Tarihe “Kanlı Yanvar” veya “Kara Ocak” olarak geçen katliamın 26. yıldönümü. Peki nedir Kanlı Ocak?..
Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan’dan koparılarak, Ermenistan’a katılmasını isteyen Ermeni diasporası yaptığı ağır propagandalarla Azerileri kışkırtır. Azerbaycan tarafından buna misilleme olarak yapılan nümayişlere Rusya'nın müdahalesi gecikmez. Hesapçı Rusya ve fesatçı Ermenistan iş birliğinden Kanlı Ocak Katliamı doğar.
O zamanki Lenin Meydanı'nda toplanan binlerce Azeri Türkü “Azatlık” diye haykırarak, bağımsızlık feryadını dünyaya duyurmak ister. Bu durum karşısında dönemin SSCB lideri Gorbaçov hiç tereddüt etmeden kıyım emrini verir. Rus tankları çoluk çocuk, yaşlı-genç demeden sivil halkın üzerine yürür. Birkaç gün içinde 137 kişi ölür, 700 kişi yaralanır, 800'den fazla kişi gözaltına alınır.
Esasen Sovyet Rusyası, Ermenileri koruma bahanesiyle Azerbaycan'a ders verecek ve bu suretle Sovyetler Birliği'nin dağılışını önlemiş olacaktır. Lakin Rus'un siyaseti Azeri'de ters teper, şanlı bir bağımsızlık direnişinin fitili ateşlenmiş olur. Çok yönlü, sonu kanlı bir siyasetin neler getireceğini kimse tahmin edemez.
Batının bu zulmü “iç mesele” olarak değerlendirmesi Ermeniler lehine olur, yaşanan acılara dünya bigâne (ilgisiz) kalır. Buna rağmen komünist sistemin parçaladığı ve kutuplaştırdığı halk, bu kıyım karşısında yek-cihet (birlik) olup istiklâl mücadelesini dünyaya gösterir.
Gariptir, Gorbaçov gibi biri o tarihte Nobel Barış Ödülü alır. Görünürde şer olsa da Azerbaycan'ı 70 yılın ardından bağımsızlığa götüren bu katliamdır. Bir yıl sonra 1991'de Sovyetler Birliği dağılır, Azerbaycan bağımsızlığını kazanır. Şehitler Hıyabanına defnedilen şehitler, Azerbaycan bağımsızlığının simgesi olur. Bağımsızlığın kolay ele geçmediğini gelecek nesillere hatırlatmak için filmlerle ve romanlarla bu hadise işlenerek, yaralar hep taze tutulur. Her yıl Ocak’ın 20'sinde gözyaşları içinde dualar edilir, Fatihalar okunur şehitlere. Ruhları şâd olsun!
Meydanda başladı, kanlı direniş;
''Azatlık'' diyerek, yandı gönüller.
Tarihlere sığmaz, şanlı diriliş;
Bugün de o günü, andı gönüller.
Ahmet Münir Eren
Yaşlıları almayan halk otobüsü şoförleri
Feridun Ağabey, yıllardır Türkiye gazetesi okuyoruz. Kanun çıkalı aylar olmasına rağmen ne paket uygulayıcı var ne de uygulatıcılar bu konuda gereken takibi gösteriyor. Yetkili kuruluşlar bireysel şikâyetlere vurdumduymaz ve biz 65 yaş üzeri vatandaşlar mağduruz. Biz 65 yaş üstü vatandaşlar halk otobüslerinden ücretsiz yararlanacaktık hani? Bizleri halk otobüslerinden binen yaşlıları yaka paça dışarı atıyorlar. Bari bu yasayı iptal edin de “hakkımız var iken bindirilmiyoruz” diyerek ikinci bir üzüntü yaşamayalım. Evladımız hatta torunumuz yaşındaki insanların “in aşağı” gibi insan onur ve haysiyetini zedeleyen muameleye maruz kalmayalım. Böyle yaşlıya hürmet şurada kalsın. Bu yorgun bedenlere bu eza ve cefaya dur diyecek kimse yok ise varın bu yasadan vazgeçin. Biz ülkemizi Avrupa Birliğine şikâyet etmeyiz. Hiç olmazsa kişiliğimize hakaret ettirmeyin!
(Faks gönderen isimler 1941 doğumlu Süleyman Yaban-1944 doğumlu Süleyman Usta-1943 doğumlu Mehmet Kartal-1942 doğumlu Mustafa Adalı)
Bizim ondan özür dilememiz gerekirken…
Biz bir ülke sorumluları, yöneticileri, yazarları bilim adamları olarak kendisinden özür dilememiz gerekirken bakın o ne diyor:
İşleriniz çok. Uzun yazıları okumak kolay değil. Ülkemizde kısa günde kırk defa gündem değişiyor. Bunları bildiğim halde affınıza sığınarak yazıyorum.
“Ben 1940 Doğumlu Emekli Öğretmen Rahim Demirbaş. İnsanın inandığı şeye olan bağlılığı onun uğruna ödediği ile orantılıdır. Ben susmamalıyım, sesimi yükseltip yöneticilerin, yazarların ve bilim adamlarının vicdanlarını harekete geçirmeliyim. Varlıklı değilim. Siyasi gücüm de yok. Fakat ülkeme âşığım. Âşık olan fedakârlık yapar. Bu orman oluşturma işinin gündemden düşmemesi gerekir. Bu oluşumun sizler aracılığı ile duyarlı kişilere, yetkililere anlatılması da en büyük dileğimdir. Âcizane oluşturduğum bu eser, sizlerin de manevi destek ve gayretleriyle devam edecek” diye başlayan ve ilk olarak 1969 yılında köylüleriyle dağlarına 4 çuval palamut dikerek işe başladığını belirten Rahim Bey “Araziler aldım, kuyular açtım, borular döşedim, hayvan sırtında su taşıdım, 17 yıldır ara vermeden çölleşen araziyi yeşertmeye çalıştım, 500 dekarlık sahada 32.000 fidan yetiştirerek yeşil bir kuşak oluşturdum” diyor ve bir ricada bulunuyor: “Benim çabam, kişisel amaçlı değil. Kişisel bir çıkarım yok. Olmayacak. Çabam, ülkemi, torunlarımıza, çorak ve kurak bırakmamak için” diyerek sesinin duyulmasını İÇ ANADOLU BOZKIRININ AĞAÇLANDIRILMASI ve orman halkasının genişletilmesini sağlamak için ilgi bekliyor.
Rahim Demirbaş/Emekli Matematik Öğretmeni/ Tel:0 532 490 46 42 Ormanın yeri: Konya Ereğli-Beyören