“Ama efendim”cilerin değil, halkın dediği olmalı

A -
A +

31 Mart’ta 14 milyon seçmen sandığa gitmedi.

 

Geçersiz oy atanları da eklersek, 16 milyonu geçti.

 

Bunlar bir parti kursalar, üçüncü partiydi.

 

Ve tabii ki, çok büyük kısmı AK Parti seçmeniydi.

 

Küskünlerin başını çekenler ise emeklilerdi.

 

Türkiye’deki emekli sayısına dikkat ederseniz, netice oradan da belli.

 

Neye kızmışlardı emekliler?

 

İşçiye-memura yapılan seyyanen zammın, kendilerinden esirgenmesine.

 

Haklılar mıydı?

 

Elbette.

 

Devlet işçisine, memuruna kallavi artışlar yaparken, sıra emekliye geldiğinde durmuştu.

 

Niye?

 

Çünkü para bitmişti.

 

Peki, bu işin hesabı-kitabı daha en baştan doğru düzgün yapılarak, hakkaniyetli bir paylaşım yapılamaz mıydı?

 

Yapılabilirdi elbet ama, belli ki birileri doğru hesap yapmadı yahut yaptırmadı, olacakları doğru biçimde Cumhurbaşkanımızın önüne koymadı.

 

Neticesi, 31 Mart’ta iktidara patladı.

 

Aslında sandıkta AK Parti’yi kim patlatmış oldu?

 

Bürokrasi.

 

 

 

***

 

 

 

Sandıktan çıkan uyarıyı sadece teşkilat yahut kabinede yapılacak değişikliklerle telafi edemeyeceğini AK Parti de anlamış durumda.

 

Kızılcahamam’da zaman zaman sert tartışmalarla yapılan istişarelerden doğru teşhisler çıktığını ümit ediyorum.

 

Mevzu sadece ekonomi değil. Bürokrasi emrediyor, biz yapıyoruz” uyarısını bu anlamda çok değerli buldum.

 

Aynı şekilde, yaptığı reformlarla hayatın her alanına dokunan, Türkiye’nin çehresini değiştiren ve vizyonunu yükselten bir partinin, terörle ve darbecilerle yoğun mücadele esnasında zayıflayan bu yönünü yeniden güçlendireceğine yönelik önemli emareler alıyoruz.

 

Doğru teşhis, doğru tedaviye götürür.

 

Lakin tedavi de kararlılık ister.

 

Yıllardır vatandaşın canını yakan, ne var ki doğru düzgün dokunulmayan meselelere şimdi ciddiyetle el atması gerek hükûmetin.

 

Sokak köpekleri meselesi bunlardan biri mesela…

 

Ne dolarla, ne asgari ücretle, ne enerji masrafıyla izah edilebilen 10 kat, 20 katı bulan fahiş fiyat artışları bir başkası.

 

Göstermelik pansuman tedbirler hiçbir işe yaramadı, şimdi köklü çözüm bulma zamanı.

 

Bir başka örnek…

 

Telefonuna gelen mesajda bir linke yanlışlıkla tıkladı diye vatandaşların hesapları boşaltılıyor, yetmiyor üstlerine krediler çekiliyor, bankalar suçu vatandaşa atıp aradan sıyrılıyor!

 

Aynı şekilde vatandaşlar yıllardır sahte yahut hileli imza ile adlarına düzenlenen senetlerin mağduriyetini yaşıyor; ellerindeki bütün mal varlıkları, birikimleri uçup gidiyor.

 

Sahtekârlar, dolandırıcılar meydanda fink atarken, vatandaşını koruması gereken sistem ne yapıyor?

 

Sadece polisiye tedbirler.

 

Her gün çeteler çökertiliyor, yenileri peydahlanıyor.

 

Peki, kredi kartı kullanırken bile şifre isteyen, vatandaş kredi için başvursa kılı kırk yaran bankaların, sadece bir linke tıklayınca bütün sistemini dolandırıcıya teslim etmesinden dolayı fatura ödemesi neden sağlanmıyor?

 

Sahte senet mağduriyetlerini yıllardır yazıyoruz, niye bir gün bile Adalet Bakanlığı’nın yahut Meclis’in önüne bu konu gündem olarak gelmiyor?

 

 

 

***

 

 

 

Tasarrufu hep konuşuruz, yine konuşuyoruz, bakalım saltanata alışan bürokrasi buna ne ölçüde uyacak?
Bürokrasiden bahsederken, AK Parti içindeki arızayı da atlamamak gerek.

 

Sokaklarda çocuklar köpekler tarafından parçalanırken sadece köpek lobisini memnun edecek kanun değişikliğini yaptıranlar…

 

Bir taraftan doğum oranımız azaldı derken, öbür taraftan kadının daha çok çalışmasını teşvik edecek düzenlemeleri hükûmetin gündemine taşıyanlar…

 

Ailemizi korumamız gerekiyor derken, LGBT’cileri azdıran sözleşmelere imza attıranlar…

 

Hükûmete muhalif cenahı memnun etmeye kendini memur tayin etmiş bu zevatın bir gün de yukarıda bahsettiğim, vatandaşın canını yakan mevzularla ilgili hayırlı bir işe el uzattığını göreniniz olmuş mudur?

 

İşte, bürokrasi bir taraftan, bunlar öbür taraftan, el ele, 31 Mart sonuçlarını getirdi önümüze.

 

AK Parti bakalım yine “Ama efendim”cilere mi teslim olacak, yoksa bunlara rağmen milletin derdine derman olmaya mı odaklanacak…

 

Göreceğiz.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.
Yalınız Efe 9 Haziran 2024 12:17

Önceki yorumumda Mervan'a "radiyallahü anh" bir sözüm yoktur. Hazreti Osman efendimizin "radiyallahü anh" yakınıdır. Anlatmak istediğim güvendiğimiz insanların umduğumuz gibi iyi çıkmamasıdır. Lütfen bu yorumu da yayınlayınız. Teşekkürler...

Ahmet Özdemir 6 Haziran 2024 22:31

Maalesef köpek terörü her geçen gün artıyor bir çözüm gözükmüyor. Emekli mağduriyeti devam ediyor. Öğretmen mülakatı gibi garip ve acayip bir uygulama ne işe yaradığını kimse bilmiyor sadece nefret tohumu eken bir uygulama inatla devam ettirilmeye çalışılıyor milletin sesine adeta kulak tıkanmışlık devam ediyor

Yazık, ne liyakat yoksunu bürokrasi ne de feraset yoksunu parti üst yönetimi bunları dert ediyor. Yücel bey gibi hakikate parmak basanlar zerre kadar kaale alınmıyot.. 6 Haziran 2024 20:24

Paşa

Bekir Kurt 6 Haziran 2024 16:50

Sayın Yücel Koç,hislerimize,bilipde anlatamadiklarimiza tercüman olmuşsunuz.Sizi yürekten ve candan tebrik ederim.Cok teşekkürler.

Yalınız Efe 6 Haziran 2024 13:32

Nice dertler gördüm derman çıktılar/ Ali dediklerim Mervan çıktılar...

Mehmet Sarımeşeli 6 Haziran 2024 11:39

Bu dostane uyarıları umarım ilgililer dikkate alırlar, yoksa mazallah daha fazla sıkıntılar yaşarız.Nokta.