15 Temmuz'da ülkemiz işgal edilecekti. Bunun başka bir açıklaması yok. İstila edilecektik. İç savaş çıkacaktı. Eğitimde, savunmada, sağlıkta, teknolojide, bilimde on yıllarca geri kalacaktık.
1960 yılında yapılan ilk darbeden bu yana yaşanan tüm askerî gelişmelerin arkasında ABD, İngiltere, Almanya, İsrail, Fransa gibi ülkelerin derin yapılanmaları olduğu bilinen bir gerçek.
Dünyayı 500 büyük holding yönetiyor. Banka, nakliye, silah, ilaç, gıda, tarım, içecek, iletişim, medya holdingleri 8 milyar insanı istediği kalıba sokuyor. “Bu yıl şunu yiyeceksiniz” dediklerinde tüm dünya onu yiyor. Ne giyeceğimizi, nereye gideceğimizi, neyi izleyeceğimizi hep esasında onlar belirliyor.
Orta Doğu’daki çoğu terör örgütünün arkasında da yine o tröstler var. Türkiye’de bir operasyon yapacakları zaman bu vesayetçi yapılanmaları kullanıyorlar… Dünyayı istediği gibi şekillendiren medyadır. 1990’larda başlayan özel TV yayıncılığının çeyrek asırda halka sunduğu bilgilere bakarsanız çoğu asparagas/yalan/uydurma/sahte/gereksiz bilgilerden oluşuyor. Halkımız nice sahte yayınlar yüzünden dinini, dilini, ahlakını, tarihini, töresini, mutfağını öğrenmiyor. Bu konuları bizim kültürümüze göre anlatan, idrak ettiren yayınlar, programlar, filmler niçin çıkmıyor? Biraz da bu konuda kafa yorulsa olmaz mı? Bu konuları anlatan aydınlara o kadar ihtiyacımız var ki?
Rumuz: “Vatandaş”-İstanbul
Onun bu hâline çok üzülüyorum
Feridun Ağabey, ben babamı size şikâyet ediyorum. Çünkü benim babam artık bizi hiç sevmiyor. Bizimle hiç birlikte olmuyor. Babam çok sinirli bir adam değildi. Şimdi çok sinirli birisi oldu. Evde bizimle hiç konuşmuyor. Sanki bizi yok sayıyor. Eve gelince seviniyorum belki bu akşam bizimle oturur diyorum ama nafile. Konuşma da konuşturmuyor. Televizyonda maç olunca hepimiz taraftar gibi oluyoruz. Odalardan ses çıkmasını istemiyor. Maç olmadığı akşamlar da yemeğini bile bilgisayarda masasının başına istiyor. Bilgisayarda paylaştığı şeyler hep iyilik, güzellik, vatan millet sevgisi üzerine. Ama kendi sitesinde dünyayı selamlayan babam evde kendi çocuklarıyla bir kelime konuşmuyor. Üstelik babam mesleği olmayan bir adam değil. Kendisi bir firmada börek ustası olarak çalışıyor. Ama korkarım bu gidişle işten çıkartırlar. Çünkü sabahlara kadar bilgisayar başında ve kendisi de işe erken gitmek zorunda. Onun bu hâline çok üzülüyorum. Biz çocuk olarak bilgisayar düşkünü olmamız beklenirken babam bize sahip çıkması gerekirken biz evde babamın bu bilgisayar hastalığından illallah diyoruz. Onun bu maç hastalığı sonra da bu internet hastalığı onu bizden kopardı. Babam artık hayatta yaşasa da "ruh" gibi dolaşıyor. Buna çok üzülüyorum. Babamın bu bağımlılıktan nasıl kurtulacağını öğrenmek istiyorum. Var mı bunun bir çaresi? Selamlar...
Murat K.-İstanbul
“Artık bizi bu muhtardan kurtarın!”
İzmir Karabağlar’dan iki sayfa mektup yazan ve isminin mahfuz (saklı) tutulmasını isteyen bir okuyucumuz Antalya’nın Akseki ilçesindeki ismini belirttiği bir köyün muhtarıyla ilgili hayli enteresan ve üzüntü verici bilgiler göndermiş. İsim yer ve zaman bilgilerini de vererek yıllar öncesinden tecavüzden tevkif edildiğini ve ağır ceza mahkemesince mahkûm edildiğini, bu suçu işlerken de muhtar olduğunu. Cezaevinden çıktıktan sonra da yine tehditlerle köy halkından oy isteyip muhtar olduğunu söylüyor. Muhtarlığı dönemlerinde köydeki kendi ailesindeki yakınlarının arsaları da dâhil olmak üzere birçoğunu mülküne geçirdiğini köyün ormanlık alanlarını ve meralarını para karşılığı sürü sahiplerine kiraya verdiğini söylüyor. Köyde iş yaptıracakken önce kendisine de para verilmesi teklifini yaptığını kabul eden olmazsa köy dışından adam bulup çalıştırdığını söylüyor. Seçimlerde hile yaptığını ve her defasında kendisinin muhtar seçilmesini sağladığını söylüyor. Beş sene kadar önce köyde engelli bir akrabasını bile cami şadırvanında dövdüğünü ve bir hafta komada yattığını anlatıyor. Çok ciddi ve vahim şikâyetlerde isim yer ve zaman veriyor. Ve sonuç olarak "artık bu kişiyi görevden alınız!” diyor. Ancak bu konular tamamen adli mercilere ve hukuk çerçevesinde müracaat yapılması gereken konulardır. Bize gönderdiğiniz uzun mektubu aynı şekilde bölgenizdeki savcılıklara da verebilirsiniz.