koşturdu. Rahatsızlığını duymuştu ama son durumunu bilmiyordu eski sevdiğinin…
◆ ◆ ◆
Yardımcı kadın kapıyı açtığında yalnız eski bir defteri değil, hüznün, kederin, çaresizliğin ve bakımsızlığın da kapısını aralamıştı.
Bir zamanların, geçtiği yerleri sarsan güzeli, durulmuş, süzülmüş ve çekilmiş, bir kemik yığını olarak boylu boyunca yatakta yatıyordu.
Ağır bir koku vardı odada…
Kızın solgun yüzünde, başkasının yaptığı açıkça belli olan acemi ve eğreti bir makyaj duruyordu.
“Geçmiş olsun” bile diyemedi adam, hiçbir şey geçmemişti çünkü…
Beş tane uzun kemikten oluşan elini tutup:
- Merhaba, dedi.
Kız sadece kafasını salladı. Gözlerinden yaş akmaya başladı.
- Yapma, diyerek eski sevgilisinin gözyaşlarını sildi spiker...
Bu ağlama kızı rahatlatmıştı sanki; konuşmaya başladı, hıçkırıklar arasında:
- Ben seni hep sevdim Göksel, dedi… Ama çalıştığımız yerde bu aşkı yaşamamıza imkân yoktu. Sonrasında ise işte bu hastalık yakama yapıştı. Bak, aynanın kenarındaki fotoğrafın hep oradaydı.
Göksel avucundaki eli hafifçe sıktı:
- Tamam canım, şimdi bunları konuşmayalım.
Çok şaşırmıştı. Gerçekten de eski sevgilisinin başıyla gösterdiği yerde, tuvalet aynasının kenarında kızın resminin yanında kendi vesikalık fotoğrafı vardı. Bu fotoğraf, on küsur yıl önce bir gazete haberinde çıkmıştı.
İçi burkuldu.
Başka bir konu aradı ama bulamadı.
Sustular.
◆ ◆ ◆
Göksel içinden bir daha bu eve
gelmemeye karar vermiş olarak:
- Tekrar geleceğim, diye vedalaşıp çıktı.
Kapının kapanma sesini duyan hasta kız, yardımcısına seslendi.
Orta yaşlı hizmetçi kadın kendi küçük odasında, müzik setine uzandı, sesi kıstı:
- Buyur kızım, diye bağırdı.
- Gelir misin?
Makedon kadın odadan içeri girince, hasta kız kafasıyla aynayı gösterdi:
- Göksel’i kaldır oradan, Metin’in fotoğrafını koy.
Yardımcı kadın suratını acıma duygusuyla buruşturdu; anaç bir yüz ifadesi ve kırık dökük Türkçesiyle şöyle dedi:
- Dün aradım, Metin Bey Madrid’e gitmiş kızım, Nazım Bey’i arayayım mı?