Sayın Feridun Ağabey, ben Türkiye gazetesinin ilk günden beri abonesiyim. Gönderdiğim yazımı lütfen gazetenizde yayınlar mısınız?
Sayın Başbakanım, malumunuz 7.1. 2015 tarihinde Anayasa Mahkemesi memur emeklilerinin 30 yıldan fazla ikramiye ile ilgili kanununu iptal etti. İkramiye farkı almak için bazı emekliler dava açtı ise de bazı bölge idare mahkemeleri konu ile ilgili yanlış kararlar vermekteler. Mahkeme kararı ile “emekli olduğu tarihte derecesi ne ise ona göre ikramiye ödenir” denilmekte. Örneğin ben 1985 senesi 1. ayın 23’ünde emekli oldum. Dava açmayacağım. Çünkü dava açsam 8 veya 10 lira gibi çok komik bir para alacağım. Oysa dava açma masrafı en az üç yüz-dört yüz lira. Çık işin içinden çıkabilirsen. Sayın Başbakanım 21 senelik para şimdi pul oldu. Sıfırlar atıldı. Bizim hakkımız bu dünyada böyle mi verilecek? Yoksa mahşere mi kalacak?
İkinci dileğim de memur emeklilerinin intibakı yapılmadı. Onun da bir an önce yapılmasını üstün saygılarımla arz ederim. (39 sene iki ay hizmet gören memur emeklisi) Osman Karaarslan-Düzce
İlgililer isterse bir çözüm bulabilir
“Sayın Feridun Ağabey, köşenizi ilgi ile izliyoruz. Müteşekkiriz. Bendenizin de bir dileği var. Anayasa Mahkemesinin 25.12.2014 tarihli, memur emeklilerine 30 yılı aşan hizmet süreleri için de ikramiye ödenmesi yönünde karar alması üzerine, 1 yılı mütecaviz (geçkin) zamandan beri, Sosyal Güvenlik Kurumuna verdiğim dilekçem ve alınan cevap sonrası bir avukata vekalet vermiş olmama rağmen bugüne kadar bir sonuç alamadım.
Benden önce başvurmuş olan tek tük kişilerin alacaklarını gıpta ile izliyoruz. Yasalarla verilmiş bu hakkın, neden diğer emeklilik işlemlerimiz gibi sicilimizden hesap edilerek, bankamızdaki maaş hesaplarımıza yollanmadığına bir mana veremiyorum.
Çoğu ileri yaştaki ellerinde baston omuzlarında helva tavası ile dolaşan halsiz dermansız bitkin kişilerin binlerce lira avukat ve noter ücreti ödeyecek yedek paraları ve merdivenleri çıkacak güçleri var mı? Yazık oluyor. İlgililer isterse bir çözüm bulabilir ümidindeyim. Saygılarımla.”
Nizamettin Kayral-Bakırköy/İstanbul
Tahsil edilen valf (vana) paraları ne oluyor
Sayın Feridun Ağabey, zat-ı âlinize ve kıymetli mesai arkadaşlarınıza en kalbi selamlarımı, şükranlarımı sunarım. Hayırlı bir hizmet yaptığınız için kutlarım. Ağabey, Kocaeli İSU kurumunca, “binanıza şebekeden su bağlarken kullanılacak “ denilerek benden valf (vana) parası alındığı hâlde, suyu bağlamaya tesisatı yapmaya geldiklerinde bana yeniden vana aldırdılar.
“Size valf parasını ödedim, şimdi benden niçin tekrar istiyorsunuz?” diye tepkime cevap olarak makbuzda yazılı isim “valf, vana değil. Bize vana getirirsen binaya su bağlarız, getirmezsen bırakır gideriz” dediler. Bu durumda ne diyebilirdim! Gidip vana alıp getirdim verdim. Böylece binama su bağlandı. Bu uygulamanın bir tek bana değil, yeni inşa edilen tüm bina sahiplerine tatbik edildiğini öğrendim. Peki o zaman tahsil edilen valf (vana) paraları ne oluyor? Tıpkı belediyelerin otopark parası alıp, otopark yapmaması gibi!..
Talha Biber-Kocaeli
Köre “kör” denilmeyen bir ülkede...
Sevgili Feridun Ağabey, kibarlık ve nezaketten köre “kör” sağıra “sağır” denilmeyen bu kibar ülkede, müşterilerine “değerli müşterimiz” diyen bankalar, GSM operatörleri, belediyeler vb. müşterisi bir şekilde parasını ödeyemez hâle geldiği ve konu hukuka intikal ettiğinde neden birden değerli olmaktan çıkar. Neden birden onur kırıcı ve etraftaki 3. Şahıslar tarafından küçük düşürücü bir ifadeyle “borçlu” diye isimlendirilir. Ödemediği borç olsa bile niçin ona yine önceden olduğu gibi “değerli müşterimiz” denilmez?
Muharrem İşler-Ankara