Sevgili Feridun Ağabey, bizim dinimiz çok güzeldir. Bizim dinimiz insanlara temiz olmayı emreder. Çağlara ve zamana bağlı olmadan Müslümanlar her zaman temizdir. Orta Çağ Avrupası temizlik konusunda düne kadar çok gerilerdeydi. Koskoca Versay Sarayında banyo ve tuvalet bulunmuyordu. İnsanlar lazımlıkları pencereden dışarı atıyorlardı.
Ben bunları çocuğuma anlatıp ona bizim güzel dinimizi öğretmeye ve sevdirmeye çalışırken çocuğum bana bir soru sordu ki hayretten dondum kaldım. Dedi ki:
“Şimdi de Müslümanlar köpeklerinin pisliklerini sokağa atıyorlar bu nasıl oluyor?!.”
Ne diyeceğimi bilemedim. Günümüzde evlerde her odaya girip çıkacak şekilde köpek beslemeye mi, değişik türde hayvan beslemeye mi cevap vermeye çalışayım, besledikleri hayvanların atıklarını çevreyi düşünmeden rastgele sokaklara atanları mı? Çocuğum haklıydı ama benim üzülmekten başka yapabileceğim bir şey yoktu.
Ben İzmir Karşıyaka'da oturuyorum. Güya etrafımızda modern ve elit insanlar var. Artık kaldırımlarda yürüyemez olduk köpek pisliğinden. Yorumu size bırakıyorum. Saygılar...
Bahar Selimgil-İzmir
Yaptığınız biraz kolaycılık olmuyor mu?
Feridun Ağabey, bu yazımı büyük firmalara ulaştırır mısınız? Çevremiz ekonomik krizle boğuşurken çok şükür ülkemiz büyüme hızı % 4’ün altına düşmeyen bir ekonomiye sahip. Ama biz küçük esnaflar kepenk kapatma ile karşı karşıyayız. İnanın artık çoğu kez siftah yapmadan dükkân kapatır hâle geldik. Çünkü Dünya devleriyle yarışması gereken büyük firmalarımız bizimle rekabet ediyor. Koskoca alışveriş merkezlerinde koskoca firmalar terlik, tabak çanak, levazımat satıyor. Mahalle arasında iş yapmaya çalışan her türlü küçük esnafın satacağı ürünler büyük firmaların ürünleri arasında yer alıyor. Bisküvici olan firma tereyağına süte de, ayrana da, hazır çorbaya el atıyor, otomobil üreten firma terlik AVM’lerinde çekiç pense levazımat satıyor. Dondurmacı firma tarhanaya el atıyor. Baklavacı firma reçel satıyor... Diyorum ki başarı bu mu? Ülke ekonomisine hizmet bu mu? Nedir yani?
İstediğiniz devlet bankasından istediğiniz kredi emrinizde. İstediğiniz yasa gerektiğinde size göre çıkartılıyor. Küçük esnaf ise en yakınındaki banka şubesinden bile kredi almakta zorlanıyor. Elinizdeki bunca imkânı “ülkeye yatırım ve istihdama yönelik başka ne yapabilirim?” sorusuna cevap aramak yerine küçük esnafın müşterisini elinden almaya yönelik perakendeye toptan el atmak için kullanmak biraz kolaycılık olmuyor mu?
Size yakışan bu değil… Siz devlet gibi olmuş büyük firmalarsınız. Gururumuz olmalısınız. Dünyaya yön veren büyük devlerle yarışmalı, ülkeye bu anlamda yatırıma yönelmelisiniz. Ama siz kendinize rakip olarak mahalle esnafını seçiyorsunuz. Ve inanın açtığınız her bir perakende mağazası etrafınızda onlarca esnafı kurutuyor. Aileler mağdur oluyor. Esnafı yok etmeyin.
"Küçük esnaf" Semih
Emekliye zam hakkında detaylı bilgisi olan var mı?
Feridun Ağabey, ben "isteğe bağlı sigorta" emeklisiyim. Benim maaşım zamlardan önce 1835 lira idi. Eğer söylenildiği gibi % 6 zam verilse 85 lira gibi bir zam eder. O zaman da benim elime 1989 lira para geçmesi lazım. Ama benim elime geçen 1875 liradır. Feridun Ağabey, yetkililerimiz yılbaşından önce yılın ilk altı aylık diliminde % 6 ikinci diliminde % 5 zam olacak diye açıklamışlardı. Biz böyle anladık. Yaklaşık alacağımızı buna göre hesap ettik. Nerede bir yanlışlık var? Bu konuda detaylı bilgisi olan var mı? Bizi bilgilendirebilirler mi? Bizler normal zam mı aldık? Enflasyon farkı mı aldık? Her ikisini de almadığımız kesin ama bu zamlar neyin zammı? Konuyla ilgili bir açıklamada bulunulursa seviniriz. Saygılarımızla...
Ömer Topbaş-Ankara
Tüccarın elinde oyuncak olduk
Feridun Ağabey, Sayın Cumhurbaşkanımız muhtarları topladığı gibi bir kere de biz köylüleri toplayıp derdimizi dinlese ne iyi olur. Biz köylüler derdimizi Cumhurbaşkanımıza iletmek istiyoruz. İnanın domatesi bile istediğimiz fiyata satamıyoruz. Ekip biçme son buluyor. Arazilerimiz topraklarımız boş duruyor. Lütfen vekillerimiz köylüyle ilgili de mecliste kafa yorsun. Köylü toprakta çalışsın ama biraz devletini yanında hissetsin. Kabzımalların tüccarların elinde oyuncak etmesin. Samsun Bafra ve Çarşamba ovaları inanın iki Türkiye’yi doyurur. Ama köylü domatesini tarlada 50 kuruşa verip marketten 4 liraya almak zorunda kalıyor. Hayvancılık da öyle zor durumda ve hayvancılık yapılamadığı için millet pahalılıktan et alamıyor. Doktorlar et ve balık çok yiyin diyorlar ama kilosu kaça alabiliyor musun diye sormuyorlar. Köylünün hakkını versinler de daha çok ekip biçsin, daha çok hayvan beslensin. Çiftçimizin köylümüzün yüzü gülsün. Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız bizim derdimizle de ilgilensin. Onlar ilgilenirlerse bizim yüzümüz güler. Selamlar...
"Köylü Kardeşiniz" Mehmet Can