Feridun Ağabey; dünyanın gelişmiş ülkeleri arasına girmeye yürüyen Türkiye, “MERNİS” ve “E-DEVLET” gibi çok önemli projeleri de hayata uyguluyor. https://www.turkiye.gov.tr/ üzerinden “E-DEVLET” şifremizle sisteme giriş yaptığımızda bizlere büyük kolaylıklar sağlıyor. SGK, trafik cezası, mahalle polisimiz, üzerimizde kayıtlı telefon hatları, çocuğumuzun okul ve not durumu, sabıka kaydı, askerlik belgesi hatta mezar yeri bile sorgulayabiliyorsunuz.
Aklımıza dahi gelmeyecek sayısız hizmeti, oturduğumuz yerden almamızı sağlayan, bizleri birçok kurumun kapısında kuyruklarda beklemekten kurtaran “E-DEVLET” hizmetinin yöneticilerinden bir ricamız daha var:
Kredi kartı ve mevduat hesabımız bulunan bankalarla ilgili bilgilerin de “E-DEVLET” sistemine eklenmesi. Bundan kastımız; “hangi bankada kaç paramız var, mevduat hesaplarımızdaki hesap hareketleri nasıl…” gibi bilgiler değil. Sadece hangi banka veya bankalarda hesabımızın bulunduğu, üzerimizde hangi bankaya ait kredi kaydının bulunduğu şeklindeki bilgilerin bulunması yeterlidir. Bu bilgilerin bizim açımızdan önemi şu: Bilindiği gibi bankalar artık her mevduat hesabından yüklü bir “HESAP İŞLETİM ÜCRETİ”, her kredi kartından da “ÜYELİK ÜCRETİ” adı altında yüklü bir para alıyor. Bundan kurtulmak için iptal ettiğiniz veya iptal ettiğinizi zannettiğiniz bir hesap veya kredi kartı ile ilgili olarak bir süre sonra karşınıza küçümsenemeyecek borçlar çıkabiliyor. Kaldı ki; kredi kartınızla ilgili bilgi almak için ilgili bankayı aradığınızda karşınıza çıkan “SESLİ TELEFON BANKACILIĞI” sistemi, sinirlerinizi altüst edecek biçimde sizi o numaradan o numaraya gezdirdikten sonra, hiçbir işlem yapamadan kendinizi bir anda yine en başa dönmüş buluyorsunuz.
Sözünü ettiğimiz bilgiler “E-DEVLET”te yer alırsa, zaman zaman bunlarla ilgili kontrolleri yapabilme imkânına sahip olabiliriz. … Saygılarımızla…
Abdulhakim Kökcü- İstanbul
Hak-hukuk-avukat-baro ve deve hikâyesi
Sayın Feridun Ağabey, adaletin bir parçası sayılan İstanbul Barosu’nun trajikomik bir uygulamasını kamuoyu ile paylaşmak için bu yazıyı yazıyorum.
Kiracım kira ödemesini bir türlü yapmayıp her türlü iyi niyetime rağmen kira ödemesiyle ilgili sonuç alamayınca kiracımı mahkemeye verdim. Mahkeme hem tahliyeye hem de 18-20 bin TL tutarında borcumun ödenmesine karar verdi. Belirli bir süre sonra da karar kesinleşti. Bu defa kesinleşmiş ilamın, icra yoluyla gereğinin yapılması için bir avukat ile görüştüm. Avukat benden 3000 TL para istedi ve 2000 TL’sini peşin aldı. Aramızda bir de protokol imzaladık. Protokolde detayları yazıldı. Bir hafta içerisinde icra yoluyla tahliye gerçekleştirecek idi ve 1000 TL’sini de o zaman alacaktı. Bu süre bana pek inandırıcı gelmediği için 15 gün süre yazdırdım. Nitekim aradan haftalar aylar geçti. Sonuç alınamayınca avukat ile aramızda sert tartışmalar geçti. Bu arada avukatın benden gizli kiracı ile iletişime geçtiğini de öğrendim. Benim ısrarlarım sonucunda ibradan vekâlet aldığı tarihten tam 2 ay sonra icraya müracaatını öğrendim. İcra Müdürlüğüne gittim. Müdürlük evrakın hazır olduğunu ama avukatın beklendiğini söyledi. Bunun üzerine kiracı ile anlaşma yolunu denedim ve onu binadan tahliye ettim. Avukatın bu tutumunu şikâyet için de İstanbul Barosuna 2015 Temmuz ayı başında ekleri ile birlikte bir dilekçe verdim. Aradan 6 ay geçti. Her ay, kararı öğrenmek için telefonla da sordum. En son bu ay içinde sorduğumda ilgili bana dosyamın tekemmül ettiğini (tamamlandığını) ama bana bildirilmesi için benim müracaat tarihimden bir yıl geçmesini beklediklerini söylediler. Bu mantık dışı absürt cevaba sadece şaşırdım ve aklıma deve hikayesi geldi. Hani bilirsiniz deveye sormuşlar:
“Senin boynun neden eğri?”
Deve “nerem doğru ki?” demiş.
Osman Salihoğlu-Kadıköy/İstanbul
İnsanın en mutlu olduğu yaş
“Feridun Ağabey, ortalama 70-80 yıl yaşayan bir insan toplamda 25 bin gün bu dünyada misafir olarak kalıyor. Şöyle ki, ilk 20 yıl çocukluk ve gençlik, son 20 yıl ihtiyarlık kenara ayrıldığında geriye 30 ila 40 yıl kalıyor. Ortalama 25 yaşında iş güç sahibi olan bir insan 40-45 yaşından sonra gelebileceği yere geliyor. Çocukları yetişip evden uçuyor. Şuurlu yaşayan kendini geliştiren bir insanın 45-46 yaşından sonra en dingin yılları başlıyor. Hiçbir şekilde okumayan, öğrenmeyen, miskin hayat sürenler başarıyı yakalayamıyor. Başarı olmayınca para, huzur, refah olmuyor” diyen eğitimci-yazar
Ali Özdemir isimli
Bolulu okuyucumuz bir de “
Siz de Başarılı Olabilirsiniz” isimli kitap yazmış. Eh ne diyelim biz de kendisine yazarlığında ve yayıncılığında başarılar diliyoruz.”