Allah'ım biz nasıl bu hâle geldik?

A -
A +
 
Halk Otobüsçüsü ile minibüs şoförlerinin yol verme veya trafikte yaşanan öfke sebebiyle kavgalarına şahit oldum. Bir minibüs şoförü ile bir halk otobüsü şoförü birbirine ağız dalaşı yapacakken bir anda üç minibüs birden oluverdiler. Minibüsün genç şoförü fırlayıp indi aracından ve halk otobüsünü tekmelemeye başladı. İçindeki yolcular filan hepimiz ağzımız açık bakakaldık. Öteki minibüsçüler filan derken içlerinde aklı başında bir beyefendi minibüsçü varmış ki geldi o genci sürükleyerek minibüsüne bindirip gönderdi. Halk otobüs şoförü ise yapılan muameleye sinirinden “gitmiyorum, yolu trafiğe kapatıyorum. Benim aracımı tekmeleyip bana hakaretler savurdu” diyerek kontağı kapattı. Polisi aramış durumu söylemiş ama polis pek ilgi göstermemiş, ondan dert yandı. O kadar zoruna gitmişti ki o öfkeli minibüs şoförü genç için “Bir elime geçse ah bir elime geçse” derken kırarcasına direksiyona vuruyor sesi titriyordu. Minibüs şoförü ne âlemdeydi onu bilmiyorduk. Neydi bu öfke? Neydi bu birbirine saygısızlık ve birbirine bir anda düşman olma becerisi? Allah’ım biz nasıl bu hâle geldik?
        Sevim K. Turan-İstanbul
 
 
Karatay Hoca’nın lahmacunu
 
"Sevgili Feridun Ağabey, Canan Karatay Hocanın sözlerini ciddiye alıp ekmek yemeyi bırakanlardandım. Geçenlerde kendisinin oturup lahmacunu afiyetle götürdüğünü görünce şoke oldum! 'Bu bizimle dalga mı geçiyor?' diye öfkelendim bile. Madem ekmek yenmeyecekti kendisi niye yiyordu? Ya da yenilebiliyorsa bize niçin kesinlikle yasak, diyordu?” diyen Eskişehir’den Perihan A. isimli okuyucumuz, isterseniz öfkelenmek yerine şu satırları okuyup biraz gülümseyin: Kafası kabak gibi parlayan bir adamcağız elinde şurup şişeleri “saç çıkartan” diye satmaya çalışıyormuş. Yanına yaklaşan biri merak etmiş:
“Madem bu kadar etkili de sen niye kendin kullanmıyorsun?”
Kabak kafa pişkin:
“Ben işe yaramadığını göstermek için rakip firmanın şişesini kullanıyorum” demiş.
Kim bilir Karatay Hoca da muhalif bir diyetin işe yaramadığını gösteriyor olamaz mı?!.
 
 
TEDAŞ ve GAZDAŞ’a bir çağrı
 
“Feridun Ağabey, Çerkezköy nüfusunun büyük çoğunluğu işçi olarak yaşayan bir bölgedir. İşçiler olarak bizler maaşımızı genelde ayın onunda alıyoruz. Doğalgaz faturalarımızın son ödeme tarihi ise ayın ikisi olarak geliyor. Her ayın sonundan önce tahsil ediliyor olması biz işçileri zorda bırakıyor. Faturamızı 3 gün içinde ödeyemediğimizde de doğalgazımızı kesiyorlar. Benzer durum elektrik faturasında da geçerli. Bu fatura ödeme tarihlerinin ayın 15’ine göre planlanması mümkün olmaz mı? Saygılarımızla.”
           M.R.-Tekirdağ
  
 
İzzet Baysal’ı tanımak ve tanıtmak
 
1985-89 yılları arasında yükseköğrenimimi yaparken İzzet Baysal Vakfı’nın kurulduğunu öğrenmiştim. İçinde bulunduğum sıkıntımı anlatan bir mektup yolladım. Burs başvurum kabul edildi. Üniversitenin 2. sınıfından itibaren 3 yıl boyunca düzenli olarak bursumu aldım. Bu sayede öğretmen olabildim. Eğer İzzet Baysal Vakfı maddi destek sunmasaydı okulu bırakma ihtimalim vardı. O zaman rahmetli Baysal'ın bana “Oğlum, senden sadece memlekete faydalı bir insan olmanı istiyorum” nasihatini tutmaya çalıştım. Ülkemizin 81 vilayetinin % 90’ını gördüm. Bulunduğum yerlerde Sayın Baysal’ı her fırsatta anlatmak istediğim de “O da kim?” şeklindeki sorularla karşılaştım. Keşke Baysal gibi 1000 tane insanımız daha olsa diye çok hayıflandığım olmuştur. Ultra lüks hayat sürüp hiçbir sosyal sorumluluk projesinde görev almayan, mal yığan, israf içinde yaşayan binlerce insanımız var. Eğitimde ileri gitmeden, Finlandiya seviyesine çıkmadan birçok meselemizi çözmemiz mümkün gözükmüyor. Sayın Baysal’ı senede bir hafta anmaktan öte onu örnek bir “rol model” olarak yazılarda, makalelerde filmlerde anlatmalıyız. Bolu’nun olduğu gibi Türkiye’nin bir markası olarak sunmalıyız.”
            Ali Özdemir-Bolu
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.