Feridun Ağabey, ben bir SGK emeklisiyim. Bankalarla görüşülen maaş promosyonu yılan hikâyesine döndü. İşin teknik yönünü bilmiyorum ama şöyle bir şey düşünüyorum: Promosyon vermeleri için bütün bankaların oy birliği ile mutabakatı mı gerekiyor? Mesela, Ziraat Bankası, Halkbank, Vakıflar Bankası, PTT Bank, Ziraat Katılım Bankası gibi bankaların genel müdürlerine, Sayın Başbakan veya Sayın Cumhurbaşkanı “Size bir ay süre. Ne şartlarda ne kadar promosyon verebilirsiniz? Bana bir anlaşma metni getirin” diyemez mi? Bunun için ne engel var? Bunlar vermeye başladıktan sonra o nazlanan diğerleri de ilgiyi görünce kuzu kuzu kervana katılacaklardır hiç şüpheniz olmasın. Hatta aralarında rekabet olacak ve promosyon miktarında artışlara bile gidebileceklerdir.
Emeklilere mesela promosyonlar, birikimlerini işleterek kârlar vermeye, benzeri işler yapmaya yönelik bir emekli bankası kurulamaz mı? PTT Bank geniş altyapısıyla desteklenerek yapılandırılarak, bu işe yönlendirilemez mi?
Bir başka konu da bugün herkes, bankaların uyduruk hizmetler adı altında halkı tokatlamalarından şikâyetçi. Yabancı sermaye bile banka satın alarak bu ortamdan pay alabilmek için Türkiye’ye üşüşüyor.
Maalesef yetkililer bugüne kadar, zavallı halk gibi sadece seyretmekle ve halka “dikkat edin” gibi nasihat vermekle yetinmekteler. Et ve süt kurumu benzeri kurumlarla piyasalara müdahale edilip düzenlendiği gibi devlet kontrolündeki bankalar da yapılandırarak, organize edilerek desteklenerek halktan yana hizmete yönlendirerek, rekabet ortamı oluşturmak yoluyla tokatçı bankalar hizaya getirilemez mi? Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
Murat Aldeniz-Ankara
Bu acının tarifi yapılabilir mi?
“Feridun Ağabey, 17 Haziran tarihinde tam da bu köşede bir yazı okudum. Bir kardeşimiz babalar gününde doğmuş, ne güzel bir duygu. Ama işte duygular kişilere, yaşanmışlıklara ve yaşanacaklara göre değişir olsa… Evet, 19 Haziran benim de doğum günüm ama insan bazen ilk aşkı, hayatındaki ilk adamla tanışamayabiliyor maalesef. Şimdi ben bu boşluğu anlatsam size ama anlatamam ki… Bu acının tarifi yok… Kendini güvende hissedemeyişinin mi tarifini anlatayım. Bir komutansız kaldığını mı? Bilemedim… Bilemiyoruz...
Sevgili Babam, elbet bir gün o yüzünü görür, sana sıkı sıkı sarılırım... Ölümlü dünyadayız sonuçta…”
Rumuz: "Cyln"-Bursa
Verilmiş haklarımızı kim niye alıyor?
% 60 engelli bir vatandaşım. Engelli oluşumdan dolayı kendi aracımla İSPARK’lardan ücretsiz faydalanıyordum. Şimdi alınan ve kimin ne için aldığı belirsiz bir karar ile bizlerden ücret alınmaya başlandı. Şimdi soruyorum, sosyal devletlerde var olan hakların üzerine haklar katılırken bizlerden neden bu haklar geri alınıyor. Bizlerden alınan haklarımızı geri verilmesi için duyarlı olunması dileğiyle saygılar sunuyorum.”
Adnan Polat-İstanbul
Davet edildiğin yere erinme
Feridun Ağabey, bir iftar davetinde şahit oldum ve üzüldüm. Davetli olmadığı hâlde davet edilen masalarda gelip yemeğe oturmuşlardı ve çoğu oruç tutmuyordu. Ama gelip iftarda oruçlu gibi masaya oturmuşlardı. Fakat aynı davette bazı davetliler yer bulamadı ve çoğu da oruçluydu. Bir kere daha hatırladım o güzel sözü: “Davet edilen yere erinme, davet edilmediğin yerde görünme.”
Rumuz: “Feyyaz”