Altın madenimizi yabancılar mı işletiyor?

A -
A +
Merhabalar Feridun Ağabey. İzmir Bergama'da altın madeni olduğu malumunuz. Geçen gün o altın madeninin, İngilizler tarafından işletildiğini duydum. Kan beynime sıçradı tabii. Biliyoruz ki sömürgeci devletler, nice yıllar boyu Afrika gibi toprakların altın madenini, İran'ın petrolünü almış. Bergama'daki altın madenini kimin işlettiğini internetten araştırdım;
"Almanya ve Avustralya menşeli şirketlerin ortaklığında kurulan Eurogold firması 16 Ağustos 1989’da maden arama ruhsatı aldı, 1991’de tesis inşaatına ve maden için ön hazırlıklara başladı. 2005’ten beri Koza Altın İşletmeleri tarafından işletilen maden ocağı 90’lar ve 2000’lerde birçok kez el değiştirdi. Hisseleri Amerika, Almanya, Avusturya, Fransa ve Kanada menşeli şirketler arasında gidip geldi."
Bizim altın madenimizi 2005'e kadar nasıl yabancı şirketler kullanır? Biz, sömürge miyiz? Ruhsat alıp da dün altınımızı alanların, yarın da bor madenlerimizi, petrolümüzü almayacağının, alamayacağının bir garantisi var mı? Onların ruhsat almasını, bizim zenginliklerimizi çalmalarını engelleyen bir kanun var mı? Bu, az bir şey değildir efendim, devlet yetkililerinin bu konuya el atmalarını istirham ediyorum.
          Ramazan Can-İzmir
 
 
"Eğri cetvelden doğru çizgi olmaz”
 
Feridun Ağabey, ne olur bizim bu talebimizi yayınlayın. Devlet büyüklerimiz duysun sesimizi ne olur. Yıllardır yatıyoruz. Çok pişman olduk. Yuvalarımız perişan oldu. Kalan cezamız üzerimizde dursun. Bir daha suç işlersek onu da üzerine ekleyin.
Ben bu mektubu benim gibi cezası çok olan arkadaşlar adına yazdım. Tam 11 sene 8 aydır yatıyorum. Aldığım ceza ise yürekler acısı. Okusanız günlerce ağlarsınız Ağabey. Beş vilayette ve Uşak Cumhuriyet Başsavcılığınca haklarında yakalama kararı bulunan terör örgütü bağlantılı büyükbaş hayvan hırsızlarının yakalanmasında jandarma kolluk kuvvetlerine yardımcı olmak. Hırsızın birini çoban vurup öldürüyor. Hırsız ölünce ortada kimse kalmıyor. Hem çobana hem bana müebbet +10 yıl verdiler ağabey. Ben tam yirmi senedir gazetenizi okurum. Allah nasip ederse ölünceye kadar da okuyacağım. Şimdi devlet büyüklerimize ulaştırmanızı istediğim konuyu yazıyorum:
"Sayın devlet büyüklerimiz, bizler cinayet ve yaralama suçundan 2002-2003 yılından bu yana 14 sene-10 sene mahkûm yatan arkadaşlar var. Bizler devletimize polisimize, askerimize kurşun atmadık, atmayız da. Vatanımıza hainlik yapmadık, yapmayız da. Biz suçlarımızda büyük indirim bekliyorduk ama olmadı. Boynumuz bükük kaldı. Hasbelkader bir cinayete karışmış, müebbet almış arkadaşlar var. Yargının durumunu yazmaya gerek yok. Basından öğrendiğimize göre binlerce hâkim ve savcı görevden el çektirilmiş. Bu da bizlerin nasıl ve kimler tarafından yargılandığının bir göstergesi. Kimlerin bizi yargıladığı ortada… Eğri cetvelden doğru çizgi olmaz. Eğri ağacın gölgesi düzgün olmaz. Bu ihraç kararı verilen hâkim ve savcıların kararı doğru olur mu? Kaldı ki bizler çoğumuz kavgalı olduğumuz ailelerle barıştık. Aradan yıllar geçti. Çoğumuzun annesi babası vefat etti. Ama bizim burada boynumuz bükük kaldı. Yeni çıkan HKH ile az ceza alan arkadaşlar denetimli serbestlikten yararlandı. Müebbet cezası olan arkadaşlar da 2036’da tahliye olacaktı. 2035’te tahliye olacak. Bu bir yıl indirim nedir ki böyle?
Bütün bunlar göz önüne alınarak vatanına hainlik etmeyen, ağır cezası olan ve bin kere pişman olan arkadaşlara şöyle hatırı sayılır bir indirim yaparak sevindiremez misiniz?”
          Hikmet Özen-E.T.K.C İnfaz Kurumu/Uşak
 
 
Din görevlilerine de emeklilik yaşı 75 olmalı
 
Yıllarca devletimizin bir memuru olarak il ve ilçe müftülüğünde bulunmuş, yine devletimizin görevlendirmesiyle yurt dışında din hizmetlerinde görev yapmış, belirli bir sene sonra tekrar ülkemize gelmiş ve Diyanet'te müftü yardımcılığı ve vaiz olarak görev yapmış bir emekli din görevlisiyim.
Emekli olmamıza rağmen hâlen şehrimizin çeşitli camilerinde vaazlarıma devam ediyorum. Ama yaşımız 65 oldu diye kanunen bizim emekli olmamız gerekti ve bizi devletimiz emekli etti. Bizler de kamu adına sosyal hayatta insanlara vaaz ve nasihat veren kimseleriz. Devletimiz üniversitelerde akademik kadroların görevde kalabilmesi için emeklilik yaşını 75'e çıkarttı. Bizde niye 65 yaş ile sınırlı kaldı. Devlette bedensel güç gerektirmeyen, zihinsel görev yapan insanların yaşlandıkça tecrübeleri daha fazla olacağından bizleri emekli edip evlerimize hapsedeceğine devlet bizlerden son ana kadar niçin yararlanmaz ki? O bakımdan sizin aracılığınızla sesleniyorum; devletimiz diğer devlet kurumlarımızda da böylesi zihinsel ve fikrî olarak görev yapan memurlarını da emekli etmekte acele etmesin. Hatta emekli olduğu hâlde 75 yaşına kadar görev yapmak isteyenlere yeniden görev versin. Saygılarımla...
           Bir emekli din görevlisi-İstanbul
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.