Bu gelen haber sevindirici bir haberdi. Çünkü bir esnafın halka yönelik kampanyasından söz ediliyordu. Böyle hoş kampanyalarla hem kendisine yeni bir tanıtım yolu çizen hem uygulamasıyla kültürümüzü yaşatan ve fakir fukaraya hizmet etmiş olan insanlarımıza bu köşeden teşekkür etmek de bize düşüyor.
İşte bunlardan biri de Çerkezköy'de Atatürk Caddesi'nde hizmet veren bir lokanta. Bu lokantanın ne özelliği var derseniz sabah iki saat, akşam iki saat olmak üzere günün 4 saati mercimek çorbasını 1 liradan satacağını duyuruyor.
Bu soğuk kış gününde parası olmayan da gelsin sıcak bir çorba içsin istiyor. Hem yerli yersiz her önüne gelenin zam yaptığı bir ortamda zamları protesto ediyor hem vatandaşına yaptığı hoş bir sürprizle gönül alıyor geleneğimize göreneğimize inançlarımıza göre de nice fakir fukarayı doyuracağı için sevap alıyor.
Bu esnaf Çerkezköy’den Muammer Bursalı... Bu esnafımız kampanyasını şubat ayı sonuna kadar sürdüreceğini söylüyor.
Peki şubat sonrası ne yapacağını da söylüyor mu? Yine eskisi gibi çorbayı 6 liradan mı satacak?
Hayır… Aksine diyor ki bu gözü tok gönlü zengin esnafımız mart ayından sonra da askıda çorba kampanyası başlatacağım. Askıda çorba ile de ilk önce kendisi günde on çorbayı askıda olarak kendisi ikram edeceğini söylüyor. Ahi Evran geleneğini yaşatan Çerkezköy’deki Edirne Tava Ciğercisi olan bu esnafımıza buradan teşekkür ediyoruz.”
Cadde ve sokaklardaki enerji israfı
Beylikdüzü Marmara Mahallesindeki Kadir Topbaş Parkı etrafındaki caddelerde sokak lambaları, güneş batmadan bir saat evvel yanmaya başlıyor. Güneş doğduktan sonra da bir saat geç sönüyor. Bu şekilde bu sokak lambaları günde iki saat lüzumsuzca yanmış oluyor. İki saat enerji israfı oluyor.
Bu durumu bir dilekçe ile hem Beylikdüzü Belediyesine hem Avcılar’daki Boğaziçi Elektrik Dağıtım Şirketine bildirdim. Herhangi bir sonuç alınamadı. Bu israf yalnız burada değil pek çok caddelerde; hatta E-5 gibi ana caddelerde de görülüyor. Acaba bunu ayarlayanlar, saatlerin ileri-geri alınmasına göre yeniden güncellemiyorlar mı? Bu ayarlar ışığa ayarlı sensör ile olmuyor mu bunları bilemiyorum. Bildiğim bir şey var ise her gün iki saat enerji israfının sokak lambalarında yaşandığıdır.
Bu yazıyı yayınlarsanız ümit ederiz ki Bakanlık ilgililerinin dikkatini çeker de büyük bir enerji israfının önüne geçilmiş olur. Saygılarımızla...
İsmail Sezer-Yakuplu/İstanbul
“Ben sevdim oldu” demek yetiyor mu?
Bankacı tanıdığım bir genç vardı. Bu bayan bir genç ile evlenmek istemişti ama ailesi bu evliliğe karşı çıkmıştı. Genç kız hislerinin yoğunluğu ile kimseden yardım ve destek de alamayınca kendini yüksek bir yerden aşağı atar. Yer fazla yüksek olmasa bile belinden ve ayaklarından sakat kalır. Ailesi bu defa kızlarının evlenmesine istemeyerek de olsa razı olurlar. Bu evlilikten çocukları olur. Lakin işin enteresan yanı bu evlilikte huzursuzluk da evlilikle birlikte devam etmektedir. Bir gün telefonda bu bayan eşimi aramış. Çünkü bankada beraber çalışmışlıkları var. Eşim hâl hatır sorarken eşiyle arasını sorar. Kadıncağızın verdiği cevap şoke edicidir:
“Eşimle kanlı bıçaklı ayrıldık. Şükür ondan kurtuldum!..”
Bu yaşanan aile dramı bence şu mesajı vermekte değil midir? Evlenen kişilerin kendi rızaları da alınarak ama işin bir de ahlaki, kültürel ekonomik ve eskilerin “küfüv” dediği (bilgi, kültür, soy sop, mal mülk, yaş vb. gibi) denklik konusunda, tecrübeli olan anne ve babanın da fikrine saygı göstermek onların düşüncelerini yabana atmamak da gerekmez mi?
Yanlış evlilikler, yalnız eşleri değil, çocukları hatta torunları bile olumsuz etkilenmektedir. Aile toplumun çekirdeğidir evet ama aileyi kurarken sadece “ben sevdim oldu” gibi sadece arzu ve heves üzerine evliliği bina etmemek gerekir.
Rumuz: N.A.-İstanbul
Derdimi anlatsam yayınlanır mı?
“Feridun Ağabey, yazılarınızı zevkle okuyorum. Benim de ne dertlerim var ama anlatsam yayınlar mısınız?” diyerek aslında derdini söyleme öz güvenini yakalayamadığını zannettiğimiz Bolu’dan Selçuk isimli okuyucumuza ve bu vesileyle bu düşünce içinde olan okuyucularımıza diyoruz ki: “Bu köşe sizin köşeniz, anlatsam yayınlanır mı?” diye düşüneceğinize yazın gönderin, bir de “yayınlanır mı?” diye dert etmeyin.