Eshab-ı kiram, insanlık içerisinde, Peygamber Efendimize sahabe olarak seçilmiş en bahtiyar kimselerdir.
Müslüman olmanın ilk şartı iman etmektir. Doğru iman ise, Ehl-i sünnet itikadına uygun olarak inanmaya bağlıdır. Allahü teâlâ Ehl-i sünnet itikadında olan Müslümanlardan razıdır. Ehl-i sünnet itikadında olmanın birçok şartları vardır. Bu şartlardan biri, Peygamber Efendimize (sallallahü aleyhi ve sellem) iman edip hayatta iken onu görmekle şereflenen Eshab-ı kiramın (radıyallahü anhüm) hepsini sevmektir.
Tıpkı bir kumaşın, boya dolu bir kaba batırılıp çıkarılınca o boyanın rengini alması gibi, Eshab-ı kiram da, Peygamber Efendimizin huzurunda daha ilk sohbetinde kemale ermişlerdir. Peygamberlerden sonra en üstün olmak derecesine kavuşmuşlar, İslamiyet’i doğru olarak nakletmişler, hidayet yıldızları ve rehberleri olmuşlardır.
Ehl-i sünnet âlimlerinin büyüklerinden olan İmam-ı Rabbani hazretleri “Mektubat”ının birinci cilt 59. mektubunda buyuruyor ki:
“Ehl-i beytin ve Eshab-ı kiramın hepsini sevmek, saymak lazımdır. Birini sevmemek, hepsini sevmemek olur. Çünkü, insanların en iyisinin sohbeti ile şereflenmek fazileti, hepsinde vardır. Peygamber efendimizin sohbetinde bulunmanın fazileti ise, bütün faziletlerin üstündedir. İşte bunun için, Tâbi’inin en üstünü olan Veysel Karani, Eshab-ı kiramın en aşağısının derecesine yetişemedi. Hiçbir üstünlük, sohbetin üstünlüğü kadar olamaz. Çünkü, Resulullahın sohbetine kavuşanların [Eshab-ı kiramın] imanları, sohbetin ve vahyin bereketi sayesinde, görmüş gibi kuvvetli iman olmuştur. Sonra gelenlerden hiçbir kimsenin imanı, bu kadar yüksek olmadı.”
(Eshâb-ı kiramı sevmek, onlara bağlı olmak, onların hayat tarzlarına imrenip onlar gibi olmaya özenmek, Allahü teâlânın en büyük nimetidir. Hadis-i şerifte, (Kişi sevdiği ile beraberdir.) [Buhari] buyuruluyor. Onları sevenler, onlar iledir. Cennette onların makamlarında, yakınlarındadır.) [Eshâb-ı Kiram Kitabı, 32]
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
Eshâb-ı kirâmın temiz hayatlarını öğrenmeli, kendimize örnek edinmeli, bu suretle Allahü teâlânın rızâsını kazanmaya çalışmalıyız.
Eshâb-ı kiram efendilerimize karşı daima edebi gözetmeli, her birinin ismini hürmet ile ve saygı ile söylemeliyiz. Mesela onlardan birinin adı söylenince (radıyallahü anh) [Allahü teêlâ ondan razı olsun] demelidir.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Eshâbım gökteki yıldızlar gibidir. Herhangi birine uyan hidayete erer.) [Beyhekî]
Salim Köklü'nün önceki yazıları...